Antalya denilince akla gelen masmavi kıyı şeridini ve kalabalık plajları bir kenara bırakın. Şimdi sizi, Akdeniz’in göğe uzanan parmakları arasına gizlenmiş, zamanın sustuğu, sadece rüzgârın ve toynak seslerinin konuştuğu bir “saklı kıtaya” götürüyorum: Eynif Ovası.
Jeolojik Bir Dev: Ovanın Doğuşu (Polye)
Eynif, Toroslar’ın kucağında 90 bin dönümlük devasa bir kâse. Antalya’nın İbradı ilçesinde, denizden yaklaşık 1100 metre yükseklikte yer alan bu ova, jeolojik adıyla bir polye.
Milyonlarca yıl boyunca kireçtaşı dağların, yer altı sularının aşındırması ve çökmesiyle oluşan bu karstik yapı, doğanın mühendislik harikası. Kışın yağan karlar ve yağmurlarla dev bir aynaya, yani geçici bir göle dönüşür. Bahar gelince, ovanın dibindeki gizli düdenler (yer altı boşaltım kanalları) suları yutarak Manavgat Çayı’na taşır ve ova milyonlarca sarı çiçekle bezenmiş bir atlasa dönüşür.
Eynif’in Asıl Sahipleri: Yılkı Atları ve Vahşi Hiyerarşi
Eynif’i bir efsaneye dönüştüren, toprağı döven o hür toynaklardır. Ancak bu atların hikâyesi, sanıldığından çok daha katmanlıdır.
İki Çağın Karşılaşması
Eynif’teki sürüler tek bir soydan gelmez. Bir yanda Osmanlı döneminde “Sipahi” ocaklarından ve savaşlardan sonra doğaya bırakılan asil savaşçıların genleri, diğer yanda ise hüzünlü bir modernleşme hikâyesi vardır:
Makineleşmenin Terk Ettikleri: Taktör ve makinelerin devreye girmesiyle, yüzyıllardır insanın yükünü çeken atlar “işlevsiz” kalarak ovaya bırakıldı. Bugün Eynif’te, imparatorluk mirası olan vahşi atlarla, makineleşmeye yenik düşen emekçi atların torunları aynı özgürlük için bir arada yaşıyor.
Sürüdeki Kadim Düzen: Hiyerarşi
Onları izlemek, doğanın sert hiyerarşisine şahitlik etmek demek. Her sürünün başında, ailesini kurtlardan ve diğer rakip erkeklerden koruyan lider bir “Aygır” bulunur. Sürünün güvenliği ondan sorulur. Kışın dondurucu ayazında karı toynaklarıyla kazıyarak ota ulaşan bu canlılar, insan yardımı olmadan hayatta kalmanın en saf halidir. Eğer şanslıysanız, bir tayın sürünün ortasında, koruma çemberi altında attığı o ürkek ilk adımları görebilirsiniz.
Modern Bir Göçebelik: Gökkuşağı Buluşması (Rainbow Gathering)
Eynif’in bu özgür ruhu, 2022 yılında tüm dünyadan gelen bir topluluğa da ev sahipliği yaptı. Rainbow Gathering (Gökkuşağı Buluşması) adı verilen bu topluluk, ilk kez 1972 yılında ABD’de “sevgi, barış ve hiyerarşisiz bir yaşam” hayaliyle ortaya çıktı.
Dünyanın dört bir yanından gelen modern göçebeler, paranın geçmediği, ticaretin yasak olduğu ve tamamen paylaşım üzerine kurulu bir kamp kurdular. Eynif’in seçilme nedeni ise o vahşi, sınır tanımayan karakteriydi. Atların toynak sesleri, kamp ateşinin etrafındaki şarkılara karışırken; kadim doğa ile modern insanın huzur arayışı bu ovada birleşti.
Tarihin Taş Mührü: Tol Han ve Kesikbel Yolu
Ovanın tam kalbinde, zamana direnen bir taş anıt yükselir: Tol Han. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat’ın mirası olan bu han, antik Kesikbel Yolu üzerindeki kervanların en önemli sığınağıydı. Bugün tavanı gökyüzü olan bu taş kemerlerin arasından bir yılkı atının süzülüşünü izlemek, tarihin ve doğanın tek bir karede eridiğinin en somut kanıtıdır.
Yol Notları: Keşif Tutkunlarına Tavsiyeler
Nasıl Gidilir? Antalya merkezden yola çıkıp Akseki-İbradı yolunu takip ederek veya yeni açılan Demirkapı Tüneli ile Akdeniz neminden İç Anadolu serinliğine geçerek ulaşabilirsiniz.
Ne Yapılır? Atları uzaktan, sessizce izleyin. Onların “kişisel alanına” saygı duymak, bu özgürlüğe tanık olmanın ilk kuralıdır. Asla korna çalmayın.
Ne Yenir? Ormana’nın meşhur düğmeli evlerini gezdikten sonra yerel keçi peyniri ve bölgenin özgün bal ve reçellerini tatmadan dönmeyin.
Kameranın Ardındaki Ruh: Saklı İzler
Eynif Ovası bir kaçış, bir uyanış ve doğaya bırakılan hüzünlü bir emanet. Bu satırların ötesine geçmek, rüzgârın o vahşi atların yelelerindeki sesini duymak isterseniz; kadrajımıza sığdırdığımız belgeselimizi Saklı İzler YouTube kanalımızda izleyebilirsiniz.
Unutmayın; bazı yerler sadece gidilerek değil, ruhuyla hissedilerek keşfedilir. Bir sonraki “Saklı İz”de buluşmak üzere…
‘Saklı İzler ‘
Selahattin NİZAM

