Site icon Kent Ekranı

Cengiz ERDİL; BAK  SEN ŞU YAĞMURA !

İçme ve kullanma suyu oldum olası İstanbul’un en büyük sorunlarından biridir. Bakmayın siz yağmurun böyle yağmasına… Aylar, günler geçecek İstanbul yine su sorunu yaşayacak. Çünkü rahmet bereket olmuyor, arada beton dağları var.

İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde son yıllarda şiddeti artan sellerin, yalnızca iklim değişikliğine bağlarsanız fena halde yanılırsınız. Doğrudur; önce kurak günler yaşıyoruz, sonra adeta Nuh tufanının çakmalarına çarpılıyoruz.

Ancak yağmuru ana kucağı toprakla, ormanlarla, park ve bahçelerle buluşturamıyoruz.  Yağmur beton kuleler, otoyollar, çimento akarına dönen derelerde kaybolup gidiyor.

Bir haberci olarak Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inanılmaz sellere tanık oldum, İstanbul’da da yağmur ve karın yolaçtığı su baskınlarını yerinde gördüm. Ancak o yıllarda acayip görüntü sıkıntısı çekerdik. Şimdi maşallah herkes kameraman, her sokağın başından, her evin çatısından canlı yayın yapılıyor.    

Konumuza dönersek, şu yaşananların temelinde yılların yanlış kentleşme, su altyapısının olmaması ve kontrolsüz betonlaşma var. Mesela her mahalleye bir AVM yerine park yapılsaydı, sellerin zararı daha az olurdu.

Şimdi bilime kulak verelim, işi sayılara dökelim.

AKOM ve İSKİ verilerine göre; İstanbul Beykoz’da son 84 yılın, yani 1942 yılından beri en yüksek miktara ulaştı. Metrekareye 273 kilogram yağış düştü.Kent genelinin büyük bir bölümünde metrekareye düşen yağış 100 kilogramın üzerine çıktı.

Ekim ortası verilerine göre İstanbul barajlarındaki genel doluluk oranı geçen yılların aynı dönemine kıyasla belirgin şekilde yükseldi.  2023 yılında yüzde21 olan oran yüzde 45’e yükseldi.

KENTLERİMİZDE SU ALTYAPISI YETERSİZ 

Peki; İstanbul başta olmak üzere parksız ağaçsız kentlerimizde toprak yağmuru emiyor mu? Betonlaşmış kent, yağan her damla suyu yüzeysel akışa dönüştürüyor.

Burada Çevre ve inşaat mühendislerini dinleyeceğiz. 

“Doğal topraklı bir alana düşen yağmur suyunun ortalama yüzde 80-90’ı toprak tarafından emilir ve yer altı su tabakalarını besler. Beton, asfalt ve yapılaşmış alanlarda ise yüzey geçirimsizliği  yüzde 90-95 seviyelerine ulaşır.

 Betonlaşma, “akış katsayısını” katbe kat artırarak yağmur suyunun toprakla temas etmeden doğrudan sokaklara, bodrum katlarına ve alt geçitlere hücum etmesine neden olur.”  

 İstanbul’daki Ayamama, Cırpıcı, Kurbağalıdere ve Haramidere gibi dere yataklarının üzeri kapatılmış, yatak genişlikleri daraltılmış ve etrafları imara açıldı.

Marmara Sanayi Kuşağını oluşturan  Kocaeli, Bursa ve Tekirdağ illerinde tarım ve orman arazileri sanayi parsellerine dönüştürüldü. Otoyollar ve organize sanayi bölgeleri oluşturulurken, meteorolojik veriler yeterince dikkate alınmadı. 

Oysa; kent planlamasında  artık yeni teknikler var, geçirimli beton ve asfalt kullanımı yaygınlaşıyor. Kent içlerinde yapay sulak alanlar oluşturulurken, yeşil çatılar, yağmur bahçeleri kuruluyor.

Çağımızda herşeyin bir çaresi bulunuyor, yeter ki; doğamızı anlayalım ve sahip çıkalım.

Cengiz ERDİL

Exit mobile version