<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Aug 2026 08:18:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.6</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Eğitim &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL; ÖZGÜR ÖZEL NE KONUŞTU?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/11/coskun-kartal-ozgur-ozel-ne-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185279</guid>

					<description><![CDATA[Son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim : Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda “terörsüz Türkiye” adı verilen süreçle ilgili konuşması, bir siyasetçiden dinlediğim en apolitik, en oportünist ve en demagogca konuşmaydı! Bu konuşma, aynı zamanda, anketlerde birinci çıkan Yeni Parti’nin, kendisini tüm topluma kabul ettirmek için önüne çıkan en önemli fırsatın heba edilmesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim :</p>



<p>Yeni Parti Genel Başkanı <strong>Özgür Özel’in</strong> Meclis genel kurulunda “terörsüz Türkiye” adı verilen süreçle ilgili konuşması, bir siyasetçiden dinlediğim en <strong>apolitik</strong>, en <strong>oportünist</strong> ve en <strong>demagogca</strong> konuşmaydı!</p>



<p>Bu konuşma, aynı zamanda, anketlerde birinci çıkan Yeni Parti’nin, kendisini tüm topluma kabul ettirmek için önüne çıkan en önemli fırsatın heba edilmesi anlamına geliyordu.</p>



<p>Özgür Özel ve ona destek veren parti yöneticileri, böylece partinin siyaseten kendini kanıtlamasının, politik kimliğinin toplum tarafından tescil edilmesinin de önüne geçmiş oldular !</p>



<p>Şimdi, siyasetçinin çapsızlığını da gösteren tavırsızlığı, tasarının bütün yanlışları ve eksiklerini baştan söyleyip bir virgül koyarak “ancak bütün bunlara rağmen evet oyu vereceğiz” sözünü açıklamaya çalışıyorlar.</p>



<p>Umarım,&nbsp; açıklayabilirler!</p>



<p>Özgür bey,&nbsp; ıkına sıkına nasıl evet diyeceğini anlatmaya çalışırken, keşke 12 Eylül anayasa dilinin “ancak”çılığından sıyrılabilse idi!</p>



<p>Zira o dil, ülkenin insanlarını, politika dışı,&nbsp; depolitik hatta apolitik hale getirmeyi amaçlayan bir dildi.</p>



<p>“<strong>Hayır</strong>” demen gerektiğinin bilincinde olduğun bir tasarıya, toplumda karşılığı da olmadan “<strong>evet</strong>” demek, diyebilmek politikasızlığın dik alasıdır.</p>



<p>Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir rejimde “<strong>apolitik</strong>” iktidar da siyasal parti de, hatta dikta yönetimi de  görülmemiştir!</p>



<p>Bunun dışında, tasarıyı desteklediği var sayılan Kürtlerin oylarının bu şekilde Yeni Parti’ye akacağı sanılıyorsa, bu hem ham hayalden ibarettir hem de açık bir fırsatçılık, yani oportünizmdir.</p>



<p>Girişte saydığım üçüncü niteleme, Özel’in konuşmasının “demagogça” olduğuydu.</p>



<p>Eğer çok büyük izleyici kitlesine sahip bir konuşmada sol gösterip sağ vuruyorsanız, yanlışları sayıp bunları kabul ettikten sonra tam tersi oy kullanacağınızı açıklıyorsanız, bunun adı sizi destekleyenleri manipüle etmeye çalışmaktır.</p>



<p>Yani, demagojinin dik alasıdır!</p>



<p>Özgür bey, bu en önemli siyasal sınavında böyle bir tavırsızlık içine girmek için kimden akıl aldıysa kolay onarılmaz bir yanlış yapmıştır!</p>



<p>Yok eğer, CHP genel başkanlığından uzaklaştırılmasından sonra gösterdiği direnişin gördüğü destekten kazandığı özgüvenle her hareketinin aynı coşkuyla destekleneceğini sanıyorsa, daha büyük bir yanlışa imza atmış demektir!</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</li>
</ul>



<p>Meclis genel kurulunda&nbsp; “terörsüz Türkiye” adı verilen yasa görüşülürken, tüm grupların ve partilerin sözcülerinin konuşma sırası kendilerine geldiğinde ne söyleyecekleri aşağı yukarı biliniyordu.&nbsp;</p>



<p>Kimin yasaya evet diyeceği, kimin&nbsp; hayır oyu kullanacağı net olarak belliydi.</p>



<p><strong>Yeni Parti </strong>dışında !</p>



<p>Daha doğrusu, komisyonda evet diyen partinin genel kurulda bunu hayır oyu ile değiştireceğine dair somut bir işaret yoktu.</p>



<p>Lakin, sürece karşı olan ve siyasal yaşamımızın bu en yeni partisine gönül verenler, yine de içten içe bir umut besliyorlardı.</p>



<p>Bu umudu doğuran, genel başkan Özgür Özel’in her an bir sürpriz yapacakmış gibi tavırları, yasa tasarısının hazırlanış biçimi başta olmak üzere pek çok eksikliğine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan eleştirilerine vurgu yapan sözleriydi.&nbsp;</p>



<p>Bir de genel kurul oturumu öncesinde partisinin kapalı grup toplantısında milletvekillerine “bana güvenin” demesi, beklentileri arttırıyordu.</p>



<p>Olmadı, güvenenler hayal kırıklığına uğradı.</p>



<p>Üstelik, hakim olamayacağını anladığından olsa gerek, grubunu oy verirken serbest bırakması da ve milletvekillerinin yarısından çoğunun hayır oyu vermesi, çok önemli bir zafiyetin göstergesiydi.</p>



<p>İkiye bölünmüş grubun lideri olarak Özgür bey, süreci yönetmeyi becerememişti.</p>



<p>Öylesine kendi içlerine dönmüştüler ki, butlan CHP’si, SHP’nin 1989’daki Güneydoğu Raporunu “biz hazırladık” diye sunabiliyor, buna karşın Yeni Parti’den çıt çıkmıyordu.</p>



<p>Oysa o rapor yayınlandığında Kemal Kılıçdaroğlu kendi ifadesine göre Turgut Özal’la başbakanlık konutunda bürokrat olarak geceleri birlikte çalışıyordu.</p>



<p>Yeni Parti, 1980’lerde CHP tabanını kucaklayan, her fırsatta sosyal demokrat kimliğini vurgulayan&nbsp; Erdal İnönü’nün SHP’sinin adını bile anmıyordu.</p>



<p>Bu yaşananlar, sosyal demokrat anıların bile butlarla yönetilen bir partiye bırakılması, ideolojisiz kurulan bir partinin kısa yoldan tükeniş göstergesiydi.</p>



<p>Umarım, sık sık dedikleri gibi “her şey güzel olur!”</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Devlet aklı nerede duruyor?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/10/ismet-hergunsen-devlet-akli-nerede-duruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet aklı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185249</guid>

