Rüya görmek, beyin için şaşırtıcı derecede yorucu olabilir; nöronlar, yakıt kaynakları artarken bile enerji tüketirler.
Bilim insanları, rüya görmeyle en yakından ilişkili evre olan REM uykusu sırasında beyinde şaşırtıcı bir enerji paradoksu keşfetti. Beyne giden kan akışı REM başlamadan önce bile artmaya başlıyor, ancak nöronların ATP olarak ölçülen anlık kullanılabilir enerjisi daha sonra düşüyor. Bu bulgu, rüya görmenin o kadar yoğun içsel işlem gerektirdiğini ve nöronların enerjiyi yenilenebileceğinden daha hızlı tükettiğini düşündürüyor.
Tohoku Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, REM uykusuyla ilgili bir başka paradoksu daha tespit etti. Bu evrede, rüya gören beyne giden enerji miktarı artarken, nöronların doğrudan kullandığı enerji moleküllerinin seviyeleri aslında azalıyor.
Tohoku Üniversitesi’nden Profesör Ko Matsui, “Canlı bir rüyadan sonra hiç yorgun hissettiniz mi?” diye soruyor. “Uyku huzurlu görünse de, beyin özellikle rüya görürken son derece aktiftir. Bu paradoks ilgimizi çekti ve rüya görmenin neden bir şekilde yorucu olduğunun bilimsel temelini araştırmak istedik.”
Baş araştırmacı Yusuke Takahashi, “Beynin enerji arzı ve tüketimini nasıl dengelediğini anlamak, biyolojik zekayı bu kadar verimli kılan şeyin ne olduğunu açıklamaya yardımcı olabilir” diyor. “REM uykusu, beynin karmaşık içsel işlemeyi desteklemek için enerji ekonomisini nasıl yeniden düzenlediğine dair doğal bir örnek sunuyor.”
Uyku, hafıza pekiştirme ve ertesi gün zihinsel performansı koruma gibi işlevlerde kritik bir rol oynar. REM uykusu sırasında enerji arzı ve enerji kullanımının nasıl değiştiğini ortaya koyan bu araştırma, uykunun sadece vücut için değil, beyin için de neden bu kadar önemli olduğuna dair bulmacanın bir parçasını daha tamamlıyor.
Bir başka araştırmada ise, daha fazla REM uykusunun, 83 hastalığın riskini azalttığı ileri sürülmüştü.
İlgili haber:

