<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/egitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 19:49:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Eğitim &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ /Zeliha URALTAŞ /Müzisyen /MODA Tasarımcısı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/26/%f0%9f%8e%a5-soylesi-zeliha-uraltas-muzisyen-moda-tasarimcisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Zeliha Uraltaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181670</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Evren müzikten oluşmuş. Her şeyin sesi var yüzleşirsen  duyarsın  belki. Çünkü herkesin içinde müzik var.&#8221; 🎶 Moda ve müziği iç içe geçiren bir ifade alanı kuran Zeliha Uraltaş, ilk teklisi “Akar Duygular” ile dinleyiciyi gösterişten uzak, içsel bir yolculuğa davet ediyor. Yıllardır farklı disiplinlerde beslenen yaratım sürecini bu kez müzikte görünür kılan Uraltaş, duygunun en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Evren müzikten oluşmuş. Her şeyin sesi var yüzleşirsen  duyarsın  belki. Çünkü herkesin içinde müzik var.&#8221;</strong></p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Moda ve müziği iç içe geçiren bir ifade alanı kuran Zeliha Uraltaş, ilk teklisi “Akar Duygular” ile dinleyiciyi gösterişten uzak, içsel bir yolculuğa davet ediyor. Yıllardır farklı disiplinlerde beslenen yaratım sürecini bu kez müzikte görünür kılan Uraltaş, duygunun en sade ve en çıplak haliyle akışına izin veriyor. Uraltaş ile üretim pratiğinin köklerinden müziğe uzanan serüvenini ve “Akar Duygular”ı konuştuk.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> “Akar Duygular” sizin müzik kariyerinizdeki ilk resmi çıkış single’ınız. Bu şarkıyla müzik dünyasına adım atmaya karar verme süreciniz nasıl gelişti?</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071855.mp4"></video></figure>



<p>Müzik dünyasına adım atmak olarak bakmıyorum aslında. O benim dünyam. Yazarken, söylerken&nbsp; içinde zamanı unuttuğum… Bu sefer başka insanlarda yankılanmak&nbsp; nasıl olurdu sorusu&nbsp; böyle bir akışa neden oldu sanırım. Yoksa yine kendime saklardım:)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="720" height="612" data-id="181672" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071853.jpg" alt="" class="wp-image-181672" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071853.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071853-300x255.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071853-696x592.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071853-494x420.jpg 494w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> </em>Okuyucularımız için kısaca kendinizi ve sanat yolculuğunuzu anlatabilir misiniz?</p>



<p>Kendim için sanat yolcusu diyebilirim kısaca. ilkokulda şiir, resim ve&nbsp; hikaye defterlerime&nbsp; baktığımda, şarkılar kaydettiğim&nbsp; kasetlere baktığımda bu yolculuk erken başlamış. Babaanneme terzilik, babamla mobilya resimlemek derken; İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin resim&nbsp; ve müzik bölümlerini 90 ve 95 puanlarla kazandım.&nbsp; Seçimim resim&nbsp; bölümünden yana oldu. Sonrasında&nbsp; İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü’ne&nbsp; birinci olarak girip Moda tasarım okudum ama kazandığım yarışmalar İstanbul’daki iş hayatımı da erken başlatmış oldu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="720" height="877" data-id="181673" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071859.jpg" alt="" class="wp-image-181673" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071859.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071859-246x300.jpg 246w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071859-696x848.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071859-345x420.jpg 345w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Moda tasarımıyla uzun yıllardır paralel yürüttüğünüz yaratıcı hayatınızda müzik nasıl bir yer tutuyor? </p>



<p>Moda tasarımı tüm sanat dallarıyla etkileşim içinde olan bir yaratım alanı. Müzik her aşamada var benim için. Defile ve koleksiyonları hazırlarken bir yandan amatör ya da profesyonel gruplarda solist olarak yer aldım. Ladies and&nbsp; Gentlemen ve Music Box gibi. Fırsat buldukça da amatör müzisyen ve gruplarla devam ettim.&nbsp; Müzik&nbsp; hep oldu hayatımda.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> “Akar Duygular”da gösterişten uzak, duygunun akışına yaslanan bir yapı dikkat çekiyor. Günümüzün yüksek prodüksiyonlu müzik dünyasında bu kadar sade bir başlangıç yapmak bilinçli bir tercih miydi?</p>



<p>Akar Duygular bilinçli bir tercihten çok duygusal bir ihtiyaçtı. Hep böyle oluyordu ama bu sefer paylaşmak istedim.. Benim gibi hisseden birileriyle bağ kurma ihtiyacı belki de:)</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="685" height="1024" data-id="181674" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847-685x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181674" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847-685x1024.jpg 685w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847-696x1041.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847-281x420.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071847.jpg 720w" sizes="(max-width: 685px) 100vw, 685px" /></figure>
</figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Parçadaki &#8220;Konuşulamayanların yansıması&#8221; tanımı çok etkileyici. Sizin için müzik, kelimelerin yetmediği yerde bir kaçış mı yoksa bir yüzleşme aracı mı?</p>



<p>Kelimelerin yetmediği yerde duygular renklerle formlarla ifade buluyor ve müzik hepsini kapsıyor. Evren müzikten oluşmuş. Her şeyin sesi var yüzleşirsen&nbsp; duyarsın&nbsp; belki. Çünkü herkesin içinde müzik var.</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bağımsız müziği destekleyen On Air Music Co. ile çalışmak nasıl bir deneyim? İlk single sonrası müzik dünyasını ve işlerliği nasıl bulduğunuzu öğrenebilir miyim?</p>



<p>On Air Music Co.’yu zaten biliyor ve takip ediyordum. Bağımsız müziği desteklemesi ve geniş bakış açısını her zaman takdir ettim. Olması gerektiği gibi. Müzik dünyasının işlerliğini nasıl buluyorum;&nbsp; şu an kaos var ve bir süre sonra yeni bir düzen oluşur diye düşünüyorum.&nbsp; Her alanda olduğu gibi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="738" data-id="181675" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850.jpg" alt="" class="wp-image-181675" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850-293x300.jpg 293w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850-356x364.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850-696x713.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071850-410x420.jpg 410w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Kısa vadede yeni bir single veya bir EP çalışması planınız var mı? Dinleyicileri önümüzdeki dönemde nasıl bir Zeliha Uraltaş bekliyor?</p>



<p>Çok söz ve melodi var içimde başıboş dolanan. Hangi mıknatıs duygunun etrafında toplanır, nasıl açığa çıkar bilemiyorum..:)</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f3b6.png" alt="🎶" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="712" height="1024" data-id="181676" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851-712x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181676" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851-712x1024.jpg 712w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851-209x300.jpg 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851-696x1001.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851-292x420.jpg 292w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071851.jpg 720w" sizes="(max-width: 712px) 100vw, 712px" /></figure>
</figure>