					<description><![CDATA[Sınırlarımızın hemen ötesinde kriz ve gerilimler; savaş, ateşkes ve barış ekseninde gidip gelirken güvenlik açısından iki toplantı geride kaldı.  İlki, milli gücün en önemli unsurlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yönetici kadrosunun yeniden şekillendirildiği Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısıydı. TSK açısından son çeyrek asra damgasını vuran değişikliklerin ilk adımı, İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sınırlarımızın hemen ötesinde kriz ve gerilimler; savaş, ateşkes ve barış ekseninde gidip gelirken güvenlik açısından <strong>iki toplantı</strong> geride kaldı. </p>



<p>İlki, milli gücün en önemli unsurlarından biri olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yönetici kadrosunun yeniden şekillendirildiği Yüksek Askeri Şura <strong>(YAŞ)</strong> toplantısıydı.</p>



<p>TSK açısından son çeyrek asra damgasını vuran değişikliklerin ilk adımı, İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinde yapılan düzenlemeydi.&nbsp;</p>



<p>Önceki düzenlemede TSK’nın görevi,&nbsp;“Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumak”&nbsp;olarak belirlenmişti.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Yeni düzenlemeye göre ise görev,&nbsp;¨Yurt dışından gelecek tehditlere karşı vatanı savunmak, caydırıcılığı güçlendirmek, TBMM kararıyla yurt dışında verilen görevleri yapmak ve uluslararası barışa yardımcı olmak¨&nbsp;şeklinde tanımlanmıştı.&nbsp;</p>



<p>Son düzenleme, özellikle tehdidin <strong>dış tehditlerle</strong> sınırlandırılması bakımından o günlerde hayli tartışılmıştı.</p>



<p>15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin ardından TSK’da gerçekleştirilen köklü değişikliklerden biri de YAŞ yapısına ilişkin düzenlemeydi.</p>



<p>Görev alanı olmayan bazı bakanların Şura’ya dahil edilmesi ve toplantıların iki-üç saat gibi kısa sürelerde tamamlanması, YAŞ işlevi ve etkinliği konusunda tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>



<p>Daha da önemlisi, görevde veya emekli personelin özlük hakları ile TSK’nın modernizasyonu gibi başlıkların ele alındığı ikinci YAŞ toplantılarının kaldırılması, askeri alandan yürütmeye doğrudan ve ilk ağızdan değerlendirme aktarılması imkanını da zayıflatmış gibi görünmektedir.</p>



<p>Günümüzde kamuoyunda sıkça gündeme gelen şehit ve gazi ailelerinin sorunları, astsubayların özlük hakları ve emekli binbaşıların yaşadığı sıkıntılar ile <strong>Askeri Tababet </strong>Sistemi de bu çerçevede değerlendirilmelidir.</p>



<p>Bir başka önemli değişiklik ise Cumhurbaşkanı ile Genelkurmay Başkanı arasındaki geleneksel <strong>Perşembe</strong> görüşmelerinin kaldırılmasıydı.</p>



<p>Oysa askeri hiyerarşinin en üst düzeyindeki komutanın, siyasi mülahazaların ötesinde ortaya koyacağı görüş ve öneriler, YAŞ ve Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarında dile getirilen değerlendirmeler kadar, hatta bazı durumlarda daha da kıymetli olabilir.</p>



<p>Çünkü güvenlik politikalarında bazı bilgiler raporlara sığmaz, bazı değerlendirmeler kalabalık toplantılarda yapılmaz. Bazı uyarılar, karar alınmadan önce mutlaka doğrudan dinlenmelidir.</p>



<p>Türkiye’nin güvenlik gündemindeki ikinci önemli başlık ise son MGK toplantısında ele alınan konulardı.&nbsp;</p>



<p>Geçmiş döneme ilişkin başlıkların gözden geçirildiği toplantıda, “<strong>Terörsüz Türkiye” </strong>hedefi doğrultusunda atılması gereken adımların da görüşüldüğü kamuoyuna yansıdı.</p>



<p>Ancak burada asıl mesele, bu hedefe&nbsp;hangi yöntemle, hangi hukuki çerçeveyle ve hangi devlet politikasıyla&nbsp;ulaşılacağıdır.</p>



<p>Kamuoyuna yansıyan çerçevenin toplumun farklı kesimlerindeki soru işaretlerini gidermediği görülmektedir.&nbsp;</p>



<p>360 milletvekilinin, içeriği ve kapsamı belirsiz, ucu açık, muğlak ifadeler taşıyan, sır gibi saklanmış yasa teklifine hangi gerekçelerle ivedilikle imza attığı ve Adalet Komisyonu’ndan hızla geçtiği de pek anlaşılır değildir.</p>



<p>Dahası, söz konusu düzenlemenin terör örgütü elebaşına hareket alanını genişletebileceği ve kısa sürede tahliye ihtimalini dahi gündeme getirebileceği yönündeki kaygılar, göz ardı edilemeyecek soru işaretleridir.&nbsp;</p>



<p>Devletler, terörle mücadelede duygularla değil; hukuk, devlet aklı ve milli menfaatler çerçevesinde hareket eder. Dolayısıyla atılacak her adımın,&nbsp;bugünü kadar yarını da düşünerek&nbsp;hesap edilmesi gerekir.</p>



<p>Tam da bu noktada yeni Anayasa çalışmalarının yürütüldüğü bir süreçten geçiyor olunması da dikkat çekicidir.</p>



<p>Bir diğer konu ise Türkiye’nin milli güvenliği açısından hayati öneme sahip <strong>Mavi Vatan ve Kıbrıs meselesinin</strong> toplantıda gündeme gelmemesidir.</p>



<p>Kıbrıs’ta yeni bir oyun kurulmaya, Doğu Akdeniz’de dengeler yeniden şekillendirilmeye çalışılırken Türkiye’nin vereceği cevap yalnızca meydanlarda söylenen sözlerden ibaret olmamalıdır.</p>



<p>Çünkü Kıbrıs, yalnızca bir ada değildir.</p>



<p>Mavi Vatan, yalnızca denizlerde çizilmiş bir harita değildir.</p>



<p>Bunlar Türkiye’nin güvenliği, egemenliği, enerji kaynakları, deniz yetki alanları ve gelecekteki jeopolitik konumu bakımından doğrudan hayati önem taşıyan stratejik başlıklardır.&nbsp;</p>



<p>Meydanlarda bu konulara yönelik söylemlerin kamuoyunun bazı kesimlerinin yüreğini ferahlatmış olması elbette önemlidir.</p>



<p>Bu nedenle bugün söylenen sözlerin yarın atılacak adımlarla desteklenmesi gerekir.</p>



<p>Böylesi bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacı; günü kurtaran siyasi hesaplar değil, geleceği güvence altına alan&nbsp;devlet aklıdır.</p>



<p>TSK’nın caydırıcılığı…</p>



<p>Türkiye’nin terörle mücadelesi…</p>



<p>Kıbrıs…</p>



<p>Mavi Vatan…</p>



<p>Ve milli egemenlik…</p>



<p>Bunların hiçbiri günlük siyasetin dar kalıpları içerisinde değerlendirilemeyecek kadar önemlidir.</p>



