‘Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir.’
Bu veciz sözlerin sahibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
O, milletini Cumhuriyet’e kavuşturdu ve Kurtuluş Mücadelesini doğru anlatan bir kaynak bırakmak ve de ‘hesap vermek’ için Nutuk’u yazdı.
–SAVAŞLARLA DOĞAN CUMHURİYET-
Dönemin yazarlarından Ruşen Eşref Ünaydın, anılarında 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi’nden dönüşünde tebrik için yanına çıktığı Ulu Önder’in kendisine “hiçbir zaferin gaye olmadığı düşüncesini” anlattığını aktardı.
Atatürk “Zafer ancak kendisinden daha büyük olan bir gaye elde etmek için gereken belli başlı bir vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsaline hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikir istihsaline dayanmayan bir zafer payidar olamaz. O boş bir gayrettir.
Her büyük meydan muharebesinden her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer boşa gitmiş olur” demişti.
Bağımsızlık mücadelesi ve doğan Cumhuriyet’in eksiksiz doğru anlatılması da çok önemliydi. O, “Tarihi yazan tarihi yapana sadık kalmazsa hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” diyordu.
Ulu Önder, “1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım” diye başlayan Nutuk’ta
1919 – 1927 yıllarını anlattı. Mondros Mütarekesi ile düşmanın topraklarını paylaştığı bir monarşi yönetiminden bugün 103. yılını kutladığımız Cumhuriyet’e giden askeri ve siyasi mücadeleyi kaleme aldı.
Çağdaşlaşma hareketlerini ortaya koydu.
-3 AYDA TAMAMLADI-
Mustafa Kemal, Çankaya Köşkü’nde yazmaya başladığı eserine Dolmabahçe Sarayı’nda son şeklini verdi. Çünkü kalbinden rahatsızlanmış, doktoru o yaz istirahat önermişti. Atatürk haziranda açıklamak istediği eserinin sunumunu bu nedenle erteledi.
Sürekli kitap okuyan, günlük tutmayı alışkanlık edinen Atatürk, elinde bulunan birçok telgraf, mektup, not, demeç gibi belgelerle
3 ay gibi kısa zamanda eserine son şeklini verdi.
Kronolojik hazırladığı kitabının müsveddesi 506 sayfayı kendi eliyle yazdı ya da dikte ettirdi.
Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu anılarında ” Yazdıkları tabedildikten
sonra yüksek sesle kendi kendine okuyarak bazı yerleri bana tashih ettirip düzelttirir ve tekrar son haliyle okurdu. Büyük Nutuk’u hazırlarken hiç mübalağa etmeden rahatlıkla söyleyebilirim ki 30- 35 saat çalıştığımız olurdu” diyor.
O, büyük bir eser olan kitabını Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (Partisi) ikinci Büyük Kongresi’nde parti başkanı olarak geldiği Meclis kürsüsündeki hitabında seslendirdi.
Hazırladığı eserin adı böylece Nutuk oldu.
Atatürk, büyükelçi, üst düzey askerlerin de izlediği 15-20 Ekim 1927 tarihlerindeki oturumlarda sabah ve öğleden sonra ortalama 3’er saat olmak üzere eserini günde 6 saat ayakta okudu.
Kalabalık topluluğa nutku, toplam 36 saat 31 dakika sürdü.
‘HESAP VERDİ ‘
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kürsüde Nutuk’u okumaya başlamadan önce şunları söyledi:
“Efendiler, geleceğe ait önlemler hakkında düşünce alışverişinde bulunmadan önce geçmişe ait olaylar hakkında bildirimlerde bulunmak ve senelerden beri devam eden çalışmalarımızın ve uygulamalarımızın milletimize hesabını vermenin görevim olduğu inancındayım.”
Atatürk çalışmalarında da hesap defteri aldırıp titizlikle tutardı. Sivas Kongresi sırasında kendisine bu konuda yardım eden idari görevli Hacı Derviş, şöyle anlatıyordu:
“Pantolonunun cebinden para kesesi çıkardı. Bütün paraları önündeki masanın üzerine döktü. ‘Al bunları çarşıya git, bana çok büyük
bir hesap defteri al’ dedi.
Acele defteri alıp döndüm. ‘Yarından itibaren bütün masrafları kuruşu kuruşuna bu deftere yaz’ emrini verdi. Ben ‘Paşam bu hengamede senden kim hesap sorabilir’ deyince ‘Çocuk bir gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar’ dedi.”
Atatürk 6 ‘ncı günde saat 21.00’de Nutuk’u okumasını tamamladı ve nutkun harici şöyle konuştu:
“Ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.
Baylar! Bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.
Bugün ulaştığımız sonuç yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.
Bu sonucu, Türk gençliğine, güvenle bırakıyorum.”
SESİ TİTREDİ, GÖZYAŞI DÖKTÜ-
Atatürk Nutuk’un sonundaki Gençliğe Hitabe’sini sesi titreyerek ve gözünden yaşlar süzülerek okudu, ‘Ey Türk Gençliği’ diye seslendi.
Cumhuriyeti korumak ve kollamak O’nun milletine hem vasiyeti hem de verdiği vazifeydi.
Zeynep Nurten UZER

