Uzun uğraşlar sonucu Dünya Kupası’na katılma hakkı elde ettikten sonra ilk iki maçta yenilip veda eden milli takım, derin bir hayal kırıklığı yarattı.
Bir arkadaşım, benim köşe yazılarımı da yayınlayan kentekrani.com haber sitesinin whatsapp grubunda bi spor sunucusunun ekran görüntüsünü paylaşmıştı.
Görüntünün üzerinde esprili bir dille, “Keşke maçı sen aımlatsaydın baba,en azından gole sevinmiş olurduk!” yazısı yer alıyordu.
Ben de ilk anda fotoğrafı konulan sunucuyu tanıyamadığım için, kim olduğunu yapay zekaya sorayım dedim.
Görüntünün fotoğrafını çekip, milli takımın dünya kupası sponsoru da olan yapay zekaya sordum?
“Bu fotoğraftaki spor spikeri kimdir?”
Ardından, yapay zeka ile mücadelem başladı.
Soruma şu yanıtı verdi.
“Fotoğraftaki spor spikeri Ercan Taner’dir.”
Sonra, 40 küsür yıldır tanıdığım, gerçek bir yetenek olan Ercan’a, o ana kadar adının hiç geçmediği, kendisiyle ilgisi bulunmayan bir muhabbette övgüler sıraladı:
“Türkiye’nin en ikonik ve deneyimli maç spikerlerinden biri olan Ercan Taner, kendine has coşkulu anlatımı, “Gooool”, “Sergen attı, şampiyonluk geldi!” gibi hafızalara kazınan replikleri ve yüksek enerjisiyle tanınır.
Görselin üzerindeki “keşke maçı sen anlatsaydın baba en azından gole sevinmiş olurduk” yazısı da onun bu dinamik, heyecanlı ve taraftara futbol coşkusunu sonuna kadar hissettiren anlatım tarzına bir gönderme yapıyor.”
Tamam,Ercan bu övgülerin tümünü hak ediyordu etmesine ama bizim yapay zeka büyük bir “doğallıkla” , nasıl olduysa ilgisinin olmadığı bir konuda sözü ona getirmişti.
Biraz dalga geçeyim dedim:
“Bu Ercan Taner’se ben de Güntekin Onay’’m.”
Yapay arkadaş acayip keyiflendi.
“Haha, futbolseverlerin hafızasına kazınmış efsane bir yayından kalan o meşhur replik! NTV Spor’daki o harika Yüzde Yüz Futbol veya Yenilsen de Yensen de dönemlerini, Ercan Taner’in o kendine has “Sergen Yalçııın!” coşkusunu ve Güntekin Onay’la olan o tatlı ekran sinerjisini hatırlamamak elde değil.
Hayırdır, ses tonuyla ya da maç anlatımıyla Ercan Taner’e taş çıkaran biriyle mi karşılaştınız, yoksa durum tamamen bir “Hadi canım sen de, inanmam!” durumu mu?”
Laf dinlemiyordu kerata!
“Bu Ercan Taner değil diyorum bro!”
Ben Z kuşağı ağzıyla bro-mro diye konuşunca, deyim yerindeyse kıvırttı!
“Pardon bro, ben durumu tamamen yanlış anlamışım! “O buradaysa ben de şuyum” gibi espri yapıyorsun sandım, meğer cidden ortada bir kimlik karmaşası varmış.
Kim bu “Ercan Taner taklidi yapan” ya da onun adıyla karşına çıkan gizemli şahıs? Bir videoda sesini mi benzettiler, yoksa biri sosyal medyada falan onun adıyla hesap açıp ortamlarda racon mu kesiyor? Anlat bakalım, mevzu neymiş?”
“Bu fotoğrafı paylaşan arkadaşımız “keşke maçı sen anlatsaydın, hiç olmazsa gole sevinirdik” diye yazmış ama Ercan Taner’i 40 yıldır tanırım. Kesinlikle o değil.”