<p>Elimde sihirli bir değnek olduğunu biliyorum, hepimizde olduğu gibi. Ama ben hiçbir şeyi değiştirmezdim.O değnekle neler yapabildiğime heyecanla eşlik ederdim. Akardım sadece..</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071855.mp4" length="13379456" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>New York Times: ABD&#8217;nin kritik silah stokları tükendi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/24/new-york-times-abdnin-kritik-silah-stoklari-tukendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Silah stokları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181622</guid>

					<description><![CDATA[New York Times ve Wall Street Journal’a dayandırılan iddialarda, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlar nedeniyle kritik mühimmat stoklarında ciddi azalma yaşadığı öne sürüldü. ABD/İsrail-İran Savaşı&#8217;nda ABD&#8217;nin kritik silah stoklarının tükendiği ve ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) Orta Doğu&#8217;daki askeri varlığı güçlendirme çabasının Rusya ve Çin gibi potansiyel rakiplerine karşı hazırlık düzeyini azalttığı iddia edildi. New York [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>New York Times ve Wall Street Journal’a dayandırılan iddialarda, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri operasyonlar nedeniyle kritik mühimmat stoklarında ciddi azalma yaşadığı öne sürüldü.</strong></p>



<p>ABD/İsrail-İran Savaşı&#8217;nda ABD&#8217;nin kritik silah stoklarının tükendiği ve ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon) Orta Doğu&#8217;daki askeri varlığı güçlendirme çabasının Rusya ve Çin gibi potansiyel rakiplerine karşı hazırlık düzeyini azalttığı iddia edildi.</p>



<p>New York Times gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD/İsrail-İran Savaşı başladığından beri ABD ordusunun Çin ile olası bir savaş için geliştirilen uzun menzilli seyir füzelerinin yaklaşık 1100&#8217;ünü tükettiği, bu sayının ABD stoklarında kalan toplam sayıya neredeyse eşit olduğu öne sürüldü.</p>



<p>ABD ordusunun savaş başladığından bu yana 1000&#8217;den fazla Tomahawk seyir füzesi kullandığı ve bunun her yıl satın alınan seyir füzesi sayısının yaklaşık 10 katı olduğu iddia edilen haberde, ayrıca 1200&#8217;den fazla Patriot ve 1000&#8217;den fazla Precision Strike ve ATACMS füzesi kullanıldığı ileri sürüldü.</p>



<p>Haberde, ABD ordusunun mühimmat stoklarını önemli ölçüde tükettiği ve yetkililerin stokları &#8220;endişe verici derecede düşük&#8221; olarak değerlendirdiği aktarılarak, Savunma Bakanlığı yetkililerinin senatörlere, savaşın yalnızca ilk iki gününde ordunun 5,6 milyar dolarlık mühimmat kullandığı bilgisini verdiği kaydedildi.<br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 Anadolu&#8217;nun Zanaat Ustalarını Yansıtan &#8216;Zamanın Ustaları&#8217; Belgeseli Yarın Gösterime Giriyor: &#8216;Bitlis’in Yüzyıllara Direnen Zanaat Geleneği&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/23/%f0%9f%8e%a5-anadolunun-zanaat-ustalarini-yansitan-zamanin-ustalari-belgeseli-yarin-gosterime-giriyor-bitlisin-yuzyillara-direnen-zanaat-gelenegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Bitlis]]></category>
		<category><![CDATA[Gözde sunal]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Ustaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181578</guid>

					<description><![CDATA[Belgeselde; Bitlis&#8217;in baston ustalığından taş işçiliğine, yöresel ayakkabı üretiminden ahşap sanatına uzanan zanaat pratikleri, ustaların hikâyeleri üzerinden izleyiciye aktarılıyor. (Sağa Kaydır) Belgesel, yalnızca bir meslek pratiğini değil; usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel sürekliliği ve insanın zamanla kurduğu bağı da ele alıyor. Anadolu’nun görünmeyen hafızasını sinemasal bir anlatıyla görünür kılan yapım; izleyiciyi zaman, emek ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Belgeselde; Bitlis&#8217;in baston ustalığından taş işçiliğine, yöresel ayakkabı üretiminden ahşap sanatına uzanan zanaat pratikleri, ustaların hikâyeleri üzerinden izleyiciye aktarılıyor.</p>



<p>(Sağa Kaydır) </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="564" data-id="181583" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-1024x564.jpg" alt="" class="wp-image-181583" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-1024x564.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-300x165.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-768x423.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-1536x846.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-696x383.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-1068x588.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164-763x420.jpg 763w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071164.jpg 1585w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="522" data-id="181585" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-1024x522.jpg" alt="" class="wp-image-181585" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-1024x522.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-300x153.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-768x391.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-1536x782.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-696x355.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-1068x544.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163-825x420.jpg 825w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071163.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="554" data-id="181584" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-1024x554.jpg" alt="" class="wp-image-181584" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-1024x554.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-1536x830.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-1068x577.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162-777x420.jpg 777w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071162.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Belgesel, yalnızca bir meslek pratiğini değil; usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel sürekliliği ve insanın zamanla kurduğu bağı da ele alıyor.</p>



<p>Anadolu’nun görünmeyen hafızasını sinemasal bir anlatıyla görünür kılan yapım; izleyiciyi zaman, emek ve ustalık kavramları etrafında derin bir yolculuğa davet ediyor.</p>



<p>&#8216;Zamanın Ustaları&#8217; belgeseli özel gösterimi,<br>24 Nisan Cuma (Yarın) 15.30&#8217;da Taksim<br>Atatürk Kültür Merkezi&#8217;nden gerçekleşecek.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071091.mp4"></video></figure>



<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Gözde Sunal’ın yapımcı ve yönetmenliğini üstlendiği belgesel, Bitlis Valiliği himayesinde hazırlandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071091.mp4" length="10152900" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/23/23-nisan-ulusal-egemenlik-ve-cocuk-bayramimiz-kutlu-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 08:54:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181603</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Unutulan coşkunun adı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/23/ismet-hergunsen-unutulan-coskunun-adi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[23 nisan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181575</guid>

					<description><![CDATA[Hiç şüphe yoktur ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli 23 Nisan 1920’de TBMM’de atılmış ve burada taçlandırılmıştır. Bu tarih, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Bugün, Türk milletinin en anlamlı bayramlarından birini kutlamaktayız. Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yalnızca bir devlet kurumunun doğuşu değil; aynı zamanda millet iradesinin tarih sahnesine güçlü bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hiç şüphe yoktur ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli 23 Nisan 1920’de TBMM’de atılmış ve burada taçlandırılmıştır.</p>



<p>Bu tarih, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin en önemli dönüm noktalarından biridir.</p>



<p>Bugün, Türk milletinin en anlamlı bayramlarından birini kutlamaktayız.</p>



<p>Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yalnızca bir devlet kurumunun doğuşu değil; aynı zamanda <strong>millet iradesinin</strong> tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıkışının simgesidir.</p>



