Site icon Kent Ekranı

Cengiz ERDİL; ÜLKEMİZDEKİ KIYI YAĞMASININ DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK 

Kıyı yağması sadece bizim sorunumuz değil, bir zamanlar Akdeniz ve Ege kıyılarına sahip tüm ülkelerin sorunuydu. Avrupa ülkeleri bu sorunu zorda olsa çözdü. Mesela; Yunanistan… 

Deniz ve denizciliğe bizden daha çok önem verdiği inkar edilemez Yunan halkının. Halk  bu bilinçle “Havlulular Hareketi” başlattı. Bazı yerlerde kıyılara resmen el koydu, Şezlonglar, şemsiyeler kırıldı. Otel kıyıları işgal edilince; turizmin zarar göreceğini gören devlet, kıyıları tamamen halka açtı ve denetimleri sertleştirdi. Ülkede şimdi İHA ve özel yazılımlarla plajlardaki şezlong işgalleri sıkı şekilde izleniyor.

Bu ülkede kıyılar anayasal güvence altında değildi, bizde ise devletin denetim altında. Ama yasa kağıt üzerinde kalıyor.

Anayasa’nın 43. maddesi “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla deniz ve göllerin kıyılarını belirleyen şeritlerden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir” der. 

Kıyı Kanunu  İlk 50 metreye yapı yasağı, ikinci 50 metreye ise sınırlı kamuya açık tesis izinleri getirir.  

Bunlara rağmen göz göre göre, yağma yapılıyor. Devlet ve yerel yönetimler görmezden geliyor. Hatta bazı yerlerde  kıyı kiralanması yapılıyor. Turizm teşvikleri ve özelleştirmeler gerekçe gösterilerek otopark-Liman düzenlemeleri ayağıyla  Kıyı Kanunu bypass ediliyor. Kaçak yapılar veya plajları kapatan tesisler, idari para cezalarıyla geçiştirilip zamanla meşrulaştırılıyor. 

İŞGAL EDİLEN YERLER

Türkiye’de  işgal edilen kıyıların miktar bile belli değil. Bu işte  kimlerin eli halkın cebinde olduğu çok iyi biliniyor ama yasalara rağmen boşluk yaratılması,  özellikle belediyelerin ve Turizm Bakanlığı’nın işine geliyor.

TBMM Dilekçe Komisyonu ve Milli Emlak tarafından turizmin yoğun olduğu Muğla, Antalya ve Aydın’da  yapılan resmi taramalarda 455 büyük haksız işgal tespit edildi.

Mesela Muğla’da 211 işgal noktası belirlendi. Bu ilimzde  tek bir işletme  tarafından halka kapatılan arazinin büyüklüğünün 42 dönüme kadar ulaştığı görüldü. 

Bu üç ilde  24 beş yıldızlı otelin tel örgüler, beton eklentiler, özel localar ve kaçak iskelelerle kıyıları işgal ettiği resmi dilekçelere girdi ve şikayet konusu oldu.

 Otellerin sahil kapatabilmesinin arkasında “Ecrimisil” (Haksız İşgal Tazminatı) adı verilen yasal boşluk yatıyor. Devlet/Milli Emlak durumu tespit edip oteli tahliye etmek yerine otele ecrimisil (haksız kullanım cezası) kesiyor. 

Oteller için bu ceza tutarları müşteri gelirine kıyasla son derece düşük kaldığından, oteller bu parayı adeta bir “sahil kiralama bedeli” gibi ödeyerek kıyıyı işgal etmeyi sürdürüyor.

İki yıl önce devletin başlattığı “Denizler Halkındır” projesi kapsamında kaçak iskeleler, çitler ve barikatların kaldırılacağı ve denetimlerin artırılacağı duyuruldu ama nafile.. 

Bu işle başa çıkılması zor. 70’li yıllardnıa kıyıları betona boğan İspanya  en zor kararı vermiş, otelllerin yıkılması için yasa çıkarmış. Şimdi İspanya’da miladı dolan oteller yıkılıyor ve yerine yenisi yapılmıyor. Artık bu ülkede butik otel modası var.. 

Bakalım bizde sorun nasıl çözülecek? 

Cengiz ERDİL

Exit mobile version