Yükte Hafif, Pahada Ağır: KAJU

0

Yükte Hafif, Pahada Ağır: KAJU

KAJU severek yediğimiz bir çerez.
Ben yerfıstığıgiller familyasından olduğunu düşünüyordum.
Yanılmışım.
Sakızağacıgiller familyasındanmış.

Anavatanı Brezilya olan Kaju Portekizli denizciler tarafından dünyanın birçok ülkesine taşınmış. En yoğun olarak yetiştirildiği yerler, Ekvatoral iklimin egemen olduğu coğrafyada yer alan, Hindistan, Vietnam, Nijerya, Fildişi Sahilleri gibi ülkeler.

KAJU meyvesi dış görünüşüyle bizim Amasya elmasını andırıyor. İçinde çekirdek yok. Zira çekirdek meyvenİn içinde değil dışında gelişmiş.
Her Kaju meyvesinden sadece bir adet fıstık çıkıyor.
Bir ağaç’tan yılda 200 kilo meyve, dolasıyla az miktarda fıstık elde ediliyor.

Sulu, süngerimsi, et şeklindeki elması çok çabuk bozulduğundan ve ekonomik değere sahip olmadığından, reçel, marmelat ve likör yapımında değerlendiriliyor.

Hindistan’ın batı sahillerine yaptığımız gezide Mangolore’ye uğruyoruz ve burada bir fabrikada KAJU fıstığının nasıl işlendiğini görüyoruz.
Elma şeklinde büyüyen meyvenin ucunda gelişen, böbrek ya da fasulyeye benzeyen,çift kabuklu çok sert bir çekirdek olan Kaju fıstığının, önce o çok sert kabuğunun yumuşatılması gerekiyor. Bunun içinde 3-4 saat buhar kazanlarında tutulması gerekiyor.

Kabuk burada gevşedikten sonra kırılma makinalarına gönderiliyor. Yine de öylesine sert ki , tam olarak kırılamıyor sadece birkaç yerinden çatlıyor. Gerisi Hintli kadınların emeğine
kalıyor.

Nüfusunun %43’ü açlık sınırının altında yaşayan Hindistan’da , kadınlar her işte çalışıp aileye katkıda bulunmak zorunda. Kız çocuklar aileye büyük yük. Zira kız tarafı evlilik öncesinde damadın ailesine 200.000 Rupi ( yaklaşık 5000 Euro ) başlık parası yada drahoma benzeri bir para ödemek zorunda

Kadınlar ve kızlar bunu karşılayabilmek için buldukları her işte çalışıyorlar. Kaju fabrikasındaki işçilerin çoğunluğunu da bu yüzden kadınlar oluşturuyor.

Çatlamış Kaju kabuklarını kırıp içinden fıstığının çıkartılması son derece zahmetli bir iş. Kabuğu soymak da yetmiyor ikinci bir kabuk ve zarın da çıkartılması gerekiyor. Üstelik bu işi yapanlar, canım çekti diyerek ağızlarına bir tane bile fıstık atarlarsa fena halde canları yanıyor.. Ya para cezası alıyorlar ya işlerine son veriliyor.

Sanırım Kaju’nun bu kadar pahalıya satılmasının nedeni de işlenmesindeki bu zorluk. Ancak gezdiğimiz fabrikanın iptidai şartlarda çalışan bir yer olduğunu belirtmem gerek.

Güçlü bir antioksidan, olan Kaju, bağışıklık sistemini koruyucu özelliklere sahip, ancak alerjik etkisi olduğu da biliniyor.

Hemen hatırlatalım…
Kavurma işlemi kapalı alanda yapılırsa çıkan duman, ciğerleri ciddi biçimde tahriş edebiLiyormuş.

Faydalarına gelince…
Hem meyvesi hem fıstığı mineral ve vitamin açısından çok zengin.

Araştırmalara göre Kaju, diş çürümelerine sebep olan bakterilerin yok olmasına yardımcı oluyor. Diş apsesini kurutuyor.. Gözleri zararlı ışınlarına koruyan önemli bir antioksidan içeriyor. Doymamış yağ asitlerine sahip ve beyindeki oksijen sirkülasyonu artırıp hafıza gelişmesine yardım ediyor. Trigliserit seviyesini azaltarak kalp hastalıklarını önlüyor. Kemik yapısını güçlendiriyor…
Daha ne olsun…
Boşuna dememişler.
Pahalıdır vardır hikmeti.
Ucuzdur vardır illeti.

Başak DOĞRU/Gazeteci-Bizans ve İstanbul Araştırmacısı

 

Başak DOĞRU/kentekrani

Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız

www.kentekrani.com 22 Mayıs 2021

Video Editing: Oğuz HAKSEVER

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here