7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek olan kritik NATO Zirvesi öncesinde, ittifak üyesi Batılı ülkelerin Türkiye’deki insan hakları, hukuk ve demokrasi konularındaki ihlal iddialarına karşı takındığı tutum uluslararası basında tartışma konusu oluyor. Reuters tarafından aktarılan bilgilere göre, geçmiş yıllarda Ankara ile demokratik ilkeler üzerinden açık diplomatik krizler yaşamaktan kaçınmayan Batılı müttefikler, değişen bölgesel güvenlik dinamikleri ve savunma tedirginlikleri sebebiyle bu kez sessiz kalmayı tercih ediyor. Diplomatik kaynaklar, liderlerin zirve boyunca Türkiye’deki iç siyasi gelişmeleri veya muhalefete yönelik yargısal adımları kamusal alanda gündeme getirmesinin beklenmediğini ifade ediyor.
Stratejik Ortaklık, Değerlerin Önüne mi Geçti? Nerede O 2021 Bildirisi?
Reuters analizine göre, 2021 yılında aralarında ABD, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu 10 ülkenin büyükelçisi, Türkiye’deki tutukluluk kararlarına karşı ortak bir bildiri yayımlayarak büyük bir diplomatik krizin eşiğine gelmişti. Ancak özellikle Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle değişen jeopolitik dengeler, Batı’nın Ankara ile ilişkilerinde söylem değişikliğine gitmesine yol açtı. Güvenlik, askeri iş birliği ve savunma sanayii ortaklıklarının ön plana çıkmasıyla birlikte, NATO müttefiklerinin Türkiye’nin insan hakları karnesine yönelik açık eleştirilerini önemli ölçüde azalttığı görülüyor. Uzmanlar, Batı’nın artık değerler eksenli bir yaklaşım yerine, Türkiye’nin Avrupa savunmasındaki vazgeçilmez yerini gözeten “işlem odaklı” bir ilişki modelini benimsediğini belirtiyor.
Zirve Öncesi Güvenlik Operasyonları ve “76 Yaşındaki Emekli Öğretmen”
Zirve yaklaşırken, olası protestoları ve güya cansıkıcı “tatsızlıkları” engellemek gerekçesiyle sivil toplum ve muhalif gruplara yönelik adli tedbirler yoğunlaştırıldı. Hak örgütlerinin aktardığı verilere göre, son haftalarda Ankara ve İstanbul başta olmak üzere düzenlenen şafak operasyonlarında 200’den fazla kişi gözaltına alındı. İstanbul’da yürütülen bir soruşturma kapsamında, aralarında avukat ve hak savunucularının da bulunduğu 19 kişi “NATO karşıtı eylem yapma potansiyeli” gerekçe gösterilerek tutuklandı. Tutuklananlar arasında yer alan ağır sağlık sorunlarına sahip 76 yaşındaki emekli bir kadın öğretmenin durumu, hak örgütleri ve bağımsız gözlemciler tarafından basına yansıtılarak eleştiri konusu yapıldı. Önüne geleninin tutuklandığı yolundaki algıyı tamir etmek amacıyla emekli öğretmen Ayten Yakut apar topar tahliye edildi.
Bağımsız Basına Akreditasyon Engeli
Etkinliğin uluslararası alandaki yansımasını etkileyen bir diğer gelişme ise gazetecilere yönelik kısıtlamalar oldu. Ankara’daki zirveyi yerinden takip etmek isteyen, aralarında Cumhuriyet, Sözcü TV, Halk TV ve T24 gibi objektif, muhalif ya da eleştirel yayın çizgisine sahip çok sayıda bağımsız Türk medya kuruluşundan onlarca gazetecinin akreditasyon talebi yetkililerce reddedildi. Gazetecilik meslek örgütleri bu durumu basın özgürlüğünün kısıtlanması olarak nitelendirirken; NATO sözcülüğü, konuya ilişkin Türk makamlarıyla iletişimde olduklarını ve uluslararası büyük organizasyonlarda medyanın fiziki katılımına büyük önem verdiklerini belirten diplomatik bir açıklama yapmakla yetindi.
Vitrin Düzenlemeleri: Gri Pantolonlu, Beyaz Gömlekli Taksi Sürücüleri ve Yol Üstü Örtü Panoları
Ankara, zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanırken şehir genelinde bir dizi “vitrin” tedbiri de uygulamaya konuldu. Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nun açıklamasına göre, yabancı heyetlerin şehir içi ulaşımda olumlu bir intiba edinmesi amacıyla Ankara’daki taksi şoförlerine gri pantolon ve beyaz gömlek giyme zorunluluğu getirildi, araçlarda lokum ve kolonya ikram edilmesi kararlaştırıldı. Öte yandan yerel kaynaklar, havalimanından şehir merkezine uzanan protokol yolu üzerinde bulunan yoksul mahallelerin ve sosyo-ekonomik açıdan geri kalmış semtlerin görünümünü gizlemek amacıyla yol kenarlarına dev görsel panolar yerleştirildiğini bildirdi.
Eleştiriler ve Diplomatik Yanıtlar
İnsan hakları örgütleri ve muhalefet temsilcileri, hükümetin zirveyi sivil toplumu ve bağımsız medyayı baskılamak için bir kalkan olarak kullandığını savunuyor. Türk yetkililer ise alınan tüm tedbirlerin yüksek düzeyli uluslararası bir organizasyonun güvenliğini, kamu düzenini ve lojistik başarısını sağlamak amacıyla dünya standartlarında uygulanan rutin güvenlik prosedürleri olduğunu ifade ediyor. Batılı diplomatlar ise Ankara’ya yönelik açık ve sert eleştirilerin demokratik gerilemeyi engellemede işe yaramadığını, bu nedenle endişelerini kamuoyu önünde değil, ikili diplomatik görüşmelerde kapalı kapılar ardında iletmeyi tercih ettiklerini belirtiyor.

