“Sarı ormanın içinde yol ayrımına geldim
Ne yazık ki her iki yoldan da gidemezdim
Yalnız bir yolcuydum, öylece durdum
Bir yolun ötelerine doğru bakındım kaldım
Ta uzaklarda yitip gittiği yere kadar.
Düşünüp dururken, öteki yolda karar kıldım
Belki de böylesi daha iyiydi
Çünkü yol yeşildi, tam yürünmek içindi
Ve oradan gelip geçenler
Üzerlerine basıp geçmiş olsalar bile.
Böylece yürüdüm gün ve gece
Yapraklar içinde tek başıma sessizce
Günler boyu böylece yol aldım
Yolun sonunu bile bile, sordum kendime
Bir daha geri dönecek miyim, diye.
İşte bir feryatla haykırıyorum,
Çağlar ve çağlar ötesine
Ormanda yol ikiye ayrıldı
Ve ben daha az yürünenine saptım
Ve bütün olanlar da bu yüzden oldu.”
1916 tarihli bu şiir, ünlü şair Robert Frost’a ait. Gidilmeyen Yol, adından da anlaşılacağı gibi, bir yol ayrımında yapılan seçim üzerine düşündürüyor.
Aklı diğer yolda kalmak.
Robert Frost bu şiiri, İngiltere’de birlikte uzun yürüyüşler yaptığı ve kararsızlığıyla tanınan şair dostu Edward Thomas’ın arkasından yazmış.
Edward Thomas, basında edebiyat eleştirileri yaparken şair arkadaşının etkisinde kalıp şiir yazmaya başlamış. Genelde savaş üzerine şiirler yazarken İngiliz ordusuna gönüllü olarak yazılıp savaşa gitmiş. İki yıl sonra da cephede vurularak ölmüş.
Frost bu dost ölümünün ardından pek çok sorgulama yapmış olmalı ki, sonunda ortaya “Gidilmeyen Yol” şiiri çıkmış.
Frost’a göre insan, yaşamındaki yol ayrımında hangi yoldan giderse gitsin, diğerini seçmediği için ileride hayıflanmaya veya “acaba diğerini seçseydim…” demeye başlıyor.
Yol burada metafor tabii. Oradan geçenler iki yolun da farklı şekilde aşındığını görüyorlar. Nedense yolun daha fazla aşınmış olanı tercih edilmiş.
“Yol ikiye ayrıldı ve ben daha az gidilmiş olanı tercih ettim ve bu oldu bütün farkı yaratan” dizesi önemli bu yüzden.
Sonuçta gelinen noktada gerçek yaşamda hangi yolun en iyi olduğunu bilmek mümkün mü? Kararlarımızın çoğu gelişi güzel, bilinçsiz gibi duruyor. Çoğu kişi yanlış ata oynamakla nam salmıştır zaten.
Kim ister ki kendisi için iyi olmayacak bir yolu seçmeyi?
Sırf başkaları bu yolu seçmedi ama ben bilinmezi tercih edeceğim demek gerçekten cesaret işi. Kahramanca bir tavır âdeta. Böyle hareket edenler bu şiiri kendine yakın hisseder doğal olarak. Az aşınmış yol, yani çoğu kişi bunu seçmemiş demek.
Konfor alanından çıkmadan yaşayınca insan sıradan ama daha güvende bir hayat yaşıyor. Fakat zorlukları göze alabilecek kapasiteniz varsa, rahat rahat kendinizi yaymayı elinizin tersiyle itebiliyorsunuz demektir.
“Yüreğinin götürdüğü yere git” zihniyetiyle bir yere kadar yani mantığın olduğu yere kadar güzel güzel gidersiniz. Sonra? Sonrasına sonra bakarım demek değişik bir rahatlık…
Her seçim bir vazgeçiştir cümlesi ne kadar doğru. Sadece eğitim, iş yaşamı değil, her ilişki de bir yol ayrımıdır. Nikâh dairelerinde her 15 dakikada bir evlenenler var; adliyelerde ise her yarım saatte bir boşananlar duruşma salonlarını dolduruyor.
Bilinçli veya değil, seçim yaparken tüm parametreleri bilmek mümkün değildir. İşte bu nedenle iki yolun da tam olarak nereye çıkacağı kestirilemez. O zaman insanlar kişisel kararlarına güvenemediklerinden mi yapay zekâya bunca akıl danışıyorlar.
Ünlü son dize.
Robert Frost’un “Karlı bir gecede orman kıyısında durmak” şiiri de hipnotize edici. Büyüleyici karlı gece manzarasını anlatırken aynı zamanda ölümün huzur verici yanı ve yaşamın sorumlulukları arasında kalan insanı yansıtıyor. Ve ünlü son dize; “Ama uyumam gereken milcahlar var, / Uyumadan önce kat etmem gereken yollar”
Verilmiş sözler, hayatın sorumlulukları ve bitirilmesi gereken görevler…
Robert Frost’u seviyorum. Onun içinde yaşama dair biraz şeytanca düşünceler hissediyorum.
İnsanlar yol ayrımında birini yeğlediklerinde bir daha diğer yola dönüp giremeyeceklerini bilirlerse bu onlarda büyük bir ruhsal çatışma yaratır.
Aslında seçmediğiniz yolun daha iyi veya daha kötü olduğunu hiçbir zaman öğrenemeyeceksiniz. Savunma mekanizmalarınız devreye girip -iyi çalışırsa- ancak öyle rahat hissedebileceksiniz. Hepsi bu.
Füsun ALTINOK

