Site icon Kent Ekranı

Celal PİR ; YENİ DÜNYA DÜZENİ KURULUYOR: MASADA HESAP KİME KESİLECEK?

Dünya yeniden paylaşılıyor.
Ama bu kez mesele yalnızca toprak, petrol ve silah değil. Para, teknoloji, ticaret, enerji ve borçlar üzerinden yeni bir güç düzeni kuruluyor.

ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Avrupa, Hindistan, İran ve Körfez ülkeleri bu paylaşımın aktörleri.
Herkes kendi çıkarının peşinde.
Kalıcı dostluk yok, kalıcı düşmanlık yok.
İkili, üçlü ticari ortaklıklar kuruluyor, bozuluyor, yeniden kuruluyor. Trump’ın bir gün artırıp ertesi gün pazarlık konusu yaptığı gümrük tarifeleri bunun açık örneği.
ABD…
İçeride siyasi ve ekonomik baskılarla uğraşırken dünya liderliğini kaybetmek istemiyor.
Çin…
Üretim ve teknoloji üstünlüğünü büyütüyor. Ama henüz komünistler kapitalizmin mantığını kavrayabilmiş değiller hala komünist kafa ile bakıyorlar…
Rusya…
Enerji ve askerî gücüyle alan açıyor.
İngiltere…
Finans ve diplomasi ağlarını korumaya çalışıyor. Avrupa…
Kendi geleceğini arıyor.
Hindistan…
Yükselen yeni güç olarak masada yerini sağlamlaştırma peşinde…
İran…
Bölgesel ve enerji dengelerini etkiliyor.
Körfez ülkeleri…
Petrol zenginliğini teknolojiye ve küresel sermayeye dönüştürme telaşında…
Ama asıl büyük savaş henüz tam anlamıyla görünür değil.

Eski sermaye / yeni sermaye karşı karşıya…

Bir tarafta…
Petrol, doğalgaz, geleneksel sanayi ve klasik finans düzeni var…
Diğer tarafta…
Yapay zekâ, çip, robotik, veri merkezleri ve dijital ekonomi var.
Sermayenin yönü değişiyor. Yeni zenginler, yeni güç merkezleri ve yeni bağımlılıklar ortaya çıkıyor.

Peki bu dönüşümün faturası ne olacak?
Bakın, dünya devletleri trilyonlarca dolarlık borç taşıyor.
Şirketler borçlu…
Vatandaşlar borçlu…
Ekonomiler borçlu….
Yeni düzen kurulurken bu borçlar ne olacak?
Kim ödeyecek?
Kimlerin borçları yeniden yapılandırılacak
Kimlerin serveti korunacak?

Soru çok…
Çünkü yeni bir ekonomik sistem, eski borç düzeninin üzerine sonsuza kadar inşa edilemez.
Enerji yolları, ticaret koridorları, para sistemleri, teknoloji tekelleri ve finans kuruluşları yeniden şekillenirken asıl mücadele dünyanın servetini kimin kontrol edeceği üzerine yaşanıyor.

TÜRKİYE…
Türkiye bu tablonun tam ortasında. Ancak coğrafi konum tek başına yeterli bir güç değil. Teknoloji üretmeyen…
Sermaye biriktiremeyen…
Dış finansmana bağımlı kalan….
Ve ekonomik bağımsızlığını sağlayamayan bir ülke, başkalarının kurduğu masada ancak kendisine ayrılan yere oturur.

UYANALIM!
Evet, dünya değişiyor.
Sadece ülkelerin sınırları ve ittifakları değil, zenginliğin sahipleri de değişiyor.

Bugün bize siyasi tartışmalarla gösterilen gündemin arkasında çok daha büyük bir hesap var:
Enerjiyi kim kontrol edecek?
Teknolojiyi kim yönetecek?
Parayı kim basacak?
Borçları kim yönetecek?
Yeni dünyanın kazananları kim olacak?

Ve en önemlisi:
Dünya yeniden paylaşılırken zenginlik sahipleri mi değişecek, yoksa eski düzenin borçları yine halkların sırtına mı yüklenecek?
“Üretilen küresel borç ödenecek gibi değil “ …
Asıl görmemiz gereken mesele budur.
SONUÇ…
Savaş ve galipler olmadan yeni kuralları kim, nasıl koyacak?
Gördüğüm kadarıyla yeni düzende….
Çin üretim teknoloji,
ABD finans ve teknoloji,
Rusya doğal kaynak merkezi olacak.
AB böyle giderse dağılacak.
Küçük ülkeler egemenlik haklarından yani maliye politikası haklarından Vaz geçip yetkiyi Brüksel’e devretmedikleri sürece AB yaşayamaz.

Yeni düzen için önce borçlar silinecek. Bunun için ya yüksek enflasyon ya da yeni geniş bir savaş lazım….
Kişisel bir not ekleyeyim…
Dünyanın geçmişte tarihine baktığımızda gördüğümüz bir gerçek var.
Borçlar ve yeni düzen ancak kanla temizleniyor.
Belli ki, kan akacak…
Bu sözü ister manevi anlamlandüşünün ister kırmızı olarak…
Görünen bu. Değişimin özü kan…
Pandemi ile denediler, beceremediler…
Bakalım iş gelecekte nasıl olacak?

Celal PİR

Exit mobile version