Site icon Kent Ekranı

İsmet HERGÜNŞEN; Diplomasi Suskun, Savaş Konuşuyor

Doğu sınırımızın hemen ötesinde süren savaş, sınırlı bir ateşkes ve barış görüşmelerine evirilmiş gibi görünse de; kuzey sahillerimizin ötesinde aynı coğrafya hala kan kaybetmeye devam ediyor. 

Dünya, bir yandan savaşın hız kestiği izlenimine kapılırken, diğer yandan gerçekte hiçbir şeyin bitmediğini görüyor.

Ukrayna Savaşı’nda ibre Rusya Federasyonu’nu işaret ediyor olabilir. Ancak ortada bir zafer yok. Daha doğrusu kazananı belirsiz yıpratıcı bir savaşın ortasındayız.

Kırım dışındaki bölgelerde tam hakimiyet kuramayan Rusya, sahadaki zorluklara rağmen Ukrayna’nın direncini kırabilmiş değil. Bu tablo savaşın neden uzadığını açıkça ortaya koyuyor.

Gelinen noktada manzara ağır. Çatışmaların çıkmaza sürüklendiği bu süreçte, her iki tarafta ölü ve yaralı sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Bu, yalnızca askeri bir başarısızlık değil; aynı zamanda insanlık adına büyük bir trajedi.

Öte yandan İran merkezli gelişmelerin Rusya’nın enerji gelirlerine dolaylı katkı sağladığı konuşuluyor. Ancak bu etki, savaşın Rus ekonomisine verdiği zararı gölgelemeye yetmiyor. Savaş uzadıkça, maliyet de giderek daha da derinleşiyor.

Diplomasi cephesinde ise tablo en az savaş alanı kadar karmaşık. 

Putin ile Trump arasında Alaska’da yapılan görüşmeden çıkan muğlak mesajlar, barış umudunu güçlendirmek yerine belirsizliği artırdı. 

Zaten bugüne kadar yapılan görüşmelerden somut bir sonuç çıkmaması da bu umutsuzluğu besliyor.

Avrupa cephesine baktığımızda ise daha da çetrefilli bir durum söz konusu.

Açıkça dile getirilmese de Avrupa’nın bu savaşa dair ne istediği net değil. NATO’yu doğrudan harekete geçirecek bir irade de henüz ortaya konabilmiş değil. Bu durum, Avrupa’yı zor bir tercihin eşiğine getiriyor.

Bir yanda İran meselesinde ABD’ye mesafeli duran bir Avrupa, diğer yanda Ukrayna’yı ayakta tutmak için ciddi kaynaklar harcıyor. Bu ikili tutum, aslında kıtanın stratejik bir kararsızlık içinde olduğunu gösteriyor.

Kiev–Moskova–Vashington hattında ortak bir dil oluşturamayan Avrupa’yı, önümüzdeki dönemde ABD ile ilişkilerinde zorlu bir süreç bekliyor. Üstelik Donald Trump’ın öngörülemez çıkışları, bu denklemi daha da kırılgan hale getiriyor.

Peki, bundan sonra ne olacak?

ABD etkisindeki NATO’nun önceliklerinde Avrupa’nın yeri ne olacak? Daha da önemlisi, Avrupa kendi güvenlik mimarisini yeniden inşa etmeye cesaret edebilecek mi? Bu soruların henüz net bir cevabı yok.

Gerçekçi olmak gerekirse, savaşın kısa vadede sona ermesi zor görünüyor. Rusya’nın geri adım atması da, Ukrayna’nın toprak kaybını kabullenmesi de kolay ihtimaller değil.

Bugün için tek somut çözüm ihtimali, Ukrayna’ya güçlü güvenlik garantileri verilmesi ve NATO üyeliği yolunun açılması gibi görünüyor. Aksi halde bu savaş, uzun yıllar sürebilir ve çok daha fazla can kaybına yol açabilir.

Tarih, çoğu zaman kazananları yazar. Ancak bu savaşta tarihe yalnızca ülkeler değil, teknolojiler de not düşülecek. Yapay Zeka, bu savaşın sessiz ama belirleyici aktörlerinden biri olarak yerini alacaktır.

Son sözse; barış umudu besler mi?

İsmet HERGÜNŞEN

Exit mobile version