ABD öncülüğündeki koalisyon, Irak’ta 2003 işgaliyle başlayan ve IŞİD’e karşı operasyonlarla yeniden şekillenen 23 yıllık askerî varlığını sona erdiriyor. Son Amerikan birliklerinin 30 Eylül’e kadar Irak’taki son konuşlanma noktalarından ayrılması beklenirken, çekilme Bağdat için egemenlik vurgusunu güçlendiriyor; ancak İran’ın nüfuzu, silahlı grupların hareket alanı ve IŞİD’in yeniden toparlanma ihtimali yeni dönemin başlıca kaygıları olarak öne çıkıyor.
İran Ve Vekilleri İçin Açılan Alan
ABD askerî varlığının sona ermesiyle, yıllardır Tahran’ın Irak’taki nüfuzuna karşı denge unsuru sayılan bir gücü sahadan çekiliyor. Iraklı güvenlik uzmanları, İran’la bağlantılı Şii silahlı grupların bu gelişmeyi siyasi ve askerî bir zafer olarak sunabileceğini, ardından güvenlik kurumları ile karar alma mekanizmaları üzerindeki etkilerini artırmaya çalışabileceğini belirtiyor. Çekilmeyi erken bulan çevreler ise oluşabilecek boşluğun yalnızca İran yanlısı grupları değil, IŞİD gibi örgütleri de yeniden cesaretlendirebileceğinden kaygılı.
Çekilmenin Takvimi Ve Siyasi Arka Planı
Washington ile Bağdat’ın 2024’te vardığı mutabakat uyarınca koalisyonun Irak’taki askerî görevinin 30 Eylül 2026’da tamamlanması planlandı. Anlaşma önceki ABD yönetimi döneminde yapılırken çekilme mevcut yönetim tarafından uygulandı. Irak hükümeti 1 Ekim’i yabancı askerî varlığın sona erdiği yeni bir dönem olarak tanımlıyor; ikili ilişkilerin bundan sonra ekonomik işbirliği, eğitim ve güvenlik desteği temelinde sürdürülmesi öngörülüyor.
Son Üslerden Ayrılış
ABD birlikleri 2025’te Irak’ın büyük bölümündeki üslerden çekilmiş, varlık ağırlıklı olarak ülkenin kuzeyindeki yarı özerk Kürt bölgesinde sürmüştü. Son aşamada askerlerin Irak’taki kalan konuşlanma noktalarını boşaltması ve ülke dışına yeniden konuşlandırılması bekleniyor. Irak güvenlik güçleri ile Peşmerge’nin terörle mücadelede ana sorumluluğu üstlenmesi planlanırken, çekilmenin ardından istihbarat, hava desteği ve koordinasyon kapasitesinde boşluk oluşup oluşmayacağı yakından izlenecek.
İşgalden IŞİD’le Mücadeleye
ABD, Saddam Hüseyin yönetimini devirmek amacıyla Mart 2003’te Irak’ı işgal etti; ülkedeki asker sayısı 2007’de 170 binin üzerine çıktı. Muharip birlikler 2011 sonunda ayrıldı, ancak ABD güçleri IŞİD’in yükselişi üzerine 2014’te Irak kuvvetlerine destek vermek için geri döndü. IŞİD’in 2017’de toprak hâkimiyetini kaybetmesinden sonra görev daha sınırlı bir eğitim, danışmanlık ve terörle mücadele çerçevesine indirildi.
İki Savaşın Ağır Bilançosu
2003’ten bu yana Irak’taki savaşın bilançosu için tek ve tartışmasız bir sayı bulunmuyor. Reuters, yaklaşık 4 bin 500 Amerikalının öldüğünü bildiriyor; yalnızca 2003-2011 Irak Savaşı için resmî ABD askerî kaybı yaklaşık 4 bin 431. Iraq Body Count’ın kamuya açık kayıtlara dayalı sayımı ise 2003 müdahalesi sonrasında şiddet sonucu ölen Iraklı sivillerin sayısını yaklaşık 187 bin ile 210 bin arasında gösteriyor; dolaylı ölümleri de kapsayan bazı akademik çalışmalar çok daha yüksek sonuçlara ulaşıyor.
1991 Körfez Savaşı’nda yaklaşık 20-26 bin Irak askeri ve 3 bin 500’den fazla Iraklı sivilin öldüğü; koalisyon tarafında ise yaklaşık 300 askerin yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor. Savaşın, altyapı yıkımının ve yaptırımların ardından açlık, hastalık ve ilaç yetersizliğiyle bağlantılı ölümler konusunda sayılar tartışmalı: 1992 tarihli bağımsız bir araştırma yalnızca Ocak-Ağustos 1991 arasında beş yaş altı yaklaşık 50 bin ek çocuk ölümü hesapladı.
Asıl Trajedi Ambargo ile Geldi
Ayrıca savaştan sonra Irak’a uygulanan ambargo yüzünden UNICEF’in hane halkı araştırması sonucu 500 binden fazla çocuğun öldüğü raporlara geçti. Özetle ambargo yüzünden ülkede şiddetli bir insani yıkım meydana geldi. Sayılar tartışmalı olsa da yaygın kanaat yüz binlerce çocuğun önlenebilir hastalıklar ve yetersiz beslenme yüzünden hayatını kaybettiği yolunda.

