Önemli kimlik belgelerinin alınmasında vesikalık fotoğrafların son 6 ayda çekilmiş olması talep edilir.
Yeryüzünün vesikalığı epey eskimişti. 1972 yılında Apollo 17 ekibi tarafından çekilmişti. Neyse ki fotoğrafın bu kadar eski olmasına evrende itiraz eden bir makam pek olmadı.
Sonuçta dünyamızın, evimizin güncel vesikalığı 54 yıl sonra güncellendi. Bu yenisi epey idare eder her halde.
Yeni fotoğraf da çok güzel. Hem de vesikalığın sahibi varlığa aradan geçen 54 yılda hoyratça davranılmasına, iklim değiştirecek kadar onca vurdumduymazlığa rağmen.
Önceki vesikalık “Mavi Mermer” diye adlandırılmıştı. Öylesine güzeldi ki, evrendeki masumiyeti ne kadar narin olduğunu da ortaya koymuş çevrecilik dediğimiz anlayış özellikle o fotoğraftan sonra başlamıştı.
Son vesikalık, Ay’a yolculuk yapan Artemis II uzay aracından çekildi. Güneş sisteminin dışından solgun mavi bir zerrecik gibi görünen üzerinde neler neler yaşadığımız bu gezegen kameraya 160 bin kilometreden poz verdi.
Yeni kimlik fotoğrafı de aynı narin ve masum güzelliği yansıtıyor. Sera gazlarından ötürü atmosferi hasar gördüğünden yüzünde birazcık solgunluk da var sanki.
Yeni vesikalığa biraz dikkatli bakıldığında atmosfer derken yüksek mi yüksekte kalın bir katman olarak algıladığımız tabakanın ne kadar ince olduğu narin bir çizgiyle kendini belli ediyor.
Bu tabaka dünyanın çapının binde sekizidir. Dünyanın toplam kütlesinin ise milyonda birine denk gelir.
Dünyayı bir elma olarak düşünün; atmosfer elmanın kabuğundan da incedir.
İşte biz bu narin tabakaya fosil yakıtlarla sürekli karbondioksit dumanı salıyoruz.
İklim değişikliği ile aksırıp tıksırıyor zavallı.
Bütün bunlara rağmen mübarek yeryüzümüz fotoğraf çekilirken hoş bir gösteri de yapmış. Dünya’nın o anki duruşunun tepesinde yerden kuzey kutbu olarak algılanan bölgede aurora borealis yani kuzey ışıkları yeşil bir çizgi olarak belirivermiş.
Kendisine onca nankörlük yaptığımız bu gezegen yine de hala anlayana küçük bir sürpriz ya da armağan sunmayı ihmal etmemiş.
Bu arada aya yeniden insanlı araçla iniş yapıp yüzeyinde insan evlatlarının dolaşıp keşif yapmasına olanak sağlayacak olan Artemis II uzay aracının bu yazı hazırlandığında yaklaşık 260 bir kilometre yolu daha vardı.
İkisi Amerikalı biri Kanadalı 3 kişilik ekip Ay’a 6 Nisan günü varacak.
Ve Cengiz ERDİL’den;
MAVİ GEZEGENİN VESİKALIĞI ÜZERİNE BİR DENEME…
Önce uzaya ilk adımını atan insanoğlunu unutmamamız lazım derim. Sovyet Kozmonot Yuri Gagarin maviden kapkaranlık bir aleme adım attığında dünya medyası renklere pek alışkın değildi, Gagarin; gördüğünü mutlaka belgelemiştir ama döneminde bağlı olduğu güç şeffaf sayılmazdı. Bildiğini de kendine saklamayı marifet sayıyordu.
“Mavi Mermer” denilen dünyanın vesikalığını en güzel haliyle 1972 yılında Apollo 17 ekibi tarafından çekilmiş, Ancak ondan önce AY’dan da medya alemine düşen fotosunu unutmamak lazım. Neyse; “Vesikalık vesikalıktır, biyometrik fotosu daha çekilmedi, yapay zeka bunu da yapar” diyerek devam edelim.
ABD- Sovyetler Birliği arasında rekabete dönen uzayda köşe kapma yarışında, halkla ilişkileri en iyi kullanan tarafın da kim olduğu böylece ortaya çıktı. Uzayda toplu iğne başı gibi duran bu gezegenin mavileri kuşanmış, en şık haliyle reklamının yapılması sinema endüstrisinin ağa babası ABD’ye nasip oldu.
Ancak bize göre çok, uzay zamana göre kısa bir süre önce, bu fotoğraf insanoğlunun elinde olsaydı, Galileo Galilei tükürdüğü yalamayacaktı. “Dünya düzdür!” diyenleri, Engizisyon Mahkemesi yargılamayacak, cayır cayır yakmayacaktı.
Aslında dünyanın elbisesi olan atmosfer farklılığı yaratıyor. “Vay be buradan böyle görünüyormuş” derler ya; dağları, denizleri tıraşlanmış gibi gösteren işte bu mavi elbisedir. Yoksa atmosfersiz bu dünya yamru yumru bir şey!
Bu dünyanın uzayda ufacık bir nokta olduğunu düşünen aklı başında insanlar uzay fotoğraflarıyla da karşılaşınca, altını şu başlıklarla doldular; yazı fotoğrafı böylece tamamlamış oldu;
“Dünya tek evimiz, koru ki yaşayalım”
“Gezegen B yok”
“Doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz”
“Kaynakları değil, israfı bitir”
“Son ağaç kesildiğinde anlayacaksın”
Dünyada dinozorlar 60 milyon yıldan fazla hüküm sürdü, şunun şurasında 40 bin yıllık tarihi olan insanoğlu ise dünyaya yapmadığını bırakmadı. Uzaydan dünyanın merkezi Ortadoğu’ya bakınca, ne dediğimi anlarsınız herhalde.
