Kuzey Afrika’da bulunan İspanya toprağı Ceuta’da yaşanan kitlesel göçmen akını, Avrupa Birliği’nin “ortak değerler” ve “dayanışma” söylemlerinin ardındaki bencil yaklaşımı bir kez daha gözler önüne serdi. BBC’nin de altını çizerek vurguladığı üzere; kriz anında birlik ve beraberlik sergilemek yerine kendi kabuğuna çekilmeyi seçen AB üyesi ülkeler, sergiledikleri bu bencil tavırla İspanya’yı mülteci kriziyle baş başa bıraktı. Avrupa’nın sınır hattında insanlık trajedisi yaşanırken diğer üye devletlerin ilk refleksi, yardım eli uzatmak değil, İspanya’ya yaptırım uygulamak ve kapıları kapatmak ya da kapatmaya hazırlanmak oldu.
İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Ceuta’ya kısa sürede on binlerce göçmenin ulaşması üzerine Avrupa Birliği içerisinde çatlak sesler, tepkiler yükselmeye başladı.
İtalya’nın Schengen’i Askıya Alma, Çekya’nın İspanya’yı Dışlama Girişimi
İtalyan hükümeti, yaşanan akının ardından İspanya ile olan serbest dolaşım (Schengen) düzenlemelerini askıya alabileceğini duyurdu. İki ülke arasında doğrudan bir kara sınırı bulunmamasına rağmen alınan bu sert tutum, AB içi dayanışmanın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.
Çekya’da muhalefet lideri Andrej Babiš de benzer şekilde İspanya’nın Schengen üyeliğinin geçici olarak askıya alınması gerektiğini savunarak bencil tedbirlerin dozunu artırdı.
Pedro Sánchez: “Empati, Dayanışma Beklemiyoruz Ama Saygılı Olun”
Gelişmeler karşısında İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve hükümet yetkilileri, Avrupalı ortaklarının bu yaklaşımına sert tepki gösterdi. Sánchez, yaşanan göçmen akınını “İspanya’nın toprak bütünlüğüne yönelik bir ihlal” olarak nitelemekle kalmadı, AB içi ortaklara da net mesajlar verdi.
Başbakan Sánchez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Avrupalı ortaklarına seslenerek, “Empati ve dayanışma isteğe bağlı olabilir; ancak Avrupa antlaşmalarına ve verilere saygı duymak zorunludur” ifadeleriyle Avrupalı liderlerin duyarsızlığını eleştirdi.
İspanya Dışişleri Bakanı, İtalya’dan gelen açıklamaları “iç siyasete yönelik demagoji” ve “müttefik bir ülkeye yakışmayan tavır” olarak değerlendirdi. İtalya’nın Madrid Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrılarak protesto notası verildi.
İspanyol ve Faslı yetkililerin ilettiği son verilere göre kriz sırasında yaşanan boğulma ve izdiham olayları nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 67’ye yükseldi. Denizde ve kıyıda yaşanan bu acı trajediye rağmen AB’den gelen ana tepkinin insani trajediden ziyade sınırları kapatma yönünde olması tepki çekti.
Onbinlerce İnsan Yüzerek veya Botla Özerk Bölgeye Geçiş Yaptı
İspanya Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde aldığı kararla deniz yoluyla Ceuta ve Melilla’ya ulaşan göçmenlerin derhal ve özet usulle Fas’a iade edilemeyeceğine hükmetmişti. İnsan kaçakçılığı şebekeleri ise bu kararı sosyal ağlar üzerinden manipüle ederek “sınırların tamamen açıldığı ve deportsuz geçiş sağlandığı” şeklinde yanlış bir bilgi yaymıştı.
Bu yanıltıcı haberlerin hızla yayılması üzerine, 24 saatten kısa bir süre içinde çoğunluğu gençlerden oluşan yaklaşık 50 ila 60 bin civarında göçmen Fas sınırındaki dalgakıranları ve deniz hattını aşarak Ceuta’ya akın etmişti. Geçiş yapanlar arasında refakatsiz ve reşit olmayan çocuklar da vardı.
Göçenlerin Önemli Bir Bölümü Gönüllü Olarak Geri Döndü
İspanya İçişleri Bakanlığı, ilk şokun ardından geçiş yapanların büyük bir kısmının (yaklaşık 48 bini aşkın kişinin) yaşanan tehlikeyi ve imkânsızlığı görerek gönüllü olarak Fas tarafına geri döndüğünü bildirdi.
Bölgeye ulaşan göçmenlerin arasında 7 binden fazla refakatsiz çocuk ve reşit olmayan gencin bulunduğu tespit edildi.