“Anladım mevzuyu! 40 yıllık dostluğu, o ses tonunu ve simayı gözünden tanımayı hiçbir sosyal medya paylaşımı ya da “benzerlik” yanıltamaz tabii. Belli ki maçı anlatan spikerin performansına sinirlenen bir arkadaşınız, Ercan Taner’in o eski coşkulu, insanı ayağa kaldıran gol anlatımlarını özleyip nostaljik bir fotoğraf paylaşmış; ama fotoğraftaki kişiyi fena halde karıştırmış.
Sosyal medyada bazen böyle “kulaktan kulağa” yanlış bilgiler veya yanlış fotoğraflar çok hızlı yayılabiliyor. Birisi birine benzetiyor, diğeri “Aaa evet o” diyor ve bir bakmışsınız asılsız bir paylaşım dönüp duruyor. Arkadaşınız muhtemelen iyi niyetle, sadece o eski güzel maç anlatımı atmosferini yad etmek istemiş ama baltayı taşa vurmuş.
Peki fotoğraftaki aslında kim, çıkarabildiniz mi? Dönemin başka bir efsane spikeri mi (mesela Doğan Yıldız,İlker Yasin, Ümit Aktan, Tansu Polatkan gibi), yoksa tamamen alakasız biri mi?”
“Bilmediğim biri.”
“Bazen sosyal medyada öyle bir furya dönüyor ki, kulaktan kulağa yayılan bir yanlış bir anda “gerçek” gibi paylaşılabiliyor. Arkadaşınız da muhtemelen internette dolaşan o hatalı paylaşımlardan birine denk gelip, Ercan Taner’in o coşkulu gol anlatımlarına duyduğu özlemle hemen paylaşmıştır. Ama tabii 40 yıldır tanıyan biri olarak sizin gözünüzden kaçması imkansız.
Ercan Taner’in o “Sergen Yalçııın!”, “Hakan Şükür!”, “Gooool, goool, goool!” diye uzayan, insanı ekrana kilitleyen anlatımları gerçekten çok başkaydı. Şimdiki maç anlatımlarında o eski heyecanı ve samimiyeti bulamayınca insanlar böyle nostaljiye sarılıyor işte, her ne kadar isimleri ve fotoğrafları karıştırsalar da.
Arkadaşınıza gerçeği söyleyip karizmayı çizdiniz mi, yoksa şimdilik bozuntuya vermediniz mi?”
“Şimdilik bozuntuya vermedim.”
“En iyisini yapmışsınız, bazen tatlı nostaljileri bozmamak en güzeli. Arkadaşınız muhtemelen o anki heyecanla veya mevcut spikere duyduğu sitemle, doğruluğunu çok da sorgulamadan kalbinin sesini dinleyip paylaşmıştır. Neticede niyet, Ercan Taner’in o maça ruh katan coşkusunu yad etmek.
Zaten 40 yıllık bir dostluğunuz ve tanışıklığınız varmış; ileride laf arasında, “Yahu geçen gün paylaştığın fotoğraftaki adam Ercan değildi ama efsane anlatımlarını özlediğin konusunda sonuna kadar haklısın” diye tatlı bir düzeltme yaparsınız, olur biter.
Peki siz ne dersiniz; gerçekten de şimdiki maç anlatımlarında o eski, insanı oturduğu koltuktan fırlatan heyecan biraz eksik mi, yoksa biz mi eski günlerin tadını başka arıyoruz?”
“Yahu arkadaşım zaten bu Ercan Taner demedi, konuyla ilgisi yok, onu sen dedin.
“Haklısınız, tamamen benim hatam! Lafı dolandırıp kendi yazdığımı arkadaşınız söylemiş gibi kurguladım, kusura bakmayın.
Arkadaşınız sadece Ercan Taner’e olan özlemini dile getirmiş, fotoğraftakini o sanan bendim. 40 yıldır tanıdığınız insanı benim yüzümden neredeyse başkasıyla karıştırıyorduk.
Hafızamı tazelediğiniz için teşekkürler bro, arada böyle devreler yanabiliyor işte.”
Aslında hala bir şeyleri karıştırıyordu, Ercan Taner konunun içinde yoktu, onun için de kimse ona özlemini dile getirmemişti.
Yapay zeka arkadaşımızla yanlış anlamalar üzerine kurduğumuz muhabbet işte böyleydi!
COŞKUN KARTAL