<p><strong>Son sözse</strong>; <em>Mesele parti değil, devlet meselesidir. Mesele iktidar değil, Türkiye’nin geleceğidir. </em></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nostaljik sosyal medya platformu, geri dönüş planlıyor</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/09/nostaljik-sosyal-medya-platformu-geri-donus-planliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 11:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185240</guid>

					<description><![CDATA[Myspace&#8217;in sahipleri olan kardeşler Tim ve Chris Vanderhook, platformu mevcut sosyal medya siteleriyle rekabet edecek şekilde yeniden başlatma planlarını açıkladılar. Kardeşler bir canlanmanın yolda olduğunu ve &#8220;sadece doğru zamanı beklediklerini&#8221; belirttiler . 2003 yılında kurulan Myspace, bir sosyal ağ sitesi olarak piyasaya sürüldü ve 2008 yılına gelindiğinde en popüler sosyal medya platformu olarak kabul edildi. Site en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Myspace&#8217;in</strong> sahipleri olan kardeşler Tim ve Chris Vanderhook, platformu mevcut sosyal medya siteleriyle rekabet edecek şekilde yeniden başlatma planlarını açıkladılar.</p>



<p>Kardeşler bir canlanmanın yolda olduğunu ve &#8220;sadece doğru zamanı beklediklerini&#8221; belirttiler .</p>



<p>2003 yılında kurulan Myspace, bir sosyal ağ sitesi olarak piyasaya sürüldü ve 2008 yılına gelindiğinde en popüler sosyal medya platformu olarak kabul edildi.</p>



<p>Site en parlak döneminde ayda yaklaşık 115 milyon ziyaretçi çekiyordu ve günde 320.000&#8217;den fazla kullanıcı kayıt oluyordu.</p>



<p>Platform hala erişilebilir olsa da, Vanderhook ailesinin 2011 yılında Viant (o zamanlar Specific Media olarak biliniyordu) şirketleri aracılığıyla şirketi satın almasından bu yana yaygın olarak kullanılmamıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Onur ÖZKOPARAN/ Yazar/ Öykü/ Roman/ Editör</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/09/soylesi-onur-ozkoparan-yazar-oyku-roman-editor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Onur ÖZKOPARAN]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185223</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Birçoğumuz ortalamayız. Bunun kötü bir şey olmadığını, aksine vasat olanın insani olduğunu düşünüyorum&#8221; Onur Özkoparan, gündelik hayatın vasatlığını, modern insanın yalnızlığını ve iç mırıldanmalarını mizahla harmanlayan kalemlerden. İlk kitabı Vasat Adamın Maceraları &#38; Mırıldanmalar ve romanı Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum ile dikkat çeken yazarla, sıradanlığın sığınağı, aidiyetsizlik ve varoluş sancısı üzerine konuştuk. İlk kitabınız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Birçoğumuz ortalamayız. Bunun kötü bir şey olmadığını, aksine vasat olanın insani olduğunu düşünüyorum&#8221;</strong></p>



<p><em>Onur Özkoparan, gündelik hayatın vasatlığını, modern insanın yalnızlığını ve iç mırıldanmalarını mizahla harmanlayan kalemlerden. İlk kitabı Vasat Adamın Maceraları &amp; Mırıldanmalar ve romanı Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum ile dikkat çeken yazarla, sıradanlığın sığınağı, aidiyetsizlik ve varoluş sancısı üzerine konuştuk.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="500" height="751" data-id="185224" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097566.jpg" alt="" class="wp-image-185224" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097566.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097566-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097566-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>İlk kitabınız <strong>Vasat Adamın Maceraları &amp; Mırıldanmalar</strong> doğrudan &#8220;vasat&#8221; olana, sıradan insanın iç sesine odaklanıyor. Edebiyatta büyük kahramanlar yerine &#8220;vasatlığı&#8221; ve mırıldanmaları merkeze almayı seçtiniz. Sizce günümüz dünyasında &#8220;vasat kalabilmek&#8221; ya da sıradanlığın getirdiği o görünmezlik bir sığınak mı, yoksa bir sıkışmışlık mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="516" height="873" data-id="185225" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097571.jpg" alt="" class="wp-image-185225" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097571.jpg 516w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097571-177x300.jpg 177w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097571-248x420.jpg 248w" sizes="(max-width: 516px) 100vw, 516px" /></figure>
</figure>



<p> Günümüzde, “Vasat” olana yönelik olumsuz bir algı mevcut. Esasında vasatlık sıradanlığı, ortalamayı ifade eden bir sözcük. Günlük hayatta karşılaştığımız hemen her şey sıradan ve ortalama. Pazardan aldığımız sebzeden tutun da hizmet almaya gittiğimiz bir devlet kurumundaki işlemlerin hızı, kalitesi bile öyle. Bunu bir şeyleri kötülemek için söylemiyorum, bu bizde de böyle, yurtdışında da. <em>Birçoğumuz ortalamayız. Bunun kötü bir şey olmadığını, aksine vasat olanın insani olduğunu düşünüyorum. </em>Kitaptaki karakterlere gelecek olursak, ben her zaman umursanmayan insanın iç dünyasını merak etmişimdir. Kimsenin umursamadığı biri, nasıl hayatta kalır? Motivasyonu nedir, kendine ne söyler? Bunu anlamaya çalışıyorum.    </p>



<p><em>Mırıldanmalar bölümü daha çok iç döküşler, monologlar ve deneme diline yaklaşan metinlerden oluşuyor. Bir öykücü olarak yüksek sesle konuşmak yerine &#8220;mırıldanmayı&#8221; seçmek, modern insanın içsel boşluğunu anlatmak için nasıl bir imkan sundu size?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="1024" data-id="185226" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-185226" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097563.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Son yıllarda çok yalnızlaştığımızı düşünüyorum. Bunu birçok uzman dile getiriyor; aynı şeyleri tekrarlamak istemem ama bunda en büyük etkenlerden biri teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesi. Eskiden insanın sıkılmaya ve hatta kendiyle baş başa kalmaya zamanı vardı. Şimdi, en küçük boşluğu bile ekranlarla dolduruyoruz. Sürekli konuşuyor, sürekli içerik tüketiyor ama kendimizle neredeyse hiç konuşmuyoruz. Mırıldanmalar bölümündeki metinler de birilerine hitap etmekten çok, insanın kendi zihninde dolaşan düşünceleri yakalamaya çalıştığım yerler. Denemeye yaklaşan kısımlar var mıdır bilemem, ama iç döküş ve monolog kısımları bilinçli tercihler diyebilirim. Modern insanın yaşadığı boşluk, yalnızlık yüksek seviyede. Ben de o boşluğu, yalnızlığı olabildiğince süssüz, doğal bir sesle aktarmak istedim.</p>