<p>“<strong>Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir</strong>” sözü, o gün yalnızca bir ilke değil, bir milletin kaderini kendi eline almasının ilanıdır.</p>



<p>Samsun, Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından Ankara’da açılan Meclis, <strong>Mustafa Kemal’i</strong> Hükümet Başkanlığına ve Başkomutanlığa getirerek zafere giden yolun kurumsal bir kimlik kazanmasını sağlamıştır.</p>



<p>Meclisin aldığı en önemli kararlar İstiklal Harbi’nin yönetilmesi, <strong>saltanatın kaldırılması</strong> ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesidir.</p>



<p>23 Nisan, TBMM’nin açılışından bir yıl sonra, 1921’de milli bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır. Atatürk, bu özel günü 1929 yılında <strong>çocuklara</strong> armağan etmiştir.</p>



<p>Bu tarihten itibaren bayram, “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmış; 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla resmiyet kazanmıştır.</p>



<p>Türkiye, bu bayramı dünya çocuklarıyla paylaşan ilk ülke olarak evrensel bir mesaj vermiştir: “Gelecek, çocukların omuzlarında yükselecektir.”</p>



<p>23 Nisan’lar, yalnızca bir bayram değil; geçmişi hatırlama, bugünü sorgulama ve geleceğe yön verme günüdür.&nbsp;</p>



<p>Bir zamanlar coşkunun, heyecanın ve ortak duyguların doruğa ulaştığı günlerdi.</p>



<p>Okul bahçeleri, stadyumlar, şehir meydanları bayraklarla donatılır; çocuklar şiirler okur, gösteriler sunar, umut dolu yarınların temsilcisi olarak sahne alırdı.</p>



<p>Kutlamalar, “İstiklal Marşı” ile başlar, “Andımızı” içeren etkinliklerle devam eder, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” ile sona ererdi.</p>



<p>Bir şenlik havasında kutlanan bu bayramda, dünya çocuklarının katılımıyla “<strong>Yurtta Barış, Dünyada Barış</strong>” ilkesi tek bir ağızdan haykırılırdı.</p>



<p>Geçmişten bugüne uzanan bu anlamlı mirasın, kutlama biçimlerinde bir değişiklik söz konusu ve coşkunun giderek azalması düşündürücüdür.</p>



<p>23 Nisan’ları kutlarken hatırlamamız gereken en önemli gerçek şudur:<br>Bu bayram, yalnızca geçmişe duyulan saygının değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzun da bir gereğidir; gelecek nesillere bırakılmış bir emanettir.</p>



<p>Türk ulusunun saygın, onurlu ve bağımsız bir ulus olarak yaşamasını temel ilke edinen Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, halk iradesine dayanan bir yönetim anlayışını esas almıştır.</p>



<p>TBMM’nin bu niteliğinin korunması bir zorunluluktur.</p>



<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramınız <strong>kutlu</strong> <strong>olsun</strong>.</p>



<p>Son sözse; <strong>Ne mutlu Türküm diyene. Milli egemenliğin korunması ve yaşatılması ancak bu bilinçle mümkündür.</strong></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocukların sosyal medya kullanımı dünya genelinde nasıl düzenleniyor?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/22/cocuklarin-sosyal-medya-kullanimi-dunya-genelinde-nasil-duzenleniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Medya kullanımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181533</guid>

					<description><![CDATA[Bugün dünya genelinde çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler kabaca dört ana model etrafında toplanıyor: yaş yasağı, yaş doğrulama/ebeveyn izni, platform sorumluluğu ve parçalı düzenleme modelleri. Türkiye’de çocukların&#160;sosyal medya&#160;kullanımı son dönemde giderek daha yoğun bir tartışma konusu haline geliyor. Özellikle gençlerin dijital platformlarda geçirdiği sürenin artması, siber zorbalık, bağımlılık ve veri güvenliği gibi başlıkların kamuoyunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün dünya genelinde çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler kabaca dört ana model etrafında toplanıyor: yaş yasağı, yaş doğrulama/ebeveyn izni, platform sorumluluğu ve parçalı düzenleme modelleri.</p>



<p>Türkiye’de çocukların&nbsp;sosyal medya&nbsp;kullanımı son dönemde giderek daha yoğun bir tartışma konusu haline geliyor. Özellikle gençlerin dijital platformlarda geçirdiği sürenin artması, siber zorbalık, bağımlılık ve veri güvenliği gibi başlıkların kamuoyunda daha görünür hale gelmesiyle birlikte, bu alana yönelik düzenleme ihtiyacı daha sık dile getiriliyor. Yetkililerin zaman zaman sosyal medya kullanımına yaş sınırı getirilmesi ya da ebeveyn denetiminin güçlendirilmesi gibi önerileri gündeme getirmesi, tartışmanın yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda politik bir başlık haline geldiğini de gösteriyor.</p>



<p>Ancak Türkiye’de bu tartışmaya eşlik eden önemli bir kaygı da var:&nbsp;Bu tür düzenlemelerin çocukları koruma amacıyla geliştirilirken, aynı zamanda daha geniş bir&nbsp;denetim ve gözetim mekanizmasına dönüşme ihtimali.</p>



<p>Özellikle sosyal medya alanının zaten yoğun biçimde düzenlendiği bir ortamda, çocuklara yönelik getirilecek yaş sınırı, kimlik doğrulama ya da ebeveyn denetimi gibi uygulamaların yalnızca koruma amacıyla mı sınırlı kalacağı, yoksa kullanıcı davranışlarını daha geniş ölçekte izlemeye imkân tanıyan araçlara mı dönüşeceği tartışılıyor.</p>



<p>Bu nedenle mesele yalnızca “çocukları nasıl koruyacağız?” sorusuyla sınırlı değil.</p>



<p>Aynı zamanda şu soruyu da beraberinde getiriyor:</p>



<p><strong>Koruma ile gözetim arasındaki sınır nerede çizilecek</strong>?</p>



<p>Ancak bu tartışma Türkiye’ye özgü değil. Dünya genelinde devletler benzer sorularla karşı karşıya: Çocukları sosyal medyanın risklerinden korumak için en doğru yol nedir? Yasaklar mı, denetim mekanizmaları mı, yoksa platformların daha fazla sorumluluk üstlenmesi mi?</p>



<p>Bugün farklı ülkeler bu sorulara farklı yanıtlar veriyor. Kimi doğrudan yasak getiriyor, kimi ebeveyn kontrolünü öne çıkarıyor, kimi ise sorumluluğu platformlara yüklüyor. Ortaya çıkan tablo, tek bir çözümden ziyade farklı modellerin bir arada var olduğu karmaşık bir yapıya işaret ediyor.</p>



