Site icon Kent Ekranı

Coşkun KARTAL; GELİNEN NOKTA’DA YENİ PARTİ’YE DÜŞENLER 

Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda çerçeve yasanın görüşülmesi sırasında yaptığı konuşma hala tartışılıyor.

Bu konuşmanın partisinin oy oranına olumsuz yansımaları olacağını söyleyenler epey çok sayıda, ancak muhalif kanallarda açıklanan kimi anket sonuçlarına göre değişen fazla bir şey yok!

Yeni parti seçmen nezdinde birincilik konumunu koruyor bu anket sonuçlarına göre. 

Lakin bu konuşmanın asıl eleştirilecek yanı, bana göre,  yalnızca anket sonuçlarına olumsuz yansıması olmamalı! 

Doğrudan, henüz örgütlenme aşamasındaki bir siyasal kurumun yaklaşımları, ideolojisi, şeffaflığı daha da önemli .

Zira, bu saydıklarım, partinin ve liderinin halk nezdinde güvenilir olmasını sağlayacak unsurlar.

Doğal olarak,  önemli gelişmeler karşısında dinamik tepki vermesi, özgün politikalar üretebilmesi ve insiyatif kullanma gücü de o siyasi partinin gelecekte nasıl bir kurum olacağının gösteren özellikler olsa gerek.

Belki de, Özel’e tepki gösterenlerin yükselen seslerinin bu denli itirazlarla dolu olması bu beklentilerden kaynaklanıyor.

İtirazların parti yönetimini ve milletvekilleri grubunu böyle savunma pozisyonuna getirmesinin nedeni de bu konularda bir anda sırıtan eksiklikler belki de!

Teklifi, dedikleri gibi “hazırlıksız olarak” kucaklarında bulmuş olsalar bile, bunun karşılığı, toplumun hiçbir kanadını gücendirmemek adına hem kabul- hem red oyu vermek değildir.

Bu politikasızlıktır.

Kendi görüş, ideoloji, anlayışları doğrultusunda zaten çerçeve yasaya hangi oyu verecekleri önceden bilinen başka başka siyasi partilerin tavırlarının peşine takılmaktır.

Bu tavır, memnun etmeye çalıştığınız toplumun her kanadında güceniklik, en azından burukluk yaratır. 

Bugüne dek adeta tırnaklarınızla kazıyarak elde ettiğiniz güvenilirliği zedeler.

Politika üretememenin partileri kısa vadede seçim başarısızlığına, uzun vadede siyasal olarak silinmeye götüren bir tavırsızlık olduğu temel gerçeği hiç akıldan çıkmamalıdır.

Bugün, Yeni Parti’ye yeni umut ve beklentilerle yönelen insanların bir kısmı, tepkileriyle bu en önemli ilk sınavda partilerinin “başaramadığını” düşündüklerini gösteriyorlar.

Bazıları ise ortaya çıkan darmadağınık manzaraya “derin stratejik anlamlar” yükleyerek gönül verdikleri , çoğunun kıyamadığı “liderin şahsında” partilerini kendi vicdanlarında aklamaya çalışıyorlar.

Yanlış anlaşılmasın, burada kullandığım aklanma sözcüğü,  aklanmayı gerektiren bir suç ya da kabahat işlendiğini düşündüğümden değil.

Siyasal anlamda hata ya da gaf yaptığı düşünülen politikacılar, bunun siyasal sonuçlarına katlanır; yalnızlaşır, popülerliğini kaybeder, seçmenleri  uzaklaşır.

Bu sonuçta kendilerinin bileceği iştir. 

Eğer Özgür bey’in ortaya koyduğunun tam tersi bir tavrı olsaydı, belki de kendisi açısından başka türlü siyasal sonuçları olacaktı; o da bilinemez !

Zira, ülkede gözlenen çok kutuplu yapıda, aslında “her siyasetin orijinal sahipleri” var!

Bu çerçeve yasaya evet diyenlerin ve hayır diyenlerin “kazandıracağı” partiler hazır zaten.

Her iki durumda da, o partilerin mensupları merkezin politikalarına aykırı düşünseler bile bunu kamuoyunda açıkça dile getirmemeyi tercih ederler.

Zaten, , AKP gibi lider partileri ile MHP gibi parti disiplinine uymanın şart olduğu yapılarda pek itiraz görülmez.

İYİ Parti, Zafer Partisi gibi kurumlarda, böyle bir tasarıya Hayır demek, zaten partilerin ideolojisiyle uyumlu bir konudur.

Butlancıların yönetimindeki CHP, siyasal yelpazedeki yeni rolüyle çok net biçimde Evet diyeceğini açıkladı.

CHP grubundan bazı milletvekillerinin Hayır oyu vermeleri de kamuoyunda ilgi görmedi ve önemsenmedi!

Ancak Yeni Parti gibi anketlerde birinci çıkan, muhalif tabanın bir iktidar değişikliği için umut bağladığı bir partinin ikircikli, orijinal tavır olmadığı için kendine güvenmeyen ve meclis grubunda çok önemli bir çatlak görüntüsü veren manzarası hayal kırıklığı yarattı.

Şimdi, bu hayal kırıklığını onarmaya çalışıyorlar.

Belki onardıkları görüntüsünü verebilirler. 

Milletvekilleri grubu olarak zaten bağlı olmaları gereken genel başkanlarına yeni bağlılık bildirileri açıklayabilirler.

Ancak, aslında bu hayal kırıklıklarına, gücenmişliklere yol açan, ne şiş yansın ne kebap mantığıyla sunulan kendi fikri olmayan görüşlerin peşine takılmış “politikasız” tavrı açıklayamazlar.

Zira, öncüllerinden biri olarak kabul ettikleri Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin hazırlanışını yakından izlediğim 1989 Güneydoğu raporunu güncelleme, bugünün koşullarına uyarlama şansları da olduğu halde bu konuda çalışma yaptıklarını duymadım.

Sosyal demokrat bir parti olduklarını -çok sık olmadığı halde- zaman zaman dile getirmelerine rağmen, ülkemizin güney doğusunda pek çok aşirette, insanların ağalar ve marabaları olarak yaşadığını, bu feodal ilişkileri terör örgütünün tepe tepe kullandığını dile getirdiklerini görmedim.

Yani, terör belasından kurtulmak, terör örgütünün bölge halkı ile bağını temelli kesmek için sınıfsal bir yaklaşım getirdiklerine tanık olmadım.

Oysa bence ülkenin sorunlarına etnik temeller üzerinde değil,  sınıfsal bakışla yaklaşım pek çok şeyi değiştirir.

Bu yaklaşımla üretilen politikalar ve sıkıntıların çözüm yolları önerileri,  ülkenin bölünmezliği ve üniter yapının sağlamlaştırılması konularında da yürekleri ferahlatır.

Unutmamalı ki, ülkenin her yerinde insanların geçim zorlukları, büyük sıkıntıları var.

Bütün insanlarımızın sorunlarını bütüncül bir yapı içinde ele alıp ona göre terörü de engelleyici  çözümler üretmek, aslında Yeni Partinin odaklanacağı konu olmalıdır.

Güneydoğu’daki sınıfsal çözüm, yüz yıllardır devam eden feodal aşiret yapısının evrensel insan hakları ile donatılmış modern topluma evrilmesi, terörizmin bugün bitse de ileride yeniden ortaya çıkmasına yol açabilecek olasılıkların tam anlamıyla ortadan kaldırılması anlamına gelir.

COŞKUN KARTAL

Exit mobile version