<p><em>Öykülerinizde mizahı, felsefi katmanları ve hatta tarihi aktörleri toplumsal dinamiklerle ustalıkla harmanlıyorsunuz. Ağır ya da melankolik olabilecek bir toplumsal gerçeği mizahla yoğururken dengeyi nasıl sağlıyorsunuz? Kara mizah sizin için bir kaçış kapısı mı yoksa yüzleşme aracı mı?</em></p>



<p>İnsanın başına gelen kazaları, aksaklıkları, mutsuzluğu anlama, mantıklı zemine oturtma çabası vardır. Her zaman olmasa da bunu başaramadığı zamanlarda karşılaştığı bu aksaklıklarla başa çıkabilmek için mizahı kullanır. Metinlerde yer alan absürt haller ve felsefi zemin mantıkla başa çıkılamayan toplumsal ve bireysel aksaklıkları, mizahla bütünleştirerek anlamlandırma girişimini ortaya koyuyor diyebiliriz. Bu doğrultuda sorunuza yönelik olarak “yüzleşme aracı” şeklinde düşünülebilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="185227" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-185227" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097564.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Onur Özkoparan kendini en iyi hangi 3 kelime ile anlatabilir? En sevmediği kelime nedir?</em><br> <br><strong>Yalnız, vasat, yorgun </strong>diyebilirim. En sevmediğim kelime, “Aynen” ama bazen kullanıyorum ben de <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />  </p>



<p><em><strong>Editörlük</strong> de yapıyorsunuz. Başka metinleri titizlikle yontarken, kendi metninize yaklaşırken o &#8220;editör gözünü&#8221; kapatmakta zorlanıyor musunuz?</em></p>



<p>O Evet, bunu bir avantaj olarak görsem de yazar kendi metninin editörü olamıyor. Çünkü zamanla, metinlerinde okuduğu cümlelere karşı körleşiyor. Başka bir gözün o metni okuması gerekiyor. Benim dosyalarımın editörlüğünü, gerekli müdahale ve düzeltmeleri de Mahal Edebiyat’taki yol arkadaşlarım Mete Karagöl ve Melike Kara yapar. Onlara da bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Editör de olsanız defalarca kontrol de etseniz müdahale edilecek, düzeltilecek bir şeyler mutlaka vardır. Her şey tastamamsa bile, “Bu bölümü çıkaralım, metnin içeriğine uymuyor,” şeklinde bir fikir gelebilir başka bir gözden. Ve bu kıymetlidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="740" data-id="185228" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097567.jpg" alt="" class="wp-image-185228" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097567.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097567-203x300.jpg 203w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097567-284x420.jpg 284w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>İlk romanınız <strong>Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum</strong> okuru Esenyurt&#8217;un tekinsiz sokaklarına, biçimsiz gökdelenlerin gölgesine götürüyor. Bu coğrafya seçimi tesadüf olmasa gerek. Esenyurt&#8217;u modern insanın sıkışmışlığının, o hiç bitmeyen &#8220;bengi dönüşünün&#8221; mekânsal bir karşılığı olarak mı kurguladınız?</em></p>



<p>İstanbul’daki on beş kişiden biri <strong>Esenyurt’ta</strong> yaşıyor. Son yirmi yılda inanılmaz bir nüfus artışı yaşandı ilçede. Romantize etmek istemem, ama zaman zaman ilçedeki gökdelenleri ve asfaltlı yolları çıkarırsak Paulo Lins’in Tanrı Kent romanındaki favelaları ve orada yaşananları andıran bir yapıda olduğunu düşünüyorum. Belirttiğiniz gökdelenlerin gölgesi ve tekinsiz sokaklar da romanın atmosferinin bir parçası oldu diyebiliriz.  </p>



<p><em>Romanda Macit ve adı konmayan &#8220;isimsiz&#8221; diğer kahraman üzerinden ilerleyen iki farklı anlatıcı var. Bu iki karakteri, hayatın absürtlüğü ve &#8220;her şeyi bırakıp gitme arzusu&#8221; dışında birbirine bağlayan o görünmez bağ nedir? Sizce onlar modern birer &#8220;Tutunamayan&#8221; mı, yoksa sistemin dışına itilmiş radikal karakterler mi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="703" data-id="185229" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097572.jpg" alt="" class="wp-image-185229" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097572.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097572-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097572-696x680.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097572-430x420.jpg 430w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;Asıl görünmez bağ, ikisinin de yaşadıkları dünyaya ait hissedememeleri. İki karakter de toplumsal rollerin yılgınlığı içerisinde diyebiliriz Bence onların &#8220;Tutunamayan&#8221; tarafları elbette var, çünkü topluma uyum sağlayamıyorlar, yabancılaşma yaşıyorlar. Buna karşı da yaptıkları pek bir şey yok, hatta belki farkında da değiller. &#8220;Her şeyi bırakıp gitme&#8221; düşüncesi de fiziksel bir kaçıştan çok, mevcut yaşam biçimine yöneltilmiş bir itiraz, daha doğrusu duruş. Modern insanın aidiyet krizini, yalnızlığını ve anlam arayışını taşıyan iki farklı bilinç olarak değerlendirebiliriz. Macit ve isimsiz anlatıcı birbirinden farklı görünseler de aynı varoluşsal yarayı taşıyor diyebilirim.</p>



<p> <em>2023’te öykü, 2025’te ise bir romanla okurun karşısına çıktınız. Masanızda şu an hangisinin ağırlığı daha fazla? Onur Özkoparan bundan sonraki yol haritasında öykünün mü yoksa romanın mı sınırlarını genişletmek istiyor?</em></p>



<p>&nbsp;Zaman zaman öykü yazsam da bundan sonraki dosyalarım sanırım roman olacak. Çünkü romanın yazara çok geniş bir hareket alanı sağladığını düşünüyorum. Beş-on sayfalık bir düşüş yaşasanız bile toparlama şansınız var, ancak öyküde sürekli güçlü, diri bir kurmaca yaratmanız gerekiyor.&nbsp;</p>



<p><em>Bir de istek soru var. Sormadan geçmeyeceğim. Romanınızı ithaf ettiğiniz T.<strong>Milena’</strong>nın kim olduğunu merak edenler var:)</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="800" data-id="185230" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097568.jpg" alt="" class="wp-image-185230" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097568.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097568-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097568-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Bir zamanlar çok sevdiğim ve <strong>Kafka</strong> okumayı seven biri…</p>



<p> <em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>&nbsp;İnsanın anlam arayışı çabasını ve aslında derinlerinde bir yerlerinde içini sürekli didikleyen varoluş sancısını dindirmeyi isterim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazeteci, yazar, akademisyen Halit Kakınç hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/08/gazeteci-yazar-akademisyen-halit-kakinc-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:29:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Kakınç]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatını kaybetti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185220</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı ve Burhan Felek Ödülü (2024) sahibi&#160;Halit Kakınç, yaşamını yitirdi. Kakınç’ın vefatının ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Kakınç hakkında yayınladığı mesajında, “Üyemiz Halit Kakınç’ın vefatını üzüntüyle öğrendik. Uzun yıllar gazeteci ve yazar olarak mesleğimize başarıyla hizmet eden meslektaşımızı hiç unutmayacağız. Ailesine ve basın topluluğumuza başsağlığı ve sabır diliyoruz” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi, Sürekli Basın Kartı ve Burhan Felek Ödülü (2024) sahibi<strong>&nbsp;Halit Kakınç</strong>, yaşamını yitirdi.</p>