<p>Bugün dünya genelinde çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler kabaca dört ana model etrafında toplanıyor:&nbsp;yaş yasağı, yaş doğrulama/ebeveyn izni, platform sorumluluğu ve parçalı düzenleme modelleri.&nbsp;Bu yazı, bu farklı yaklaşımları ve öne çıkan örnekleri ele alarak küresel tabloyu ana hatlarıyla ortaya koymayı amaçlıyor.</p>



<p><strong>En sert müdahale: Yaş yasağı modeli</strong></p>



<p>Yaş yasağı modeli, belirli bir yaşın altındaki çocukların sosyal medya platformlarına erişiminin tamamen engellenmesine dayanıyor. Son dönemde bu eğilimin en dikkat çekici örneği Avustralya oldu. 2025 sonunda yürürlüğe giren düzenleme ile 16 yaş altındaki çocukların birçok sosyal medya platformuna erişimi yasaklandı ve bu yasağın uygulanmasından doğrudan platformlar sorumlu tutuldu.</p>



<p>Fransa da benzer bir yönde ilerliyor. 2026’da kabul edilen düzenleme ile 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya erişiminin tamamen yasaklanması hedefleniyor. Bu düzenlemelerde dikkat çeken nokta, sosyal medya şirketlerinin yalnızca içerik sağlayıcı değil, aynı zamanda çocukları korumakla yükümlü aktörler olarak konumlandırılması.</p>



<p>Bu modelin arkasındaki temel motivasyon, çocukların özellikle algoritmik içerik akışları karşısında korunması. Sosyal medya platformlarının kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre içeride tutmaya yönelik tasarımı, çocuklar açısından bağımlılık ve psikolojik riskler doğurabiliyor. Yaş yasağı modeli bu riski doğrudan ortadan kaldırmayı hedefliyor.</p>



<p>Bununla birlikte, bu hat yalnızca bu iki ülkeyle sınırlı değil. Avrupa’nın farklı bölgelerinde ve bazı ülkelerin politika tartışmalarında da benzer yasak önerileri gündeme geliyor. Ancak bu model henüz yaygınlaşmış bir uygulama değil ve birçok ülkede tartışma aşamasında. Bunun en önemli nedeni, böylesi katı bir yasağın pratikte ne ölçüde uygulanabileceği sorusu</p>



<p><strong>Kısmi kontrol: Yaş doğrulama ve ebeveyn izni</strong></p>



<p>Tam yasak yerine daha esnek bir yaklaşım sunan bu modelde, çocukların sosyal medya kullanımına tamamen son verilmez; ancak erişim yaş doğrulama ve ebeveyn onayı gibi mekanizmalara bağlanır.</p>



<p>Avrupa Birliği ülkelerinin önemli bir kısmında bu model uygulanıyor. Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) çerçevesinde dijital hizmetlerde çocukların kendi rızasını verebilmesi için 16 yaş sınırı esas alınıyor; ancak üye devletlere ebeveyn iznini zorunlu tutmak açısından bu sınırı 13–16 yaş aralığında belirleme esnekliği tanınıyor. Yunanistan’da geliştirilen “Kids Wallet” gibi uygulamalar, ebeveynlerin çocukların sosyal medya erişimini doğrudan kontrol etmesine imkân tanıyor.</p>



<p>ABD’de ise federal düzeyde 13 yaş altı için ebeveyn izni zorunlu tutulurken, eyalet bazında farklı düzenlemeler görülüyor. Bu tablo, modelin tek tip değil, parçalı bir şekilde uygulandığını gösteriyor.</p>



<p>Bu yaklaşımın en önemli avantajı, aileyi sürece dâhil etmesi. Ancak uygulamada ciddi açıklar bulunuyor. Yaş doğrulama sistemlerinin kolaylıkla aşılabilmesi, çocukların ebeveynlerinin cihazları üzerinden kendilerine izin verebilmesi gibi durumlar, bu modelin etkinliğini sınırlayan başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Nitekim Belçika ve Fransa gibi ülkelerde bu tür açıkların tartışma konusu olduğu ve bu nedenle daha sert düzenlemelere yönelim olduğu görülüyor.</p>



<p>Buna ek olarak, bu model çocukların korunması sorumluluğunu büyük ölçüde ailelere devrettiği için, tüm ebeveynlerin aynı dijital bilgiye ve denetim kapasitesine sahip olmadığı durumlarda eşitsizlikleri derinleştirme riski de taşıyor.</p>



<p><strong>Platform sorumluluğu: Çözüm mü, sınırlı etki mi?</strong></p>



<p>Platform sorumluluğu modeli, çocukların korunması yükümlülüğünü doğrudan sosyal medya şirketlerine devreden bir yaklaşım. Bu modelde devletler, kullanıcı davranışını değil, platformların işleyişini düzenlemeyi hedefliyor.</p>



<p>Birleşik Krallık’ta yürürlüğe giren&nbsp;Online Safety Act&nbsp;bu hattın en güçlü örneklerinden biri. Yasa, platformlara çocukları zararlı içeriklerden koruma yükümlülüğü getirirken, aynı zamanda dijital hizmetlerin çocuklara uygun şekilde tasarlanmasını zorunlu kılıyor.</p>



<p>Benzer şekilde bazı ülkelerde algoritmik içerik akışlarının sınırlandırılması, bağımlılık yaratan tasarım unsurlarının kısıtlanması ve veri kullanımının düzenlenmesi gibi önlemler gündemde. ABD’de bazı eyaletlerde geliştirilen düzenlemeler de platformların özellikle çocuklara yönelik içerik sunum biçimlerine müdahale etmeyi hedefliyor.</p>



<p>Bu model, sorumluluğu bireylerden alıp şirketlere yüklemesi açısından önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Ancak uygulamada platformların bu yükümlülükleri ne ölçüde yerine getirdiği ve denetimin ne kadar etkili olduğu hâlâ tartışmalı.</p>



<p><strong>Dolaylı yaklaşım: Parçalı ve zayıf düzenlemeler</strong></p>



<p>Dünyanın önemli bir bölümünde ise çocukların sosyal medya kullanımına yönelik doğrudan ve bütüncül bir düzenleme bulunmuyor. Bu ülkelerde konu genellikle veri koruma, siber güvenlik ve zararlı içeriklerle mücadele gibi başlıklar üzerinden dolaylı olarak ele alınıyor.</p>



<p>Orta Asya, Afrika ve Ortadoğu’nun büyük bölümünde bu tür parçalı düzenlemeler öne çıkıyor. Bu ülkelerde düzenlemeler çoğu zaman çocuklara özgü politikalar olarak değil, genel internet ve dijital güvenlik politikalarının bir parçası olarak şekilleniyor.</p>



<p>Bu yaklaşım, esneklik sağlasa da çoğu zaman çocukların korunması açısından sınırlı bir etki yaratıyor. Düzenlemeler daha çok genel çerçevelerle sınırlı kaldığı için sosyal medya kullanımının doğrudan kontrolüne yönelik güçlü mekanizmalar geliştirilemiyor.</p>



