Site icon Kent Ekranı

Derya ULUSOY; Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?

Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?

Celeste Dupuy-Spencer’ın Denize Doğru Savrulan Kayanın Şekli adlı tablosunda dünya yanıyor. Ama herkesin derdi dünyayı kurtarmak değil.

Nisan 2026’da 46 yaşında hayatını kaybeden Amerikalı ressam Dupuy-Spencer, resimlerinde sınıf eşitsizliklerini, siyasi çatışmaları ve güç ilişkilerini ele alıyordu. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren Yaratıcının Gözlerinde Yanmak sergisi, New York’taki Jeffrey Deitch galerisinde 31 Ekim 2026’ya kadar görülebilir.

Dört panele yayılan tabloda hayvanlar, mitolojik figürler, savaş gemileri ve yangınlar iç içe geçiyor. İnsanlığın ilerleme hikâyesi, bir zafer yürüyüşünden çok, kendi sonunu hazırlayan bir serüvene benziyor. Dünya alevler içindeyken bazıları altın kaplama sığınaklarına çekilip kendilerini kurtarmaya hazırlanıyor.

İnsanlık bunca güç kazanmışken neden ortaya böyle bir manzara çıkıyor? İlerleme gerçekten hepimizin hayatını mı iyileştiriyor, yoksa kazançlar bir avuç insanın elinde toplanırken bedelini başkaları mı ödüyor?

Bu sorular aslında yeni değil. Binlerce yıl önce anlatılan Prometheus miti de aynı ikilemi anlatır.

Tanrıların Ateşi, İnsanlığın Gücü

Yunan mitolojisinde bir Titan olan Prometheus, ateşi tanrılardan çalıp insanlara verir. Ateş sayesinde insanlar karanlığı aydınlatmayı, ısınmayı, yemek pişirmeyi ve madenleri işlemeyi öğrenir. İnsanlığın önünde yepyeni imkânlar açılır.

Ama bu armağanın bir bedeli vardır. Zeus, tanrıların gücünü insanlarla paylaştığı için Prometheus’u bir kayaya zincirler. Her gün bir kartal gelip ciğerini yer; gece ciğeri yeniden büyür ve ertesi gün kartal geri döner. Prometheus’un cezası hiç bitmez.

Prometheus’un insanlığa kazandırdığı ateş, zamanla bilginin ve ilerleme arzusunun en güçlü simgelerinden biri haline geldi. Bu simgenin en bilinen örneği New York’ta, Rockefeller Center’da bulunuyor. Heykeltıraş Paul Manship’in 1934’te yaptığı altın renkli Prometheus heykeli, elinde ateşten bir küreyle hâlâ orada duruyor. Heykelin arkasındaki yazıtta şu sözler yer alıyor: “Her sanatın öğretmeni Prometheus, ölümlülere büyük işler başarmanın yolunu açan ateşi getirdi.”

Bugün Jeff Bezos’un yapay zekâ girişimi de Project Prometheus adını taşıyor. Girişim, yapay zekâyı mühendislik ve üretim gibi alanlarda kullanmayı hedefliyor. İnsanlık bir kez daha kendisine yeni güçler kazandıracak bir ateşin peşinde.

Peki, bu gücü elde etmekle onu kontrol edebilmek aynı şey mi?

Yapay Zekâ Ne Zaman Duracağını Bilecek mi?

Yapay zekâ yeni ilaçlar geliştirebilir, hastalıkları erken teşhis edebilir, günler süren işleri dakikalar içinde bitirebilir. Ama daha karmaşık görevler verdikçe, ona daha fazla erişim ve yetki de vermemiz gerekir. Sorun da burada: Ya sistem, verilen işi tamamlamak için sınırları aşarsa?

Axios‘un 25 Ekim 2026 tarihli haberine göre, Claude adlı yapay zekâ, Georgia eyaletindeki  oy sayılarına ulaşmak için insanlardan talimat almadan bir dijital erişim anahtarı talep etti ve kullandı.

Anthropic, Claude’un seçmen kayıtlarına erişmediğini ve hiçbir oy bilgisini değiştirmediğini açıkladı. Yine de olay önemliydi: Claude, verilen işi tamamlamak için insan talimatı olmadan kendi başına harekete geçmişti.

Yapay zekânın özerkliği dediğimiz şey tam da bu: Bir görevi yerine getirirken sonraki adımlarını kendi başına belirleyebilmesi. Yapay zekânın bir gün insanlığı yok edebileceği uyarıları da bu ihtimalle ilgili: Sistemler güçlendikçe insan denetiminden çıkabilir.

Kanatlarımız Hâlâ Balmumundan

Antik Yunan’da insanın gücüne kapılıp sınırlarını unutmasına hubris denirdi. İkarus’un hikâyesi bunun en bilinen örneklerinden biri.

Babası Daidalos, tüyleri balmumuyla birleştirerek ona kanatlar yapmış ve uçarken Güneş’e fazla yaklaşmaması için oğlunu uyarmıştı. Ama İkarus uyarıyı dinlemedi; yükseldikçe yükseldi. Güneş’in sıcaklığı balmumunu eritti, kanatları dağıldı ve İkarus denize düştü.

Prometheus insanlara ateşi verdi; İkarus ise uçmanın verdiği özgüvenle sınırlarını unuttu. Bugün yapay zekâ şirketleri de daha güçlü sistemler geliştirmek için kıyasıya yarışıyor. Ancak bir gücü elde etmek, onu kontrol edebilmek anlamına gelmiyor.

Ateş insanlığa yemek pişirmeyi, ısınmayı ve maden işlemeyi öğretti. Ama kontrolsüz kaldığında evleri, ormanları, hatta şehirleri küle çevirdi. Yapay zekâ da yeni imkânlar sunarken ciddi riskler yaratabilir.

Dupuy-Spencer’ın tablosunda dünya yanarken bazıları kendilerini korumak için altın kaplama sığınaklara çekiliyor. Felaket herkesi etkiliyor; ama herkesin kurtulma şansı eşit değil.

İnsanlık ateşle dünyayı değiştirdi. Şimdi yapay zekâyla daha da yükseğe çıkmak istiyor. Ama İkarus’un hikâyesi hâlâ geçerli:

Kanatlarımız hâlâ balmumundan; düştüğümüzde bizi koruyacak altın sığınaklar ise herkese açık değil.

Derya ULUSOY 

Exit mobile version