<p>Kakınç’ın vefatının ardından Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, Kakınç hakkında yayınladığı mesajında, “Üyemiz Halit Kakınç’ın vefatını üzüntüyle öğrendik. Uzun yıllar gazeteci ve yazar olarak mesleğimize başarıyla hizmet eden meslektaşımızı hiç unutmayacağız. Ailesine ve basın topluluğumuza başsağlığı ve sabır diliyoruz” ifadelerine yer verdi.</p>



<p>1952 yılında Ankara’da doğdu. Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. Daha sonra, İstanbul Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nde siyaset üzerine yüksek lisans yaptı. Doktorasını Uluslararası İlişkiler üzerine tamamladı. Müzik grubu Dönüşüm ile birlikte 9 adet 45’lik plak doldurdu. Yurt dışında (SSCB, Romanya, Bulgaristan) üç kez Türkiye’yi temsil etti.</p>



<p>1974 yılında gazeteciliğe başladı. Yeni Ortam, Son Havadis, Tercüman, Meydan, Yeni Asır ve Oda TV’de Haber Müdürü, Yazı İşleri Müdürü, Ekonomi Servisi Şefi, Magazin Müdürü, Genel Yayın Müdürü ve Köşe Yazarı olarak çalıştı, tv programları yaptı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kurucuları arasında yer aldı. İ. Ü. İletişim Fakültesi’nde 2 yıl uzman gazetecilik dersleri verdi. İ. Ü. İktisat Fakültesi doktora bölümünde 5 yıl öğretim üyesi olarak görev yaptı.</p>



<p>Almanca ve İngilizce’den çeviri ve derleme kitapları var. “Sultangaliyev ve Milli Komünizm, Destancı Kuramcı Sultangaliyev, Kızıl Cebe Rıskulov, Küresel Sorunlar, Yerkubbe, Struma, Çerkes Aşkı, Zamanın Ruhu, Kızıl Turan, Yazılmamış Bir Tarih, İnsaymun, Köle Devrimci, Deizm, Himiko ve Tanrı var mıdır?” adlarında kitapları kaleme aldı.</p>



<p>Halit Kakınç&#8217;In cenazesi yarın ikindide<br>Karacaahmet Şakirin Camii&#8217;nde kılınacak namazın ardından defnedilecek.</p>



<p>İ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK; Narsistik İstismar</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/08/fusun-altinok-narsistik-istismar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[Narsist erkek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185209</guid>

					<description><![CDATA[“Kadınlara karşı, kendi erkekliğinden kaygı duyan bir erkekten daha kibirli, daha saldırgan ya da daha küçümseyici kimse yoktur.” Simone de Beauvoir Günlük yaşamda dilimize yerleşiveren kavramlardan biri de “narsist erkek”. Sağ olsun Prof. Dr. Gülseren Budayıcıoğlu, ‘Kral Kaybederse’ kitabını yazıp ardından senaryo da televizyon dizisi olunca konu çok popüler oldu. Kadınların narsist erkeklere nasıl çekildiği ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong><em>Kadınlara karşı, kendi erkekliğinden kaygı duyan bir erkekten daha kibirli, daha saldırgan ya da daha küçümseyici kimse yoktur.”</em></strong>  Simone de <strong>Beauvoir</strong></p>



<p>Günlük yaşamda dilimize yerleşiveren kavramlardan biri de “<strong>narsist erkek</strong>”. Sağ olsun Prof. Dr. Gülseren <strong>Budayıcıoğlu</strong>, ‘Kral Kaybederse’ kitabını yazıp ardından senaryo da televizyon dizisi olunca konu çok popüler oldu. Kadınların narsist erkeklere nasıl çekildiği ve nasıl kaçmaları gerektiği ana temaydı. Konu hayatın çok içinden.</p>



<p>Hemen belirtelim, narsizmin cinsiyeti yok aslında, kadında da oluyor erkekte de. Ama konumuz erkekler.</p>



<p>Karizmatik bir adamla karşılaşıyorsunuz, süreç içinde kişi sizi küçümseyen bir densize dönüşüyor. Çok özetle böyle.</p>



<p>İnsanı ‘<strong>gaslighting</strong>’ uygulayarak salağa çevirip, kendinden şüphe ettirerek delirtene kadar uğraşır bu vicdansız.</p>



<p>İsmini, 1938 tarihli bir tiyatro oyunundan alıyor gaslighting. Oyundaki koca, evdeki gaz lambalarının ışığını zaman içinde yavaş yavaş kısıyor. Eşi bunu fark edip söylediğinde ise &#8220;ışığın azalmadığını, kadının hayal gördüğünü&#8221; iddia ederek onu ruhsal bozukluğu olduğuna inandırmaya çalışıyor.</p>



<p>Kimler birinin çıkarı uğruna uyguladığı böyle suçlamalarına hedef oldu acaba?<br>&#8220;Ben böyle bir şey söylemedim, uydurma!”<br>“Her şeyi abartıyorsun.”<br>”Senin hafızan zayıflamış.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="250" height="312" data-id="185210" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097359.jpg" alt="" class="wp-image-185210" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097359.jpg 250w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097359-240x300.jpg 240w" sizes="(max-width: 250px) 100vw, 250px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Tanıdık hissedenler elini kaldırsın…</strong></p>



<p>Simone de <strong>Beauvoir</strong>, “<em>Kadınlara karşı, kendi erkekliğinden kaygı duyan bir erkekten daha kibirli, daha saldırgan ya da daha küçümseyici kimse yoktur.” </em>Diyor.</p>



<p><strong>Masal başlıyor</strong>.</p>



<p>İlişkiniz bir masal gibi başlıyor. Sizi göklere çıkaran, harika hissettiren, hayatınıza güneş gibi giren biriyle karşılaşıyorsunuz. Sonunda birisi kıymetimi anladı derken, pusulanız şaşıyor. Bir gün sizi yere göğe sığdıramayan adam, ertesi gün sizi sarsıyor. Jestler yerini gereksiz manipülasyonlara bırakıyor. Buna ‘tepeden bakan <strong>istismar</strong>’ demek yanlış değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="732" data-id="185211" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-1024x732.jpg" alt="" class="wp-image-185211" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-1024x732.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-300x214.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-768x549.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-696x498.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-1068x763.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365-588x420.jpg 588w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097365.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Klinik Psikolog&nbsp;Ezgi <strong>Taboğlu’nun</strong> Bir Narsiste Âşık Olmak&nbsp;adlı kitabı, bu görünmez ama yıkıcı döngüyü açıkça anlatıyor.<br>Hatta “love-bombing” adı verilen aşırı sevgi gösterileri, manipülasyon pratikleri ve ilişkiyi koparmayı güçleştiren psikolojik bağlar…</p>