<p><strong>Tek bir model yok</strong></p>



<p>Dünya genelinde ortaya çıkan tablo, çocukların sosyal medya kullanımını düzenlemenin tek bir yolu olmadığını açıkça gösteriyor. Ülkeler farklı modelleri deniyor, çoğu zaman bu modelleri bir arada kullanıyor ve kendi sosyo-politik koşullarına göre hibrit çözümler geliştiriyor.</p>



<p><em>Alıntı</em><br><strong>bianet</strong>, Figen <strong>Algül</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk nüfusu Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesinde: yüzde 24,8!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/22/cocuk-nufusu-cumhuriyet-tarihinin-en-dusuk-seviyesinde-yuzde-248/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181530</guid>

					<description><![CDATA[TÜİK verileri, Türkiye&#8217;de çocuk nüfusu oranının verilerin tutulduğu 1935 yılından beri en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Verilere göre Türkiye nüfusunun yüzde 24,8&#8217;ini çocuk nüfus oluşturdu. Söz konusu veri geçen yıl yüzde yüzde 25,5 olarak kaydedilmişti. Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9&#8217;unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>TÜİK verileri, Türkiye&#8217;de çocuk nüfusu oranının verilerin tutulduğu 1935 yılından beri en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Verilere göre Türkiye nüfusunun yüzde 24,8&#8217;ini çocuk nüfus oluşturdu. Söz konusu veri geçen yıl yüzde yüzde 25,5 olarak kaydedilmişti.</p>



<p>Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistiklerine göre 2025 yılında toplam nüfusun yüzde 27,9&#8217;unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında iken çocuk nüfus için bu oranın yüzde 36,8 olduğu görüldü.</p>



<p>Nüfus projeksiyonlarının demografik göstergelerdeki mevcut yapının devam edeceğini varsayan ana senaryosuna göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,1, 2040 yılında yüzde 17,9, 2060 yılında yüzde 16,9, 2080 yılında yüzde 15,2 ve 2100 yılında yüzde 14,5 olacağı öngörüldü.</p>



<p>Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüş eğiliminin devam edeceğini varsayan düşük senaryoya göre çocuk nüfus oranının 2030 yılında yüzde 22,0, 2040 yılında yüzde 16,7, 2060 yılında yüzde 13,9, 2080 yılında yüzde 11,1, 2100 yılında yüzde 9,9 olacağı öngörüldü.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ABD Louisiana&#8217;da Çocuk Katliamı! 8 Çocuk Öldürüldü.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/19/abd-louisianada-cocuk-katliami-8-cocuk-olduruldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:08:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Louisiana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181471</guid>

					<description><![CDATA[ABD&#8217;nin Louisiana eyaletine bağlı Shreveport kentinde Pazar günü sabah saatlerinde meydana gelen silahlı saldırıda, yaşları 1 ile 14 arasında değişen 8 çocuk hayatını kaybetti. Yerel yetkililer, iki farklı evde gerçekleştirilen saldırılarda toplam 10 kişinin vurulduğunu, kurbanların bir kısmının saldırganla akrabalık bağı bulunduğunu açıkladı. Olayın Gelişimi ve Polisin Açıklamaları Shreveport Polis Sözcüsü Chris Bordelon, saldırıların bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ABD&#8217;nin Louisiana eyaletine bağlı Shreveport kentinde Pazar günü sabah saatlerinde meydana gelen silahlı saldırıda, yaşları 1 ile 14 arasında değişen 8 çocuk hayatını kaybetti. Yerel yetkililer, iki farklı evde gerçekleştirilen saldırılarda toplam 10 kişinin vurulduğunu, kurbanların bir kısmının saldırganla akrabalık bağı bulunduğunu açıkladı.</p>



<p><strong>Olayın Gelişimi ve Polisin Açıklamaları</strong></p>



<p>Shreveport Polis Sözcüsü Chris Bordelon, saldırıların bir &#8220;aile içi huzursuzluktan&#8221; kaynaklandığını belirtti. Olay yerinden araç çalarak kaçmaya çalışan yetişkin erkek şüpheli, emniyet güçleriyle yaşanan kovalamaca ve çıkan çatışma sonucunda ölü ele geçirildi. Shreveport Polis Şefi Wayne Smith, sahadaki durumun dehşet verici olduğunu vurgulayarak, &#8220;Böyle bir olayın nasıl meydana gelebileceğini hayal dahi edemiyorum, kalbim paramparça,&#8221; ifadelerini kullandı. Louisiana Eyalet Polisi, emniyet mensuplarının zarar görmediği kovalamaca ve çatışma anlarına dair kapsamlı bir soruşturma başlatıldığını duyurdu.</p>



<p>Bu trajik olay, AP ve USA Today tarafından tutulan veri tabanına göre, Ocak 2024’te Chicago banliyösünde sekiz kişinin öldürülmesinden bu yana ABD’de son iki yılda gerçekleşen en ölümcül kitlesel saldırı olarak kayıtlara geçmişti. Olayın vahameti karşısında eyalet genelinde büyük bir şok yaşanmış, yetkililer halktan sabır ve dua talep etmişlerdi.</p>



<p>Saldırının gerçekleştiği Shreveport, Louisiana&#8217;nın kuzeybatısında yer alan yaklaşık 180.000 nüfuslu bir kent. Belediye Başkanı Tom Arceneaux, şehri sarsan bu olayı &#8220;tarihimizdeki en kötü trajedi&#8221; olarak nitelendirdi. Öldürülen çocukların kimlik tespit çalışmaları sürerken, saldırının hedefi olan iki evin kentin güney kesiminde yer aldığı bildirildi. Louisiana Valisi Jeff Landry de olayla ilgili derin üzüntülerini paylaşarak kolluk kuvvetlerine teşekkür etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 Hatice GÖRGEÇ; Butler’ın Performatif Kimlik Bağlamında Hizmetçiler Oyunu</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/19/%f0%9f%8e%a5-hatice-gorgec-butlerin-performatif-kimlik-baglaminda-hizmetciler-oyunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Hatice GÖRGEÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet Belası]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181423</guid>

