Site icon Kent Ekranı

Dünya

ABD Başkanı seçildiğinde Rusya- Ukrayna savaşı bağlamında ‘savaşları bitireceği’ iddiasında bulunan Donald Trump,  şimdi ise savaş tamtamları çalıyor.  Kanada ve Grönland’ı ilhak söylemlerinden sonra Venezuela’ya operasyon yapan Donald Trump, ekürisi gibi gözüken İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’yla beraber Ortadoğu’yu ateş altına aldı.

Trump, en son dün ‘Savaşa hayır’ diyen İspanya örneğinde olduğu gibi kendisinden yana olmayana da ‘ceza’ kesiyor. 

Dünya’da kimin eli kimden güçlüyse onun hegemonyası hakim oluyor. 

9

İran,  geçen haziranda çıkan 12 Gün Savaşı’ndan sekiz ay sonra yeniden ABD ve İsrail’in saldırısına uğradı. Gerekçe ise İran’ın ‘nükleer silahlanmasını tamamlama’ aşamasında olması! Trump,  ‘İran’ın ABD’ye ulaşabilecek nükleer füzeler geliştirdiği’ iddiasının yanı sıra rejimi devirme amacıyla da kendisini tetikleyen İsrail’le birlikte savaş açtı.

Dünya bir kez daha uluslararası hukukun yerinde yeller estiği bir sistemin utancıyla karşı karşıya kaldı. 

Toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde de ‘kınama’ dışında yine gelişme olmadı. 

İRAN’DA VAR İSRAİL’DE YOK MU?-

Nükleer silahların yarattığı tahribat 2. Dünya Savaşı’nda ortaya çıkmıştı.  

Hitler’in nükleer silah hazırlığında olduğu tahminiyle Manhattan Projesi’ni başlatan ABD amacına ulaştı, Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası yağdırdı. Bunun yarattığı katliamın yanı sıra Sovyetler Birliği’nin de aynı güce kavuşmasından sonra ABD nükleer teknolojinin sadece barışçıl amaçlı kullanılması için harekete geçti. 

Ülkelerin nükleer silahlanmaması için Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu kuruldu (1957) .

Birleşmiş Milletler bünyesinde Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) imzaya açıldı (1968). 

ABD’DEN REAKTÖR-

ABD bu sürede İsrail gibi dostu devletlere küçük çaplı nükleer araştırma reaktörleri verdi.  Şah Rıza Pehlevi iktidarındaki İran, bu soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı ABD’nin müttefikiydi. ABD, ‘Barış için atom’ kapsamında İran’a 1955’te nükleer reaktör sattı. Uluslararası Atom Enerjsi Ajansı’na üye olan İran, Tahran’da ilk nükleer araştırma merkezini ve   nükleer araştırma reaktörünü kurdu. İran 1970’de  NPT’yi de imzaladı.  

Ancak İran’da 1979’da Şah Pehlevi devrilip yerine İslam Cumhuriyeti kurulunca işler tersine döndü. İran, ABD ve İsrail için tehdit sayıldı. İran için de ABD ‘Büyük Şeytan’ , İsrail ‘Küçük Şeytan’ oldu.

İslam devriminin Lideri Ayetullah Humeyni’nin dini gerekçelerle sıcak bakmamasıyla ara verilen nükleer çalışmalara Irak’la savaşan İran yeniden başladı. 

2002’de devrim muhaliflerinin İran’ın uranyum zenginleştirdiği ve ağır su ürettiği açıklamasıyla nükleer silah krizi ateşlendi. İran nükleer silah geliştirmeye çalışmakla suçlandı.

Geçen yıl 12 gün süren savaş,  şimdi 6’ncı gününde. 

Hiç kimse nükleer silahlanma ve kullanma yanlısı olamaz. Ancak;
Uluslararası alanda nükleer silahlarının bulunduğu bilinen İsrail NPT’yi dahi imzalamadı, sürekli yan çizdi.

Kurulduğu 1948’den itibaren  ‘varoluşsal tehdit’ gerekçesiyle nükleer harekete geçen İsrail’in elinde Dimona Nükleer Reaktörü bulunuyor. NPT’yi imzalamadığı için İran’a yapılan denetim mekanizması İsrail’de uygulanamıyor.

Haber : Zeynep Nurten UZER

Exit mobile version