<p>Örneğin kariyer yapmışsınız, uzman olduğunuz bir konu var. Partner geçmiş karşınıza öyle tepeden tepeden ahkâm kesiyor.</p>



<p><strong>Eril tahakküm.</strong></p>



<p>Rüya gibi ilişki, birbirimizi ne güzel tamamlıyoruz derken toksik ilişki almış başını gidiyor.</p>



<p>Artık anladık ki, narsist bey, kendini herkesten üstün görüp, başkalarının duygularını önemsemeyen ve sürekli ilgi bekleyen bir kişi. Doğal olarak bencil bu kişiden empati filan aramak boşuna… Aman kontrol direksiyon elinden gitmesin.</p>



<p>Ben bilirim, haklıyım, dünyada benden haklısı yok, görürsün gününü, üzülmen değil değerimi bilmen lazım, suçlusun…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="819" data-id="185212" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-1024x819.png" alt="" class="wp-image-185212" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-1024x819.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-300x240.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-768x615.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-696x557.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-1068x855.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371-525x420.png 525w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097371.png 1402w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“Göğsümde ah iki kişi oturuyor.&#8221; dedirtir <strong>Faust’a Goethe. </strong>Adeta narsist erkeği tarif ediyordur. Karşıdan bakınca çok çekici, neşeli, sıcakkanlı, espritüel ve kendine güvenli gözüken narsist erkek, içinde kendini yetersiz, değersiz, sevilmeye layık olmadığını düşünen çaresiz bir küçük çocuk vardır.</p>



<p>Çocukluk veya ergenlik döneminde bol bol aşağılandığı için hayali bir üstün kişilik oluşmuştur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="559" data-id="185213" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-1024x559.png" alt="" class="wp-image-185213" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-1024x559.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-300x164.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-768x419.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-696x380.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-1068x583.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372-770x420.png 770w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000097372.png 1408w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Kırılgan Narsist.</strong></p>



<p>Kırılgan deyince hemen duygulanmayın.<br>Bu da narsizmin bir türü ve ülke genelinde her 5-10 erkekten birinin &#8216;kırılgan narsist&#8217; olduğu söyleniyor.<br>Reddedilmeye karşı aşırı duyarlı, daha nevrotik düşüncelere sahip bir tür.</p>



<p>Hem övgülere, hem de eleştirilere aşırı negatif tepkiler veren kişiden söz ediyoruz. <strong>Grandiyöz</strong> narsisizmden farkı, içe dönük oluşları.</p>



<p>Hasılı, en açık seçik söylenişiyle evlerden ırak erkek…<br>Hani hedef size yaklaştı, bulutlara çıkartıyor, bu işte bir halt var deyip komando gibi kaçabilirsiniz. Ben bunu iyileştiririm yanılgısı için çok geç diyor ilişki uzmanları.</p>



<p>Sonuçta herkes eski yaralarına derman arıyor. Kim peri masalına tav olmaz ki? Ama her zaman aşırılıklara karşı dikkatli olmak lazım.</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlker DUMAN;            &#8220;Sen Engelliye Benzemiyorsun!&#8221;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/06/ilker-dumansen-engelliye-benzemiyorsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin İlker DUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185142</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Çoğu kişinin karıştırdığı önemli bir nokta var.Hastalık ile engellilik aynı şey değildir.&#8221; &#8220;Sen Engelliye Benzemiyorsun!&#8221; Bu cümleyi hayatım boyunca defalarca duydum. İlk bakışta iltifat gibi söyleniyor. Oysa altında büyük bir yanlış var. Çünkü insanlar hâlâ engelliliğin nasıl &#8220;görünmesi gerektiğine&#8221; dair kalıplarla düşünüyor. Birinin konuşmasına, gülmesine, üretmesine ya da sosyal medyada aktif olmasına bakıp engelli olup [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<em>Çoğu kişinin karıştırdığı önemli bir nokta var.<br>Hastalık ile engellilik aynı şey değildir.&#8221;</em></p>



<p>&#8220;<strong>Sen Engelliye Benzemiyorsun!&#8221;</strong></p>



<p>Bu cümleyi hayatım boyunca defalarca duydum.</p>



<p>İlk bakışta iltifat gibi söyleniyor. Oysa altında büyük bir yanlış var. Çünkü insanlar hâlâ engelliliğin nasıl &#8220;görünmesi gerektiğine&#8221; dair kalıplarla düşünüyor. Birinin konuşmasına, gülmesine, üretmesine ya da sosyal medyada aktif olmasına bakıp engelli olup olmadığına karar verebiliyorlar.</p>



<p>Son zamanlarda ise beni rahatsız eden başka bir durum var.</p>



<p>Sosyal medyada Serebral Palsi&#8217;li olduğunu söyleyen genç bir kızın paylaşımlarını görüyorum. Açıkçası artık bunun bir farkındalık çabasından çok takipçi kazanma amacı taşıdığı izlenimine kapılıyorum. Elbette bir insanın niyetini kesin olarak bilemem. Ancak kullanılan dil ve paylaşımların biçimi bende bu düşünceyi oluşturuyor.</p>



<p>Beni asıl rahatsız eden ise sürekli &#8220;Serebral Palsi hastalığım var.&#8221; denilmesi.</p>



<p>Çünkü Serebral Palsi bir hastalık değildir.</p>



<p>Serebral Palsi; gebelikte, doğum sırasında ya da yaşamın ilk yıllarında gelişmekte olan beynin etkilenmesi sonucu ortaya çıkan kalıcı bir nörogelişimsel durumdur. İlerleyici değildir, bulaşıcı değildir. Dolayısıyla Serebral Palsi&#8217;li bir kişi, sürekli hasta olduğu için değil, engelli olduğu için bazı fiziksel sınırlılıklarla yaşar.</p>



<p>Burada çoğu kişinin karıştırdığı önemli bir nokta var.</p>



<p>Hastalık ile engellilik aynı şey değildir.</p>



<p>Hastalık; vücudun veya organların normal işleyişini bozan, teşhis ve tedavi gerektiren tıbbi bir durumdur. Grip, zatürre ya da SMA gibi genetik hastalıklar buna örnek gösterilebilir.</p>



<p>Engellilik ise kişinin fiziksel, zihinsel, duyusal ya da nörogelişimsel bir farklılığı nedeniyle, çevresel engellerle birlikte günlük yaşama katılımında kısıtlılık yaşaması durumudur. Bir insan engelli olabilir ama hasta olmayabilir. Aynı şekilde hasta olabilir ama engelli olmayabilir.</p>



<p>Bu ayrımı doğru yapmak yalnızca kelime meselesi değildir. Çünkü kullandığımız kavramlar, toplumun bakış açısını da şekillendirir.</p>



