1 Mart 1923… Atatürk… Türkiye Büyük Millet Meclisi… Tarihi konuşma… 

0
151
9 Eylül 1923’de Yunan denize dökülmüş, saltanat kaldırılmış ancayk cumhuriyet henüz kurulmamıştı.
Yeni devletin temellerinin atıldığı TBMM’nin bugün bir ziyaretçisi vardı.
 Meclis Başkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın eşi Latife Hanım TBMM’ye giren ilk Türk kadını oluyordu.
Ziyareti Kemal Paşa uzun zamandır istiyordu. Ülkenin geleceğinde kadınların da önemli rol almasını arzulayan Kemal Paşa, eşi Latife Hanım’ın da bu konuda öncülük yapmasını teşvik ediyordu.
Bursa Milletvekili, din ve siyaset adamı Şeyh Servet Efendi’nin (Akdağ) daveti üzerine Meclis’e gelen Latife Hanım dinleyici locasında Rus Elçisi Semyon Aralov ve eşi, Amerikan Viskonsülü Robert İmbrie ve eşi, Afgan Elçisi Sultan Ahmet Han, Fransız Albay Mougin, Ankara’daki yabancı misyon şefleri, yabancı muhabirler, mülki ve askeri yetkililerle birlikte oturumu izledi.
Daha sonra Başkanlık Salonu’na inen Latife Hanım milletvekilleri ve yabancı elçilik görevlileri ile uzun uzadıya sohbet etti.
Sovyet Büyükelçisi Aralov’un anılarında o günü ve latife Hanımı şu sözlerle anlatıyordu:
Latife Hanım her yere, bu arada Büyük Millet Meclisi’ne de yüzü açık olarak gidiyordu. Bu durum eski İslam geleneklerine bağlı fanatikler arasında ona karşı bir nefret uyandırıyordu. Ama Latife Hanım bunlara aldırmıyor ve bildiğinden şaşmıyordu. (Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları- Semyon İvanovic Aralov)
Hakimiyet-i Milliye gazetesi bu ziyareti okurlarına şöyle duyuruyordu:
 Büyük Gazi’nin muhterem refikaları Lâtife Hanımefendi dün (1 Mart 1923) Büyük Millet Meclisi’nin esna-yı müzakeresinde hazır bulunmaları hiç şüphesiz ki Türk kadınlığının pek yüksek muvaffakiyetini fîlen teyit eden bir adım oldu. Çünkü Lâtife Hanımefendi, Büyük Millet Meclisi müzakeratında bulunan ilk Türk kadını olmuşlardır. Dün saat bir buçuğa doğru Paşa Hazretlerinin refakat zabiti Mahmut Bey’le Meclis’e gelen Lâtife Hanımefendi, Bursa Mebusu Şeyh Servet Efendi’nin imzaladıkları duhuliye varakası (giriş kartı) ile Meclis’e girmişler ve herkesin hürmetleri arasında yukarıya çıkarak süferanın (elçilerin) bulunduğu yerde Meclis müzekeratını dinlemişlerdir.
Paşa Hazretlerinin nutuklarından sonra Lâtife Hanımefendi, Riyaset Salonu’na gelmişler ve mebuslarımızla sefaret erkân tarafından karşılanarak her biriyle uzun uzadıya görüşmüşlerdir. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri refika-i muhteremelerini henüz kendisiyle tanışmamış olan zevata takdim etmişlerdir. Bu tanışma ve bu musahabe (söyleşi) herkeste pek derin ihtisasat bırakmıştır. Lâtife Hanımefendi de Büyük Millet Meclisi’ni ziyaretten mütevellit memnuniyet ve ihtisasatından (izlenimlerinden) müteaddit defalar bahsetmişlerdir. (Hakimiyet-i Milliye gazetesi 2.4.1923)
O gün Meclis’in 4. yasama yılını açış konuşmasını yapan Mustafa Kemal Paşa’nın gündeminde bugün olduğu gibi aşı ve karantina uygulamaları da vardı. Paşa henüz cumhuriyet bile kurulmadan düşüncelerini şöyle anlatıyordu:
“Efendiler,
İçişleri hakkında açıklamalarımı burada tamamlayarak sağlık işlerine geçiyorum. Ülkenin sağlık durumu Allah’a şükür sevindirici bir durum göstermektedir. (Elhamdülillah sesleri) Sağlık ile ilgili çalışmalarımızın önemli bir kısmı salgın hastalıklardan korunmaya ve bulaşmanın önlenmesine sarf edildi….
Salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı insanları koruma konusunda büyük hizmetleri görülen, aşıların hazırlanması ile uğraşan hıfzıssıhha kurumu üstün bir başarı ile çalışmalarını sürdürmekte ve hastalıklarla savaşta yararlı hizmetler yapmaktadır….
1921 yılı içinde, üç milyon kişilik çiçek aşısı yapabilen Sivas Kurumu geçen yıl içinde beş milyon kişilik çiçek aşısı, 537 Kg. kolera, 477 Kg. tifo aşıları üretmiş ve bunlar halka yeterli bir şekilde yapılmıştır. Halen İstanbul ve Sivas’ta bulunan her biri bakteriyoloji laboratuvarı, kimya. laboratuvarı, aşı istasyonu ve kuduz tedavi merkezinden kurulu hıfzıssıhha müesseselerinin üçüncüsü de bu yıl Diyarbakır’da kurulacak ve böylece hastaların uzak yerlere gitmelerinden doğacak sakıncalar ortadan kalkacaktır….
Bulaşıcı hastalıklara karşı önemli bir savaşın aracı olan temizlik ve etüv araçları gittikçe çoğaltılmakta ve düşman tarafından zarar görmüş olanlar onarılmakta, var olanlar ise yenileştirilmektedir…
Bu arada, çeşitli yollarla dışarıdan gelecek salgın hastalıklara karşı korunmak için sınırlarımızda karantina yeri projesi de incelenmektedir….
Sadece bulaşıcı ve mikrobik hastalıklara yakalananların tedavi gördüğü hastahanelerin bulunmamasının ülkemiz için büyük bir eksiklik olduğu düşünülerek bu yıl İstanbul’da ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde 5 adet bulaşıcı hastalıklar hastahanesinin kurulması ve açılması sağlık programımıza konmuştur”
(Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Büyük Millet Meclisi Konuşmaları https://www.tbmm.gov.tr/)
Kaynak:Independent Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here