ABD ile İran arasında tırmanan askeri çatışmaların bilançosu netleşmeye başlarken, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığının ağır darbe aldığı ve savaşın Amerikan mükelleflerine maliyetinin yaklaşık 50 milyar dolara ulaştığı ortaya çıktı. Pentagondan sızan ve basına yansıyan son veriler, bölgedeki Amerikan üslerinde meydana gelen fiziksel yıkımı ve milyarlarca dolarlık mühimmat ile teçhizat kaybından kaynaklanan yüksek finansal külfeti gözler önüne seriyor.
ABD Üslerindeki Yıkımın Boyutları. Uçaklar da Vuruldu
Associated Press (AP) tarafından aktarılan bilgilere göre, İran’ın balistik füzeler ve kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirdiği yoğun misilleme saldırıları, Ortadoğu’da konuşlu birçok Amerikan üssünü doğrudan hedef aldı. AP’nin ulaştığı Pentagon teftiş raporları, çatışmalar boyunca bölgedeki ABD askeri tesislerinin yaygın hasara uğradığını doğrulamakta. İlgili raporlarda, üslerde konuşlu askeri binaların, kara araçlarının ve uçakların roket ile drone isabetleri sonucu kullanılamaz hale geldiği kayıtlara geçti…
Uydu Fotoğrafları ve Hasar Analizi
Saldırıların hemen ardından elde edilen yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları, hava üslerindeki uçak hangarlarının, lojistik depoların ve idari binaların ağır tahribata uğradığını gösterdi. Yapılan detaylı görüntü analizlerinde, pistlerin doğrudan hedef alındığı, milyonlarca dolar değerindeki gelişmiş hava savunma sistemleri ile radar istasyonlarının roket şarapnelleri ve patlamalar nedeniyle işlevsiz kaldığı tespit edildi. Askeri uzmanların uydu görüntüleri üzerinden yaptığı değerlendirmeler, saldırıların son derece hassas güdümlü mühimmatlarla yapıldığını ve hedeflenen altyapıların yeniden inşa edilmesinin uzun zaman alacağını ortaya koydu.
Savaşın Finansal Amerikan Halkına Faturası
Pentagon’un Kongre’ye sunduğu ve AP tarafından paylaşılan verilere göre, İran savaşının ABD’ye olan toplam maliyeti yaklaşık 47,1 milyar dolara ulaştı. Bütçedeki en büyük kalemi, harcanan stokları yenilemek için gereken 29 milyar dolarlık mühimmat bedeli oluşturdu. Özellikle tanesi milyonlarca doları bulan Patriot ve THAAD savunma füzelerinin yoğun kullanımı maliyeti tırmandırdı. Bütçenin diğer kalemlerini ise 11,9 milyar dolarlık operasyonel harcamalar ile düşürülen ya da üslerde imha edilen araç ve hava platformlarından doğan 6,1 milyar dolarlık teçhizat kaybı oluşturdu.
İran Mühimmatını Yeniledi; ABD Harcadığının Yerine Koyamadı
ABD, Amerikan Başkanlığı ve İsrail’in ortak kararıyla şubat ayında İran’a karşı geniş çaplı bir askeri harekat başlatmıştı. Washington yönetimi, harekatın başında operasyonun kısa sürede tamamlanacağını öngörmüştü. Ancak nisan ayında sağlanan geçici ateşkese rağmen İran, yeraltı mühimmat depolarını tahkim etmiş, füze ve insansız hava aracı envanterini yeniden inşa etmişti. Takip eden süreçte Washington yönetimi İran’a yönelik deniz ablukası kararı almış, gerginlik bölgesel bir yıpratma savaşına dönüşmüştü.
Yaklaşan Ara Seçimler Öncesinde Trump İçin Başağrısı
ABD’de yaklaşan seçimler öncesinde savaşın artan mali faturası siyasi arena üzerinde doğrudan baskı oluşturmakta. Pentagon’un açıklamadığı üs tamirat maliyetlerinin bütçeye ek yük getireceği belirtilirken, ABD Kongre Bütçe Ofisi (CBO) savaşın devam etmesi halinde aylık 2 ila 3 milyar dolar ek harcama gerekeceğini hesapladı. AP-NORC kamuoyu araştırmaları ise Amerikan halkının büyük çoğunluğunun Kongre’den öncelikli olarak savaşı sonlandırmasını talep ettiğini gösteriyor.
Küresel Ekonomi Ve Türkiye’ye Etkileri
Savaşın tırmanması ve Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatın aksaması, küresel enerji piyasalarında ciddi bir şoka neden olarak Brent petrol fiyatlarını ve jet yakıtı maliyetlerini rekor seviyelere çıkardı. Bu durum, küresel ölçekte enflasyonist baskıları ve tedarik zinciri krizlerini tetikledi. Yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele eden Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için yükselen enerji faturaları, artan ithalat maliyetleri ve döviz kurları üzerindeki baskı ek bir ekonomik yük oluşturdu. Ayrıca bölgedeki ticaret hatlarının aksaması ve artan navlun maliyetleri Türkiye’nin bölgesel ihracatını ve büyüme hedeflerini olumsuz etkiledi.