<p>Bugün hâlâ birçok insan, engelli bireyleri sürekli hasta olarak görüyor. Kimileri ise engelliliği sosyal medyada görünür olmanın veya takipçi kazanmanın bir aracı hâline getiriyor. Farkındalık oluşturmak elbette değerlidir. Ancak farkındalık ile mağduriyet üzerinden görünür olmaya çalışmak arasında ince ama önemli bir çizgi vardır.</p>



<p>Ben artık engelliliğin yanlış kavramlarla anlatılmasından da, bu tür durumların istismar edilmesinden de son derece rahatsızlık duyuyorum. Engellilik, ilgi toplamak için kullanılan bir etiket değil; doğru anlaşılması ve doğru anlatılması gereken bir yaşam gerçeğidir</p>



<p>İlker DUMAN</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Senarist, yazar ve müzisyen Bilgesu Erenus yaşamını yitirdi.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/05/senarist-yazar-ve-muzisyen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 18:26:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgesu Erenus]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatını kaybetti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185161</guid>

					<description><![CDATA[Tiyatro ve edebiyatın önemli isimlerinden Bilgesu Erenus, 83 yaşında hayatını kaybetti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının, sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, Erenus&#8217;un yakınlarına başsağlığı dilendi. Şöyle denildi:   &#8220;Türk tiyatrosunun ve edebiyatının değerli isimlerinden Bilgesu Erenus&#8217;un vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Kaleme aldığı eserlerle tiyatro edebiyatında derin izler bırakan, repertuvarımızda yer alan &#8216;Yaftalı Tabut&#8216; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tiyatro ve edebiyatın önemli isimlerinden <a href="https://bianet.org/etiket/bilgesu-erenus-93396">Bilgesu Erenus</a>, 83 yaşında hayatını kaybetti. </p>



<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatrolarının, sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, Erenus&#8217;un yakınlarına başsağlığı dilendi. Şöyle denildi:  </p>



<p>&#8220;<em>Türk tiyatrosunun ve edebiyatının değerli isimlerinden Bilgesu Erenus&#8217;un vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Kaleme aldığı eserlerle tiyatro edebiyatında derin izler bırakan, repertuvarımızda yer alan &#8216;</em><a href="https://bianet.org/etiket/yaftali-tabut-125164"><em>Yaftalı Tabut</em></a><em>&#8216; oyununun yazarı Bilgesu Erenus&#8217;u saygı ve rahmetle anıyoruz..&#8221;</em></p>



<p>Erenus için 8 Ağustos&#8217;ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi&#8217;nde saat 10.30&#8217;da tören düzenlenecek.</p>



<p>Erenus için 8 Ağustos&#8217;ta Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi&#8217;nde saat 10.30&#8217;da tören düzenlenecek.</p>



<p><strong>BİLGESU ERENUS KİMDİR?</strong></p>



<p>13 Ağustos 1943 tarihinde babasının kaymakam olarak görev yaptığı Bilecik&#8217;in Gölpazarı ilçesinde dünyaya gelen Erenus, Kadıköy Kız Koleji&#8217;nde öğrenim gördükten sonra bir süre hukuk ve konservatuvar eğitimi aldı. Ardından günümüzde İÜ İletişim Fakültesi olarak bilinen İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü&#8217;nden mezun oldu. <br><br>Eğitiminin ardından 1965 ile 1973 yılları arasında TRT&#8217;de metin yazarı ve prodüktör olarak görev yaptı. İlk tiyatro oyunu olan El Kapısı&#8217;nın 1973 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu&#8217;nda sahnelenmesiyle birlikte edebiyat ve tiyatro dünyasına adım attı, bu dönemde TRT&#8217;den ayrıldı. Şair ve ressam Müştak Erenus ile evli olan yazarın, Ali Erenus adında müzisyen bir oğlu var.</p>



<p>Erenus, 1977 ile 1979 yılları arasında Aziz Nesin başkanlığındaki Türkiye Yazarlar Sendikası Yönetim Kurulu&#8217;nda görev aldı.<br><br>Erenus, Özgür Üniversite&#8217;nin kurucularındandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Kadın Kadına Öykü Yarışması&#8217; başvurulara açıldı. Yarışmaya son katılım tarihi 1 Eylül 2026.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/05/kadin-kadina-oyku-yarismasi-basvurulara-acildi-yarismaya-son-katilim-tarihi-1-eylul-2026/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın kadına]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[yarışma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185065</guid>

					<description><![CDATA[Kaos GL Derneği, her yıl düzenlediği&#160;Kadın Kadına Öykü Yarışması‘nın 21.’sine başvuruları açtı. Bu yılın teması “Sahip Çık” olarak belirlendi; yarışma, kadınları hayatlarına, arzularına, bedenlerine, özgürlüklerine ve hikâyelerine sahip çıkmaya davet ediyor. Katılım Koşulları: Yarışma, Türkiye’de ya da yurt dışında yaşayan bütün kadınlara açıktır. Yarışmaya daha önce yayımlanmamış öyküler katılabilir. Öyküler “Sahip Çık” teması çerçevesinde, toplumsal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kaos GL Derneği, her yıl düzenlediği&nbsp;Kadın Kadına Öykü Yarışması‘nın 21.’sine başvuruları açtı. Bu yılın teması “Sahip Çık” olarak belirlendi; yarışma, kadınları hayatlarına, arzularına, bedenlerine, özgürlüklerine ve hikâyelerine sahip çıkmaya davet ediyor.</p>



<p><strong>Katılım</strong> <strong>Koşulları</strong>:</p>



<p>Yarışma, Türkiye’de ya da yurt dışında yaşayan bütün kadınlara açıktır.</p>



<p>Yarışmaya daha önce yayımlanmamış öyküler katılabilir.</p>



<p>Öyküler “Sahip Çık” teması çerçevesinde, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle değerlendirilir; homofobik, bifobik, transfobik, ırkçı veya ayrımcı içerik taşıyan öyküler değerlendirmeye alınmaz.</p>



<p>Metinler Times New Roman karakterinde, 12 punto ile yazılmalı ve en fazla 4 sayfa olmalıdır.</p>



<p>Adaylar yarışmaya en fazla bir öykü ile katılabilir.</p>



<p>Başvuru, imzalı özgeçmiş ve KVKK Onam Formu ile birlikte&nbsp;kadin@kaosgl.org&nbsp;adresine e-posta yoluyla ya da posta yoluyla yapılabilir.</p>



<p>Son başvuru tarihi 1 Eylül 2026’dır.</p>



<p>Yarışmaya katılım ücretsizdir.</p>



<p><strong>Kadın Kadına Öykü Yarışması Ödülleri</strong></p>



<p>Birincilik Ödülü: 5.000 TL</p>



<p>İkincilik Ödülü: 3.500 TL</p>



<p>Üçüncülük Ödülü: 2.000 TL</p>



<p>Jüri Özel Ödülü kazananlara bir yıllık dergi aboneliği ve kitap serisi hediye edilecek.</p>



<p>Dereceye giren öyküler Kaos GL dergisinde, değerlendirmeye alınan öyküler ise Kaos GL’nin web sitesinde yayımlanacak. Sonuçlar Kaos GL’nin internet sitesinden duyurulacak.</p>



