Site icon Kent Ekranı

Celal PİR; Seçim kazanmaya ne gerek var ki?

Cumhuriyet tarihinin en büyük parti değiştirme operasyonları son 2 yılda oldu.
Yerel seçimlerinden bu yana, Türkiye siyasi tarihinde eşine az rastlanır boyutta belediye başkanı; transfer dalgasıyla yakasındaki rozeti değiştirdi…

Özetle; her 5 seçmenden 1’nin oyu, iradesi…..
Ya parti değiiştirdi…
Ya kayyum yoluyla değişti…
Ya da tutuklu yargılamalardan etkilendi.

Şu anda…
232 koltuk Chp’den Yeni Parti’ye…
88 koltuk muhalefetten Ak Parti’ye…
13 parti koltuğu da atanan kayyumlara geçti…
30 koltuk sahibi başkan ise hapis.
Yani tutuklu yargılanıyor….
Toplam 363 koltuk….
Bir yerden bir yere transfer olmuş…

Yani bu koltuklarda; seçmenin seçmediği ya da son seçimde irade gösterdiği partiden ayrılan başkanlar oturuyor… “Seve seve” oldu bu işler…

Mesela en büyük “seve seve değişim”, 2026 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşti.
232 belediye başkanı CHP’den istifa ederek YENİ Parti’ye katıldı.
2 partide muhalefette … muhalif oylar değişmedi ama parti adı değişti…
Seçmenin iradesi muhalefet olarak değişmediği için bu durum, seçmen iradesi transferi sayılır mı, bilemedim…

Ama bir de gerçek transferler var…
Muhalif diye oy alıp iktidar partisine geçen ve seçmenin sandıktaki oy tercihinin aksine davranan başkanlar var…
Bunların sayısı 88. Onlar da “seve seve” geçtiler. Böylece 1.458.204 muhalif oy, iktidara transfer oldu…
Özetle 46 milyon oyun % 3,16’sında, “koltuk sahibi değil ama partisi değişti”…
Yani seçmenin iradesi değişmedi ama attığı oyu alan başkanın partisi değişti… Oylar da, muhalefetten iktidara geçmiş oldu..

Tabii bir de kayyum yoluyla transfer var….
İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılarak kayyum atanan, 13 belediye başkanı var.
Onların sandıkta aldığı toplam oy 1.144.116.
Yani toplam oyların yüzde 2.4’üne denk gelen belediye, seçime dahi girmemiş kayyumlarca yönetiliyor…

Tüm bunlara…..
“Seve seve” olmasa da zorunlu olarak el değiştiren koltukları da ekleyelim…
Yani tutuklu yargılanan 30 belediye başkanı koltuğunda değişen isimleri ekleyelim..

Bunların da 29’u CHP’li, biri de AK Parti’den…
Hapisteki 30 başkanın sandıkta aldığı toplam resmi oy miktarı 7.494.630.
Bu toplam geçerli oyların %16,28’ine denk geliyor…

Özetle…
Muhalefetten iktidara transfer olan…
Tutuklu olduğu için koltuğu kaybeden…
Kayyum yoluyla değişen başkan koltuklarının….
Transfer edilen oy oranı % 21,84…

Yani, her 5 seçmenden birinin tercihi; “Bir partiden alınmış başka bir partiye ya da atanmışlara verilmiş”…Yani sandıktaki tercih yok olmuş…

Buna muhalefet içinde devam eden ancak “Mutlak Butlan” gerekçesiyle rozet değiştiren 232 başkanın yüzde 18.34’lük oyları dahil değil…

Onları da “muhalefette de olsa parti değiştirmiş” diye kabul edersek… Tercihi değişen oy oranı yüzde 40 gibi devasa bir rakam oluyor…

Sonuç olarak…
Yani neredeyse her 2 seçmenden 1’inin oyunun; ya partideki adı,
ya iktidar/muhalefet dengesindeki rengi,
ya da bizzat yöneteni değişmiş…”

Ve hapistekilerle beraber, her 5 seçmenden 1’nin de, seçtiği adam da değişmiş…

Peki…
Türkiye’nin seçmen tercihlerini hapisle, kayyumla, transferlerle, bu denli etkiliyorsak…
O zaman biz niye seçim yaptık….

Şimdi düşünüyorum…
Milletvekili transferlerini bu işlere katarsak…
Anayasa değişikliği için partilerin tavır değişikliklerini hesaplarsak…
Eski parlementler sisteme dönebilir miyiz Cumhurbaşkanını tekrar parlamento seçebilir mi
Görev süresi 7 yıl olabilir mi
Neyse şimdi bunları düşünmeyelim

Türkiye, “seçimle gelenin yargı veya parti değişikliğiyle gönderildiği” bir dönemeçte. 31 Mart 2024’te ortaya çıkan siyasi harita, iki yıl içinde neredeyse tanınmaz hale geldi. Seçmenin verdiği oylar, belediye başkanlarının partilerini değiştirmesi, tutuklanması veya kayyum atanmasıyla fiilen etkisizleştiriliyor.
Bu durum, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel soruyu şu şekilde özetliyor: Bir demokraside, seçmenin tercih ettiği temsilcilerin görev süresi boyunca yargı veya siyasi baskıyla değiştirilmesi, demokratik katılımın ve hukuk devletinin ne ölçüde işlediğine dair ciddi bir sınav. Eğer bu trend devam ederse, seçmenlerin “oy verdiğim kişi yine de gidecek” düşüncesiyle sandığa gitme motivasyonu zayıflayabilir; bu da demokratik meşruiyetin aşınması anlamına gelir.

Celal PİR

Exit mobile version