					<description><![CDATA[Judith Butler’ın i1990 yılında yayımlanan ve feminist teoride paradigma değişimine yol açan eseri Gender Trouble (Cinsiyet Belası), kimliğin sabit, doğal veya biyolojik bir özden kaynaklandığı yönündeki yerleşik inançları yeniden sorgulatır. Butler’ın temel argümanı, toplumsal cinsiyetin sahip olduğumuz kimlikten öte, dilsel ve bedensel düzeyde sürekli tekrarlanan bir performans olduğudur. J. L. Austin’in “söylemek yapmaktır” ilkesinden yola [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Judith Butler’ın</strong> i1990 yılında yayımlanan ve feminist teoride paradigma değişimine yol açan eseri Gender Trouble (<strong>Cinsiyet Belası</strong>), kimliğin sabit, doğal veya biyolojik bir özden kaynaklandığı yönündeki yerleşik inançları yeniden sorgulatır. Butler’ın temel argümanı, toplumsal cinsiyetin sahip olduğumuz kimlikten öte, dilsel ve bedensel düzeyde sürekli tekrarlanan bir performans olduğudur. J. L. Austin’in “söylemek yapmaktır” ilkesinden yola çıkan Butler, bireyin kadın ya da erkek olarak doğrudan verilmiş kimliklerle dünyaya gelmediğini, toplumun dayattığı normatif jestleri, konuşma biçimlerini ve giyim kodlarını her gün yeniden icra ederek bu kimlikleri inşa ettiğini savunur. Performatif eylemler, mevcut normların tekrar edilmesi (citation) yoluyla işler, bu tekrar süreci normları hem yeniden üretir hem potansiyel olarak dönüştürmeye yardımcı olur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="681" data-id="181424" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-1024x681.jpg" alt="" class="wp-image-181424" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-1024x681.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-768x511.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-1536x1022.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-696x463.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-1068x710.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089-631x420.jpg 631w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069089.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Cinsiyetin arkasında önceden var olan sabit bir fail bulunduğu fikri sorgulanır. Butler’a göre özne yok değildir, ancak performatif eylemlerden önce var olan sabit bir merkez de değildir. Özne, eylemler aracılığıyla sürekli kurulan ve yeniden üretilen bir etkidir. Bu nedenle kimlik, hiçbir zaman tamamlanmış bir öz olmaz, süreklilik arz eden bir oluş süreci olarak durur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="181430" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-683x1024.png" alt="" class="wp-image-181430" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-683x1024.png 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-200x300.png 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-768x1152.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-696x1044.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094-280x420.png 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069094.png 1024w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>Butler, inşa sürecini “heteroseksüel matris<br>” kavramıyla açıklar. Bu sistem, biyolojik cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve arzunun birbirini tutarlı bir şekilde takip etmesini zorunlu kılar. Butler’a göre biyolojik cinsiyet yani sex de doğrudan verilmiş, nötr bir gerçeklikten ziyade tıbbi, bilimsel ve hukuki söylemler aracılığıyla anlamlandırılan ve düzenlenen bir kategoridir. Bu nedenle hem “sex” hem “gender”, farklı düzlemlerde de olsa, söylemsel süreçlerin etkisi altındadır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="488" data-id="181425" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069081.jpg" alt="" class="wp-image-181425" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069081.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069081-197x300.jpg 197w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069081-275x420.jpg 275w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>
</figure>



<p>Zorunlu sistemi bozmanın yolu ise Butler’ın ifadesiyle belayı göze almaktır. Özellikle drag gibi performanslar, cinsiyetin sabit bir özü olmadığını, tekrar ve taklit yoluyla üretildiğini gösterir. Bu tarz performanslar, normatif kimliklerin doğal olmayan kurgusal yapılar olduğunu açığa çıkararak mevcut düzen üzerinde düşünmeye yol açar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="884" height="1024" data-id="181426" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-884x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181426" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-884x1024.jpg 884w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-259x300.jpg 259w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-768x889.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-1326x1536.jpg 1326w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-696x806.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-1068x1237.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090-363x420.jpg 363w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069090.jpg 1658w" sizes="(max-width: 884px) 100vw, 884px" /></figure>
</figure>



<p>Judith Butler’ın performativite kuramını somutlaştırmak için modern tiyatronun etkili metinlerinden biri olan <strong>Jean Genet’nin</strong> The Maids adlı oyununu örnek verebiliriz. Oyun, Butler’ın cinsiyetin aslı olmayan bir taklit olduğu fikrini somutlaştırır. İki hizmetçi kardeşin (Claire ve Solange), hanımları evde yokken gerçekleştirdikleri “hanımcılık” ritüeli üzerinden kimliğin performatif özü sahneye taşınır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="181431" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-683x1024.png" alt="" class="wp-image-181431" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-683x1024.png 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-200x300.png 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-768x1152.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-696x1044.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095-280x420.png 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069095.png 1024w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>Butler’a göre toplumsal cinsiyet, ideal özün bir kopyasıdır. Oyunda Claire, hanımının elbiselerini giyip onun gibi konuşmaya başladığında, &#8220;hanımlık&#8221; kimliğinin aslında pahalı kıyafetler, belirli jestler ve bir hitap biçiminden ibaret olduğu ortaya çıkar. Hizmetçi, hanımın performansını sergilediği anda o artık hanımdır. Bu da kimliğin biyolojik veya sınıfsal bir kaderden ziyade, giyilip çıkarılabilen bir rol olduğunu gösterir.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069093.mp4"></video></figure>



<p>Butler,&nbsp;Cinsiyet Belası&#8217;nda drag performanslarının cinsiyetin kurgusallığını açığa çıkardığını söyler. Genet’nin hizmetçileri de hanımlarının tavırlarını abartılı bir şekilde taklit ederken, aslında soylu kadın imajının ne kadar yapay olduğunu gösterirler. Seyirci, hizmetçinin hanım rolündeki başarısını izlerken, gerçek hanımın da nihayetinde kendi rolünü oynayan bir oyuncu olduğunu fark eder. Butler, kimliğin de sürekli bir tekrarlama ile ayakta kaldığını belirtir. Hizmetçiler, her gece bu töreni tekrarlarlar. Eğer performans durursa, hizmetçi ve hanım arasındaki iktidar ilişkisi de çökecektir. Butler’ın &#8220;belası&#8221; burada devreye girer: Kimlik oyunu kontrolden çıktığında ve hizmetçiler artık kendi &#8220;aşağı&#8221; rollerine dönmek istemediklerinde, sistem (matris) trajik bir şekilde parçalanır.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069080.mp4"></video></figure>



<p>Çünkü tekrarın kurucu gücüyle performans kimliği üretmekle kalmadığı gibi bastırılmış arzu ve iktidar ilişkilerini de açığa çıkarmıştır. Hizmetçilerin hanım rolünü üstlenmeleri, iktidarı deneyimleme ve yeniden dağıtma girişimine de dönüşür aynı zamanda. Artık taklitten de uzaklaşmıştır. Bu noktada performans, sınıfsal gerilim ve şiddetle iç içe geçer, sınıfsal kimliğin de taklit edilebilirliğini ortaya koyar. Taklit, arzuyla birleştiğinde yıkıcı bir boyut kazanır. Hizmetçilerin ritüeli, giderek kontrol edilemeyen bir gerilime ve trajik bir sonuca evrilir. Butler’ın işaret ettiği gibi, normların kırılması her zaman özgürleşmeye işaret etmez, riskli ve destabilize edici de olabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="506" data-id="181428" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069084.jpg" alt="" class="wp-image-181428" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069084.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069084-300x253.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069084-498x420.jpg 498w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Buradaki yaklaşımla&nbsp;Hizmetçiler, Butler’ın performativite kuramının sahneye yönelik bir yansıması olarak okunabilir. Oyun, kimliğin değişmez bir yapı olmadığını; tekrar, taklit ve performans yoluyla kurulan, dolayısıyla dönüştürülebilir bir süreç olduğunu ortaya koyar. Oyun bize şunu söyler: Hiçbirimiz özünde olduğumuz kişi değiliz. Şöyle de ifade edilebilir bence: Hepimiz toplumun gardırobundan seçtiğimiz elbiselerle, bize öğretilen replikleri tekrar eden oyuncularız.</p>



