Kritik Ankara Zirvesi öncesinde, ABD merkezli küresel haber ajansı Associated Press (AP) tarafından yayımlanan analiz, diplomasi koridorlarında adeta bomba etkisi yarattı. İttifakın geleceğinin şekilleneceği zirvenin hemen arifesinde paylaşılan değerlendirmede, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin ABD Başkanı Donald Trump’ı ittifakta tutabilmek adına yürüttüğü strateji sert bir dille eleştirildi. AP’nin analizinde, Rutte’nin Trump’a yönelik sergilediği aşırı övgü dolu yaklaşım için doğrudan “dalkavuk” benzetmesi yapılması dikkat çekti.
AP’nin analizinde NATO Genel Sekreteri “dalkavuk”lukla itham edilirken Trump’ın da aslında AVrupalı müttefiklerinden benzer bir tutum beklentisi içinde olduğu iddia edildi.
“Babacık”
ABD merkezli ajansın analizinde, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin selefi Jens Stoltenberg’den devraldığı “Trump’ı ikna etme” politikasında çıtayı çok daha ileriye taşıdığı vurgulandı. Rutte’nin geçmişte Trump için “babacık” (daddy) benzetmesi yapması nedeniyle halihazırda yoğun eleştirilere maruz kaldığı hatırlatılan metinde, son Oval Ofis görüşmesinde kurulan mizansenin bu yakıştırmaları perçinlediği aktarıldı.
Amerikan bayrağı renkleriyle bezenmiş grafikler eşliğinde yapılan sunumda Rutte’nin, Avrupa’nın 300 milyar dolarlık askeri siparişleri sayesinde ABD’de on binlerce istihdam yaratıldığını belirterek tüm bu başarıyı “özgür dünyanın lideri” olarak nitelediği Trump’a atfetmesi, AP’nin analizinde ağır bir dille eleştirildi ve bu diplomatik dil “dalkavukluk” olarak yorumlandı.
Trump’ın Beklentisi: Sadece Para Değil, Tam Sadakat
Analizin en çarpıcı bölümlerinden birini de Donald Trump’ın Avrupalı müttefiklerinden beklentilerine dair bilgi oluşturdu. Trump’ın, NATO üyesi ülkelerin savunma harcamalarını artırarak külfeti paylaşmalarını tek başına yeterli görmediği belirtildi. ABD Başkanı’nın, savunma bütçelerine yapılan mali katkının ötesinde, Avrupalı liderlerden şahsına yönelik mutlak bir “sadakat” beklediği ve İttifak içi ilişkileri bir ortaklıktan ziyade kişisel biat zeminine oturtmak istediği vurgulandı.
İttifakı Ayakta Tutma Çabası Kronikleşmişti
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) en yüksek sivil memuru olan genel sekreterlerin tarihsel olarak en büyük görevi, kararların oy birliğiyle alındığı bu yapıda uzlaşı sağlamak ve 32 üye ülke adına ortak ses yükseltmek olmuştu. Ancak Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ilk döneminden itibaren görev yapan gerek Jens Stoltenberg gerekse halefi Mark Rutte, enerjilerinin büyük bir kısmını yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’ni ittifakın içinde tutabilmek için harcamışlardı. Trump, sık sabit olarak NATO’dan ayrılma tehdidinde bulunmuş, Avrupa’daki Amerikan askerlerini çekmeyi gündeme getirmiş ve hatta müttefiki Danimarka’ya bağlı yarı özerk Grönland adasını satın almayı vaat ederek diplomatik krizlere yol açmıştı.
Savunma Bütçesi Tartışmaları Güveni Sarsmıştı
Trump’ın, askeri harcamalarını yeterli düzeye çıkarmayan üye ülkeleri olası bir saldırı karşısında korumayacağına dair beyanatları, ittifakın temel taşı olan kolektif savunma ilkesine olan güveni derinden sarsmıştı. Son dönemde Pentagon’un, müttefiklerinden birinin saldırıya uğraması halinde bölgeye göndereceği asker, savaş gemisi, uçak ve insansız hava aracı sayısını azaltacağını açıklaması ve Washington’dan gelen çelişkili askeri mesajlar, Avrupa’yı Rusya tehdidi karşısında kendi başının çaresine bakmaya itmişti. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Rusya’nın, birçok Avrupa ülkesindeki askeri üslerin yakınında drone uçuşları gerçekleştirerek savunma hatlarını test etmeye devam ettiği bildirilmişti.

