Türk futbolu artık yeşil sahalarda şekillenmiyor. Topun çizgiyi geçip geçmediği de önemli değil…
Son yıllarda önemli olanın farkını davalar öğretti bize.
Adliye koridorlarında,
MASAK raporlarında, Siber suç analizlerinde,
ve sızdırılan WhatsApp yazışmalarında görüldüğü gibi futbolun saha dışında şekillendiği gerçeğini hep beraber gördük.
Süper Lig’deki kirlilik, formaya yapışan ter veya sahanın çamuru değil vicdanların kirlenmesi ve kararların parayla satın alınması imiş.
Bugün yarın hafta sonu yine futbolcular yeşil sahaya çıkacak.
Ama biz biraz daha adliye koridorlarında kalalım. Çünkü bu Süper Lig ne kadar kirli size anlatayım…
Kamuoyunda “Hakemler Dosyası” adıyla patlak veren ve Merkez Hakem Kurulu (MHK) başkanından Süper Lig’in elit hakemlerine kadar uzanan bu operasyon, münferit bir çeteleşme ya da basit bir yönetim zafiyeti değil.
Bu, Türk futbolunun tüm organlarına sirayet etmiş, genetiğini bozmuş ve her kademesini esir almış organize bir “Süper Kirlilik” dalgası…
Yıllarca ekranlarda; “liyakat, adalet ve temiz oyun namına” nutuk atanların, arka odalarda ve FaceTime hatlarında maçların VAR hakemlerini şahsi pazarlıklarla belirlediği ortaya çıktı.
Hakem atamalarında objektif performansın önemi yokmuş. Yerine, kişisel hakem verileri hukuka aykırı şekilde kaydedilip, “sadakat şantajları” yapılmış. Bu; sistemin baştan aşağı bir mafyatik akılla yönetildiğini gösteriyor.
Geleceğin düdük çalacak isimlerini belirleyen Riva sınavlarının sorularını çalınmış…
Başarısız olan yandaşların notlarını tahrif edilip yükseltilmiş….
Sahte atletik test raporları düzenlenmiş…
Özetle futbolun sadece bugününü değil, geleceğini de organize bir şekilde katletmişler.
DÜDÜK… PARA… ŞİKE….
İşin finansal boyutu ise vahim. Para, skandalın boyutunu “sportif hata” çizgisinden çıkarıp organize suç kapsamına sokuyor.
Bir Süper Lig hakemi…
“Hakemlikten kazandığı resmi gelirin katbekat fazlasını, yasa dışı bahis ve nitelikli dolandırıcılık sabıkalılarının hesaplarından almış”…
Öyleyse geçen yıl 8 derbi yöneten bir Süper Lig hakeminin, yönettiği derbilerdeki kararları artık “hakem şans veya şanssızlığı” ile açıklanamaz.
Sahada adalet dağıtmakla görevli olanların, milyonlarca liralık karanlık para trafiklerini “ortak yemek hesabı bölüşme” komedisiyle savunmaya kalkması, tribünleri dolduran ve bu oyuna saf bir aşkla bağlı olan milyonlarca taraftarın aklıyla alay etmek değilse nedir?
Savcılığın ortaya koyduğu dava dosyasına göre; sahadaki düdük, gördük ki ; Şike ve Finansal Şaibe ile kirlenmiş.
Örneğin geçen sezon 8 derbi maçının altısını yöneten hakem Yasin Kol.
Soruşturmanın en gürültü koparan aktörü. Kol, doğrudan “Şike ve Teşvik Primi” suçlamasıyla tutuklandı.
MASAK ve bilirkişi raporları….
Süper Lig hakemi Yasin Kol’un; “11 ayrı bankada 50 hesabı ve 41 farklı IBAN’ı üzerinden tam 135 milyon TL’lik devasa bir işlem hacmi yönettiğini” ortaya koydu.
Hukuki açıdan en yıkıcı bulgu ise…
“bu para transferlerinin sıradan zamanlarda değil, Yasin Kol’un yönettiği maç takvimleriyle (maçtan 3 gün önce ve 2 gün sonra) %90 oranında kesişmesi idi”.
Aslında bu kirlilik sadece hakem odalarıyla da sınırlı değil. Yüzlerce kulüp yöneticisinin yasa dışı bahis ve şike iddiaları kapsamında futboldan tedbiren uzaklaştırılması, çürümenin kulüp başkanlıklarının zirvesine kadar tırmandığının en açık kanıtıdır.
Kulüp yöneticisi, federasyon bürokratı ve hakem üçgeninde kurulan bu şaibeli düzen, Türk futbolunu uluslararası arenada itibarsızlaştırdı.
Sonuç net….
Türk futbolu yapısal olarak tamamen iflas etmiştir.
Skorların tescil edilmesi…
Logoların arkasına sığınılması….
Ya da geçici olarak İngiliz hakemlerin ve yabancı direktörlerin kurtarıcı gibi koltuğa oturtulması…
BU BATAKLIĞI KURUTMAZ…
Radikal, tavizsiz ve ucu kime dokunursa dokunsun tam kapsamlı bir temizlik şarttır.
Bu köhne, klikleşmiş ve liyakatsiz yapı kökünden sökülüp atılmadığı sürece….
Sahada alınan hiçbir galibiyet…
Kaldırılan hiçbir kupa…
Ve atılan hiçbir gol asla temiz kalmayacaktır.
Yeminle, futbol sevgimi söndürdünüz…
Celal PİR

