Site icon Kent Ekranı

ABD/İsrail-İran Savaşı: 6 Aylık Macerada 6 Sonuç

Başkan Donald Trump’ın, altı ay önce “küçük bir gezi olarak nitelendiği güya kısa sürecek askeri müdahele yani ABD ve İsrail’in İran’la yürüttüğü savaş, Orta Doğu’nun kimi rehavet içindeki zengin ülkelerini tedirgin eden, bu ülkelerin vurulduğu; küresel ekonomiyi sarsan ve Amerikan iç politikasını altüst eden sonu belirsiz bir yıpratma savaşına dönüştü.
İran’daki hedeflerin vurulmasıyla başlayan sürecin altı ay sonunda ortaya çıkardığı tablo net: Kısa süreli zafer beklentisi çöktü, yerini derin bir belirsizliğe bıraktı.

Reuters ajansının analizine göre, savaşın ilk yarım yılında öne çıkan altı temel sonuç şu şekilde şekillendi:
Trump siyaseten ağır yaralı, küresel ekonomi eğildi ama kırılmadı, İran ağır darbe aldı ama pes etmedi, Orta Doğu ateş çemberi içinde kaldı, nükleer tesisler vuruldu ama tehlike geçmedi ve ABD’nin cephanesinin sıkıntılı durumu.

​”Küçük Bir Gezi”den Siyasi Krize
Trump’ın başlangıçtaki hafife alıcı söylemi, bugün seçmen nezdinde en büyük sorununa dönüştü. Pompadaki benzin fiyatlarının rekor kırmasıyla birlikte halk desteği %31’e kadar geriledi. Yaklaşan seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti, savaşı derhal bitirmek isteyenler ile operasyonların sertleşmesini savunanlar arasında ikiye bölünmüş durumda.


Küresel Ekonomi Şoklara Dayanıyor
Dünyanın en kritik petrol geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nın tıkanması küresel bir resesyon korkusu yarattı. IMF büyüme tahminlerini düşürdü ancak 1970’lerdeki gibi tam bir çöküş yaşanmadı. Günümüz dünyasının enerjiye geçmiş kadar bağımlı olmaması ve Yapay Zeka sektörüne akan milyarlarca dolarlık sermaye küresel ekonomiye can simidi oldu.

​Yaralı Ama Tehlikeli Bir İran
ABD ve İsrail bombardımanları İran’ın konvansiyonel ordusuna ağır kayıplar verdirdi. Ancak Tahran, tünellerde sakladığı balistik füzeleri ve ucuz dronlarıyla hala Washington’ın canını yakabiliyor. Ağır ekonomik yaptırımlara rağmen rejim, içerideki muhalefeti “dış tehdit” gerekçesiyle bastırarak ayakta kalmayı başardı.

Rahatları Yerindeydi Şimdi ise Körfez Ülkeleri Ateş Hattında
Suudi Arabistan, BAE ve Katar gibi ABD müttefikleri savaşın doğrudan tarafı haline geldi. İran misillemeleri bu ülkelerdeki ABD üslerini ve lojistik merkezleri hedef aldıkça, yıllardır inşa edilen bölgesel ticaret ve turizm ağı çöktü.

Kayıp Uranyum Bilmecesi
Natanz ve Fordo gibi devasa nükleer tesisler sığınak delici bombalarla imha edildi. Ancak Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın savaştan hemen önce çıkardığı 440 kg yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumun izini kaybetti. Malzemenin gizli bir yere taşınmış olma ihtimali, nükleer silah tehdidini ortadan kaldırmış değil.

​ABD’nin Füze Fakirliği veya Kurmay Aklı Yokluğu
İran’a yönelik saldırılarda ylardır aralıksız atılan Patriot ve THAAD savunma füzeleri ile hassas güdümlü bombalar, Amerikan savunma sanayisinin üretim kapasitesini aştı. Pentagon, Orta Doğu’da harcanan bu devasa mühimmat stoku yüzünden Çin’e karşı Pasifik’teki caydırıcılığının zayıflamasından endişe ediyor. Kimi araştırmacılar, “acaba” diyor : ” ABD ordusu başkanın çılgın (vurun vurun) talimatlarına uyup kurmay aklını bir kenara mı bıraktı? Durumu generallerini dinlemeyen Hitler’in İkinci Dünya Savaşı’ndaki akıbetine benzetenler var.

6 Aylık Savaşın Kısa Hikayesi
Çatışma, 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in “Kükreyen Arslan” kod adıyla İran’ın nükleer ve füze merkezlerine düzenlediği sürpriz hava harekâtıyla başladı. Mart ve Nisan aylarında İran, misilleme olarak Körfez’deki ABD üslerini balistik füzelerle hedef aldı ve Hürmüz Boğazı’nı sivil gemi trafiğine kapattığını duyurdu.
Mayıs ve Temmuz ayları arasında ise çatışmalar tamamen denize kaydı. Temmuz ayında yürütülen diplomatik ateşkes girişimlerinin çökmesiyle birlikte süreç, tarafların askeri ve ekonomik kaynaklarını tükettiği uzun soluklu bir yıpratma savaşına evrildi.

​Altı aylık bilanço ağırlaşmaya devam ediyor.
Savaşın en acı olaylarından biri, ABD ve İsrail saldırılarının başlangıcında İran’da bir okulun vurulması ve 165 kız çocuğunun katledilmesiydi. Ülkenin güneyindeki Minap kentinde meydana gelen olaydan sonra İran halkı haftalarca yas tuttu.
Tahran yönetimi ve bağımsız gözlemciler İran tarafında askeri ve sivil olmak üzere 3.500’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini bildiriyor. ABD ordusu ise operasyonlar süresince 40’tan fazla uçak ve İHA kaybettiğini, 20’ye yakın askerinin öldüğünü doğruladı.
Bölgesel denklemde Yemen’deki Husiler de Hürmüz’deki ablukayı destekleyerek Babülmendep Boğazı üzerindeki baskıyı artırıyor. İran devlet medyası ise yaşanan bu çatışmayı, 1980’lerdeki Irak savaşına atıfta bulunarak “Üçüncü Zorunlu Savaş” olarak nitelendiriyor.

Exit mobile version