<p>Hatice GÖRGEÇ</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069093.mp4" length="3786367" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000069080.mp4" length="1581825" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Ela KİÇİK/ Edebiyat/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/18/soylesi-ela-kicik-edebiyat-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ela kiçik]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181364</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz&#8221; Ela Kiçik, Bir Gün Sineği’nden Kovulduklarıyla Kalanlar’a uzanan yolculuğunda, hayatın kıyısında kalmışların sesini derinleştiren bir anlatı kuruyor. Onun öykülerinde kovulmak bir son değil, kalmanın ağır bilgeliğine açılan bir eşik. Unutulanların, eksik kalanların ve susanların izini süren yazarla; yalnızlığı, hafızayı ve edebiyatın direncini konuştuk. İlk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz&#8221;</strong></p>



<p><em>Ela Kiçik, Bir Gün Sineği’nden Kovulduklarıyla Kalanlar’a uzanan yolculuğunda, hayatın kıyısında kalmışların sesini derinleştiren bir anlatı kuruyor. Onun öykülerinde kovulmak bir son değil, kalmanın ağır bilgeliğine açılan bir eşik. Unutulanların, eksik kalanların ve susanların izini süren yazarla; yalnızlığı, hafızayı ve edebiyatın direncini konuştuk.</em></p>



<p><em>İlk kitabınız Bir Gün Sineği&#8217;nden son kitabınız Kovulduklarıyla Kalanlar&#8217;a uzanan süreçte, karakterlerinizin “hayatın karmaşasıyla” kurduğu ilişki bir hayli değişti. Başlangıçta dışarıda durmayı seçen “oyunbozanlar” varken, şimdi “kovulmuş ve kalmış” karakterlerle karşılaşıyoruz. Bu tematik sertleşme sizin dünyanızda nasıl bir gözlemin ürünü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="869" data-id="181365" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796.jpg" alt="" class="wp-image-181365" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-696x840.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-348x420.jpg 348w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Gözlem değil de yaşanmışlıkların ürünü diyebiliriz. Bir gün sineği 2019 yılında çıktı. O zamandan bu yana bakış açım değişti. Edebiyatla olan ilişkim olgunlaştı, kafamdan geçenler ile hayat arasındaki uçurum zaman zaman derinleşti. Ister istemez bunlar yazdıklarıma da yansıdı. Bir gün sineği’nde seçmekten ziyade dışarıda bırakılmış karakterler yazdığımı düşündüm, okuyana başka şeyler düşündürmüş olabilir. Içinde olmak istediği şeylerin kıyısında köşesinde gedikler arayan, elinden alınanları yeterince inatçı olursa tekrar alabileceğini düşünen bir yazar tarafından yazıldı diyelim. Kovulduklarıyla kalanlar’ da ise artık kendisinden daha büyük şeylerle dövüşmekten yorulmuş, kovulmanın bilgeliğinden, kalmanın ise sabrından bir şeyler öğrenmeye çalışan bir yazar var.</p>



<p><em>Öykülerinizde genellikle hayatın kıyısında duranları, “yok sayılanları” estetik bir düzleme taşıyorsunuz. Edebiyatın bu görünmezleri görünür kılma gücü hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin için estetik, bu trajediyi yumuşatan bir araç mı yoksa onu daha çarpıcı kılan bir büyüteç mi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="791" data-id="181374" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779.jpg" alt="" class="wp-image-181374" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779-190x300.jpg 190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779-265x420.jpg 265w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Bu çok güzel bir soru yalnız. Beni epey konuşturur ama, kısaca anlatmaya çalışayım. Yok sayılanları estetik bir düzleme taşımak amacında değildim. Öldüklerinde sadece bir sayı olarak anılanlar, benim dilimden konuşsunlar istedim. Belki de bu yüzden yazıyorum. Varlıkları ya da yokluklarının bir bekanın faydasına göre anlam kazandığı bu varoluşu ellerinin tersleriyle itip anılarını, hayal kırıklıklarını, heyecanlarını anlatmaya çalıştılar. Biz her gün bir ayıba tanıklık eden, ölenlerin isimlerini bile anamayacak kadar her şeye yetişmeye çalışan ama hiçbir şeye yetemeyen bir topluluğuz. Sanat bana göre istiridyenin içindeki inci tanesinin güzelliği unutulmasın, onun özel oluşu baki kalsın diye var.&nbsp; Aynı zaman da inci tanesinin güzelliğini, muhtevası her defasında değişen o güç savaşının gölgesinde bile korumakla yükümlü. Estetik bir trajediyi yumuşatmamalı, görünür kılmalı. Trajedinin görünürlüğü ise yeterince çarpıcı. Bir nevi büyüteç diyebiliriz, ama ben olsam iyinin de kötünün de bu denli göründüğü bir zamanda edebiyatın derdi trajedi değil hafıza olmalı derdim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="727" data-id="181366" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795.jpg" alt="" class="wp-image-181366" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-297x300.jpg 297w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-696x703.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-416x420.jpg 416w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Bir de şöyle bir şey var, kişisel olarak çocukken bizi kahraman olacağımıza inandıran filmlere ve kitaplara öfkeliyim. Sıradan olduğumuzu başından beri kabullenseydik hep özel ve farklı olamayacağımız gerçeğine hazır olsaydık yüzleştiğimiz şeylere yenildiğimiz hissi de eşlik etmezdi. Sesi güzel olanların farklı hikayeleriyle büyüdük, matematiği iyi olanlar olağan üstü insanlardı. Yeterince cesur değilsen sözünün bir değeri yoktu. Bizi içine alan hayatın tam ortasında ise meselenin doğru zamanda doğru kişiler tarafından parlatılmaktan ibaret olduğunu anladık. Şansı yaver gitmek deyimi şu sıralar çokça konuşuldu. Öykülerimde şansı yaver gitmeyenlerden mütevellit bir kalabalığın suya sabuna değmek zorunda olmayan öykülerinin de bal gibi yaşama dahil olduğunu hissetirmekten yanaydım.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="181375" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181375" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781.jpg 900w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşi çok ilerlemeden sorayım. Adettendir sorulur. Kimdir Ela Kiçik?</em></p>



<p>Adanalı çiftçi bir ailenin çocuğu, düşünmenin zahmet ve bedel gerektirdiği bu çağda felsefe öğretmenliği yapmaya çalışan sıradan biri. Detaylarda boğulmaktan kıl payı kurtulur, her akşam imparatorluklar kurup, sabahına duyuramadan günün getirdiklerine koşar. Kedilere bayılır, lahmacun sever.</p>



<p><em>Yazın dünyanızın merkezinde “insanın ebedi yalnızlığı” duruyor. Ancak bu yalnızlık durağan değil; tekinsiz bir devinim barındırıyor. Sizce yalnızlık, modern insanın bir kaderi mi yoksa kaçtığı o karmaşadan sığındığı bir “kale” mi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="593" height="1024" data-id="181369" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-593x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181369" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-593x1024.jpg 593w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-174x300.jpg 174w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-696x1202.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-243x420.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112.jpg 720w" sizes="(max-width: 593px) 100vw, 593px" /></figure>
</figure>



<p>Yalnızlığın biçimine göre değişir. Seçilmiş bir yalnızlıktan yanayım, ama yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz. İnsan ebedi olarak yalnız mı bilemem ama doğasında yalnızlık var, olmalı da. Yazın dünyamın merkezinde de yalnızlık olgusu doğalında var. Kişilerim, acısını en az kendisi kadar hissedecek birilerinin olmayışını başından beri kabullenmiş, bu konuda acabaları yok. Yatakta iki kişi uyuyanların, kahvaltıda ailecek masaya oturabilenlerin kafasının içindeki yalnızlığın acısını duymalarını da anlayamıyorum. Bir gün sineği’ni okuyan bir arkadaşım da çok yalnız olduğunu hissettim demişti. Şaşırmıştım. Bilerek yansıttığım bir duygu değildi. Bu duygunun kendiliğindenliği üzerine o kadar yerleşik düşüncelerim var ki, özel olarak parantez açmama gerek yok diye düşünüyorum.</p>



<p>Modern insana gelince, yalnızlık kaderi de değil kalesi de. Kimsesizlik ile karıştırdığı, hiç durmadan kaçtığı bir canavar olsa gerek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="384" data-id="181368" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1.jpg" alt="" class="wp-image-181368" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1-696x348.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Son kitabınızın ismi çok katmanlı: Kovulduklarıyla Kalanlar. Kovulmak genellikle bir son gibi algılanır, ancak siz “kalmayı” merkeze alıyorsunuz. Kovulmanın ardından gelen o “kalma” hali, yeni bir başlangıç mı yoksa bitmeyen bir yas süreci mi?</em></p>



<p>Kitap kovulmak ve kalmak diye iki bölümden oluşuyor. Kalmayı öğrenmek için bir çok yerden kovulmak gerekiyor diye düşünüyorum. Kovulmadan, tabanlarımız yeterince aşınmadan kalmayı öğrenemeyiz. Kalma halini merkeze aldığımı söyleyemem. Neticede ben de bu halin acemisiyim. Belki de okurun yüklediği anlam, kalmanın bir noktada şart olduğu durumların neresinde ise ona göre değişiyordur.</p>



<p>Kovulmak bir sonun başlangıcı belki de. Kaldığımız yerde hikâye başlıyor, ama yas sürecine değinmeniz iyi oldu. Kalışımıza geldiğimiz yerlerde vazgeçtiğimiz şeylerin yası da eşlik ediyor. Buradayız çünkü bazı kişiler olamadık, bazı koşuları tamamlayamadık, adil olabilirdik, haklılığımızı yeterince iyi anlatabilirdik, pişman olması gerekenler pişman olmadı, o gün orada fazla bekledik, o son kadehi içmeyecektik, fazla alçak gönüllü davrandık gibi…belki de olamadığımız kişilerin, tamamlayamadığımız koşuların, üzerinde tepinilen haklılığımızın, artık çok geç dediğimiz pişmanlıkların yasını tutmayı öğrendiğimiz anda kalmayı seçiyoruz. Ama bir de kolektif olarak tanıklık ettiğimiz, daha ne olabilir dediğimiz katliamlar, tecavüzler, ihmaller ve yangınlar yığını var. Bu tuhaf bir yas duygusunu da beraberinde getiriyor. Kaldığımız yere yabancılaşırken, iyi ya da adil olmakta ısrar eden yanımızın bir yönüyle her gün yeniden tanışıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="181370" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181370" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780.jpg 900w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir röportajınızda karakterlerin yazma sürecinde kendi özerkliğini ilan ettiğinden bahsetmiştiniz. Kovulduklarıyla Kalanlar’daki karakterlerinizden hangisi sizi en çok şaşırttı veya yazdığınız taslağın dışına çıktı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="788" data-id="181376" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778.jpg" alt="" class="wp-image-181376" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778-190x300.jpg 190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778-266x420.jpg 266w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Burada, okuyanların ya çok sevdiği ya da nefret ettiği Ben Dingo, memnun olmak isterim! adlı öykümü anmak isterim. Yazmaya başlarken kafamda az çok çerçevesi belirli bir taslak vardı. Ama olay bambaşka yerlere gitti, beni epey de şaşırttı diyebilirim. Ne yazdığımı hala bilmiyorum açıkçası, ama iç güdülerim zamanla iyi ki yazmışım ve insanlarla paylaşmışım diyebileceğim bir şeyin ortaya çıktığını söylüyor. Son bölümünü yazarken Dingo’dan bazı şeyler öğrendim, galiba yazın hayatımda bir eşik atladım. Umarım tüm diyarlardan kovulan Dingo bugünlerde kendi diyarında hiçbir şeyi ötekileştirmeden, içindeki umut ve merhametten vazgeçmeden mutlu mesut yaşıyordur. Öfkemi ehlileştirmeme yardımcı olduğu için ona teşekkür ederim.</p>



<p><em>Kovulmak, kalmak ve yalnızlık duraklarından sonra; Ela Kiçik külliyatında bir sonraki durak “yeniden inşa” mı olacak, yoksa bu ebedi yalnızlığın farklı yankılarını duymaya devam mı edeceğiz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="723" data-id="181379" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786.jpg" alt="" class="wp-image-181379" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786-207x300.jpg 207w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786-290x420.jpg 290w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Bugünlerde ahlak ve alışkanlıklarımız arasındaki ilişki üzerine düşünüyorum. Bastığımız zemin ayaklarımızın altından çekilirse, binlerce yıldır adına ahlak dediğimiz kalıplaşmış, çoğu hiçbir şeye hizmet etmeyen değer yargılarımızın da tepe taklak olması kaçınılmaz olacaktır. O zaman hayatta kalabilmek için yeni iyiler ve kötüler inşa etmek gerekecek. Yani bir sonraki durağım yeniden inşa diyebiliriz, bu defa novella. Bakalım.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Bütün zalimlerin görünmez olmasını isterdim. Tüm iyilikleri, güzellikleri görsünler, ama görünmesinler, duyulmasınlar.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
