ABD Başkanı Donald Trump, aylar süren askeri gerginlik ve topyekün savaş tehditlerinin ardından bugün yaptığı açıklamayla Tahran’a yönelik politikasında radikal bir değişikliğe gitti. İran ile iki haftalık bir ateşkes üzerinde anlaşıldığını duyuran Trump, İran’ın sunduğu 10 maddelik yeni teklifi “müzakere edilebilir bir zemin” olarak niteleyerek, Washington’ın yeni dönemde İran liderliğiyle “yakın bir çalışma içinde olacağını” ilan etti.
Yeni Bir Dönemin Eşiğinde: “Daha Makul Bir Liderlik”
Beyaz Saray’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Trump, İran’daki mevcut yönetim yapısının son askeri operasyonlarla birlikte kökten değiştiğini iddia etti. Trump, “Zaten rejim değişikliğini gerçekleştirdik. Önceki radikal kadroları devre dışı bıraktık. Şu an karşımızda çok daha farklı, çok daha makul ve radikallikten uzak bir grup insan var,” diyerek İran liderliğine yönelik beklenmedik övgülerde bulundu.
Trump, İran’ın artık ABD için bir nükleer tehdit oluşturmadığını savunarak, “Önümüzde bize altı ay içinde nükleer silah fırlatacak bir ülke yok,” dedi. Yaptırımlar konusunda da esneme sinyalleri veren Başkan, İran’ın masaya getirdiği yeni önerilerin ardından ekonomik kısıtlamaların kaldırılabileceğini ima ederek şu ifadeleri kullandı: “Eğer bu iş birliği devam ederse, İran halkının ve ekonomisinin üzerindeki yükleri konuşmaya hazırız. Onlarla birlikte çalışacağız ve bu süreci harika bir noktaya taşıyacağız.”
“Medeniyeti Yok Etme” Tehdidinden Ateşkese
Bu diplomatik manevra, bölgenin tarihindeki en karanlık gecelerden birinin hemen ardından geldi. Sadece 24 saat öncesine kadar Başkan Trump, Tahran yönetimine yönelik tarihin en sert ültimatomunu vermişti. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda, İran’ın taleplerini kabul etmemesi durumunda “koca bir medeniyetin bu gece yok olacağını ve bir daha asla geri gelmeyeceğini” belirterek dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getirmişti.
Gerginliğin merkezinde, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması ve küresel enerji arzını felç etmesi yatıyordu. ABD ve İsrail’in İran altyapısına yönelik ağır hava saldırıları sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki düğümün çözülmesi için yürütülen gizli diplomasi sonuç vermişti. Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan ve İran lideri Mücteba Hamaney’in de onay verdiği belirtilen ateşkes anlaşmasıyla, boğazın yeniden trafiğe açılması ve gemi geçişlerinden İran ile Umman’ın belirli ücretler alması konusunda mutabakata varılmıştı. Pentagon’un devasa bir bombardıman hazırlığı içinde olduğu bir sırada gelen bu ani geri adım, bölgedeki askeri hareketliliği bir nebze olsun dindirdi.
Piyasalarda Trump Baharı: Türkiye ve Küresel Tepkiler
Ateşkes ilanıyla birlikte küresel piyasalar derin bir nefes aldı. Savaş tehdidiyle rekor seviyelere tırmanan petrol fiyatları, Trump’ın “birlikte çalışacağız” açıklamasının ardından hızla gerilemeye başladı. ABD borsaları kayıplarını geri alırken, risk iştahı yeniden arttı.
Türkiye piyasaları da bu son gelişmelere olumlu tepki verdi. Orta Doğu’da bir nükleer savaş ihtimalinin ortadan kalkmasıyla Türk lirası, dolar karşısında değer kazandı. Borsa İstanbul, özellikle enerji maliyetlerinin düşeceği beklentisi ve bölgesel ticaretin yeniden canlanacağı umuduyla günü %4’ün üzerinde bir yükselişle kapattı. Ekonomistler, Türkiye’nin komşusundaki bu ani yumuşamanın enflasyon baskısını azaltabileceğine ve cari açık üzerinde olumlu etki yaratacağına dikkat çekiyor.
Ateşkes Kalıcı Bir Barışa Evrilebilir mi?
Trump’ın bu “yüksek dereceli dönüşü”, tipik bir “maksimum baskı ve ardından gelen büyük pazarlık” taktiği olarak yorumlanıyor. Ancak bu kez durum daha karmaşık. Başkan’ın “rejim değişikliği yaşandı” iddiası çok tartışmalı.
Ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesi için iki kritik engel bulunuyor: Birincisi, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokundan tamamen vazgeçip vazgeçmeyeceği; ikincisi ise İsrail’in bu yeni “ılımlı” sürece ne kadar tahammül edeceği. Trump’ın İran liderliğini övmesi, Tahran’a bir çıkış yolu sunsa da bölgedeki milis güçlerin ve İsrail’in güvenlik endişelerinin nasıl dizginleneceği belirsizliğini koruyor. Yine de “medeniyet yok etme” söyleminden “birlikte çalışma” vaadine geçilmesi, Orta Doğu için en azından diplomatik bir soluklanma alanı yaratmış durumda. Barışın kalıcılığı, önümüzdeki iki haftalık ateşkes süresince İslamabad’da yapılacak müzakerelerin derinliğine bağlı olacak.