<p><a href="https://kaosgldergi.com">https://kaosgldergi.com</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;              🎥 ODYSSEUS; ANADOLU MÜBALAĞA SANATI VE TEYYO PEHLİVAN</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/03/cengiz-erdil-%f0%9f%8e%a5-odysseus-anadolu-mubalaga-sanati-ve-teyyo-pehlivan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[TEYYO Pehlivan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185010</guid>

					<description><![CDATA[Amerikan sinema endüstrisi yine dünya medyası sayesinde milyonlarca dolar kazandı. Görülmemiş tanıtım ve reklam atağıyla vizyona giren, Christopher Nolan’ın Odysseus adlı filminin reklamına bizde katkıda bulunduk! Mitolojideki bu destanın bir Anadolu ürünü olduğunu belirtmiş, Homeros’un binlerce yıl önce Ege’nin bu ve karşı yakasında meydanlarda anlatılan destanı biraz da kendi abartısıyla kağıda döktüğünü yazmıştık. Evet; abartma… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Amerikan sinema endüstrisi yine dünya medyası sayesinde milyonlarca dolar kazandı. Görülmemiş tanıtım ve reklam atağıyla vizyona giren, Christopher Nolan’ın <strong>Odysseus</strong> adlı filminin reklamına bizde katkıda bulunduk!</p>



<p>Mitolojideki bu destanın bir Anadolu ürünü olduğunu belirtmiş, <strong>Homeros’un</strong> binlerce yıl önce Ege’nin bu ve karşı yakasında meydanlarda anlatılan destanı biraz da kendi abartısıyla kağıda döktüğünü yazmıştık.</p>



<p>Evet; <strong>abartma</strong>… Mitoloji ile mübalağa yani abartma arasında sıkı bir ilişki var.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="384" data-id="185018" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096310.jpg" alt="" class="wp-image-185018" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096310.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096310-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096310-696x348.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Çok kabaca şöyle; insan “Ben Kimim”ve “Dünya Neresi” diye sorgulayıp, bunun ardına doğal afetleri ve korkularını da ekleyince; tanrılar ve doğaüstü varlıklar insanların diline dolandı.</p>



<p>Eskinin mitolojisi, sonranın <strong>Jules Verne’nin</strong> hayal gücü ve bilim kurgu filmleriyle romanlarının temelinde sözlü mübalağa edebiyatı vardır.</p>



<p>Ansiklopedi, <strong>Mübalağa</strong> Edebiyatını şöyle tanımlıyor; “mübalağa yalnızca bir edebî sanat değil, sözlü kültürün ve epik anlatım tarzının temel taşıdır. Mübalağa, yalan söylemek ya da mantığı zorlamak değil; duyguyu, kahramanlığı, acıyı veya mizahı dinleyicinin zihnine ve kalbine kazıma sanatıdır.”</p>



<p>Anadolu’da,Ege ve Mezopotamya’da çoğu destanın benzer yanları var.. Mesela; Odyssus’daki Tepegöz <strong>Dede Korkut</strong> masallarında da geçer.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="507" data-id="185011" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096274.jpg" alt="" class="wp-image-185011" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096274.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096274-178x300.jpg 178w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096274-249x420.jpg 249w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>
</figure>



<p><strong>TEYYO PEHLİVAN VE DİĞERLERİ</strong></p>



<p>Ben Teyyo veya Teyo Pehlivan’ı Erzurum’da <strong>TRT</strong> Muhabiri olarak çalıştığım 12 Eylül’ün karanlık günlerinde tanıdım. Karamsarlıkta bizi güldüren ve düşündüren, kalın paltosu içinde adeta kaybolan ufak tefek bir adamdı. Okuma yazma bilmeyen Teyyo, sürekli radyo dinleyip, gazetelerdeki fotoğrafları keser toplarmış.<br>TRT Haber Bürosuna sık gelir; meslekteki büyüğüm eski bir edebiyat öğretmeni olan <strong>Mücahit Küleri’yi</strong> ziyaret ederdi. <strong>Erzurum’da</strong> buz gibi havada kahvehanelerde gürül gürül yanan sobanın başındaki sohbetlerini izleme fırsatı buldum. Etrafına toplananlara sözüm ona başından geçenleri anlatır; gülenlere çok kızardı. “Burada yalan atmıyoruz, ciddi hadiseleri anlatıyoruz” derdi.</p>



<p><strong>PEHLİVAN ANLATIYOR</strong><br>Mesela Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında Kazım Karabekir Teyyo Pehlivan’dan yardım ister. Düşman Karadeniz’den kanal açmış Erzurum’u su basmıştır. Su baskın sırasında kent köpek balıklarının istilasına uğrar, Tello elinde kılıçla köpek balıklarını imha eder, Karabekir Paşa’dan ‘aferin’ alır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="926" data-id="185013" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-1024x926.jpg" alt="" class="wp-image-185013" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-1024x926.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-300x271.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-768x694.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-1536x1389.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-696x629.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-1068x966.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285-465x420.jpg 465w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096285.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Erzurum’un süpermeni(!) Teyyo güreş tuttuğunu nice pehlivanı yere indirdirdiğini ballandıra ballandıra anlatır; birgün Horasan çayırında karşısına dev gibi bir pehlivan getirirler, Teyyo hiç acımaz, bu pehlivanı yerden yere vurur… Pehlivan aman diler ve boyunduruk altındayken Teyyo’ya şöyle fısıldar; “Teyyo sırtımı yere getirme; benim adım <strong>Ahmet Ayık</strong>. Ben yakında olimpiyat ve dünya şampiyonu olacağım” Teyyo çok acır genç pehlivana, hayatında ilk kez numaradan yenilir ve Ayık’ın elini kaldırır.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096277.mp4"></video></figure>



<p>Erzurum’un cirit atlarını Amerika’ya götürmek işi de Teyyo Pehlivan’a düşer; atları uçak koltuklarına oturtup kemerlerini bir güzel bağlar; ancak uçuş sırasında atlar sinirlenir, parlayıverirler. Uçağın dengesi bozulur, kaptan panik halindedir. Teyyo, kaptan koltuğuna oturur. Ve tehlikeli anı şöyle anlatır; “Sonra karanlık bir alemde uçarken, uçağın direksiyonunu aldım.Şimal’den Cenup’a çeviriverdim. ”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="892" data-id="185014" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278.jpg" alt="" class="wp-image-185014" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278-242x300.jpg 242w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278-696x862.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096278-339x420.jpg 339w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Teyyo Pehlivan mübalağa sanatının son temsilcilerinden mi? Edebiyat Tarihi araştırmacılarına iş düşüyor. Teyyo; 28 Aralık 1999 ‘da Erzurum Pasinler’de 86 yaşında vefat etti. Ben unutmadım; Erzurumlular da hiç unutmasınlar diyorum.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/08/1000096277.mp4" length="47660774" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
