Türkiye’deki gençler ve profesyoneller rotayı iki farklı uca çevirdi. Bir tarafta Avrupa’nın sanayi devi Almanya’nın dili, diğer tarafta ise Asya’nın popüler kültür kasırgası Güney Kore’nin dili yer alıyor.
Sözcü’de yer alan habere göre, Almanca’ya olan talebin artmasının arkasında ise tamamen ekonomik ve kariyer odaklı büyük motivasyonlar yatıyor. Bunların başında, Almanya’nın nitelikli iş gücü açığını kapatmak adına doktor, mühendis, yazılımcı ve sağlık çalışanlarına yönelik göç yasalarını esnetmesi geliyor. Bununla birlikte, üniversite mezunu olmayan gençlerin Almanya’da hem maaş alıp hem de meslek öğrenebildiği “Ausbildung” yani mesleki eğitim programlarına başvuru şartlarında en az B1 veya B2 seviyesinde Almanca aranması, kurslara olan akını hızlandırıyor.
Neden Almanca?
Almanca’ya olan talebin artmasının arkasında ise tamamen ekonomik ve kariyer odaklı büyük motivasyonlar yatıyor. Bunların başında, Almanya’nın nitelikli iş gücü açığını kapatmak adına doktor, mühendis, yazılımcı ve sağlık çalışanlarına yönelik göç yasalarını esnetmesi geliyor. Bununla birlikte, üniversite mezunu olmayan gençlerin Almanya’da hem maaş alıp hem de meslek öğrenebildiği “Ausbildung” yani mesleki eğitim programlarına başvuru şartlarında en az B1 veya B2 seviyesinde Almanca aranması, kurslara olan akını hızlandırıyor.
Neden Korece?
Korece’ye olan talebin bu kadar hızlı bir şekilde pratik eyleme dökülmesinin arkasında ise çok önemli bir dilbilimsel avantaj yatıyor. İki dilin yapısal benzerliği, Türk öğrencilerin bu dili öğrenmesini oldukça kolaylaştırıyor. Hem Türkçe hem de Korece, dil bilgisi teorisinde sondan eklemeli diller grubunda yer alıyor ve bu durum mantık olarak büyük bir aşinalık yaratıyor.
Ayrıca, Dünya genelinde milyonlarca hayranı olan K-Pop grupları ve küresel dijital platformlarda izlenme rekorları kıran K-Drama dizileri, gençlerin bu kültüre büyük bir hayranlık beslemesini sağlıyor.

